Demokrasinin farklılıklarla zenginleşmesi, uzlaşma kültürünün artırılması, siyaset üstü dili yaygınlaştırarak katılımcı çözümlerin geliştirilmesi amacıyla Güç Birlikleri kurmalıyız. Kent sorunlarına duyarlı vatandaşların hemşerilik hukuku ile bir araya gelmesi ve çözüm yolunda aktif rol almasını amaçlamalıyız.

Sivil Toplum örgütlerinin birlikteliklerinin artırılarak yerel yönetimlerin karar alma mekanizmalarında baskı gücü oluşturmalarını hedeflemeliyiz. Kent kimliğine ilişkin değerlere; ‘tarih, kültür, sanat, doğal hayat, çevre, ekonomik ürünler…’ sahip çıkmak ve gelişmelerini sağlamakta gözetici ve yanlış alınan kararların düzeltilmesi yolunda sorumluluk bilinci ile davranmalıyız.

Kent kaynaklarının etkili, verimli, amacına uygun ve adil kullanımına katkıda bulunmamız gerektiği gibi bu konuda gözetici olmalıyız ve sorumluluk sahibi olanları şeffaf ve hesap verebilir olmaya davet etmeliyiz. Kent kimliği ve değerleri yaratmak, uluslararası ölçeklerde ses getirecek, kentin tanıtımına katkıda bulunacak çalışmaların içinde aktif görevler almalıyız. Tüm çabamız yaşadığımız ve çocuklarımıza bırakacağımız Mersin için olmalı.

Mersin dünyanın en güzel kentlerinden biri; Büyükşehir olmasına rağmen diğer büyük kentlerde yaşanan karmaşa burada yok yaşam nispeten daha kolay insanı yormuyor huzur veriyor, insanları barış içerisinde kardeşçe yaşıyor, denizi, doğası, tarihi ile cezp ediyor. Ancak ne yazık ki hak ettiği değeri yakalayabilmiş değil arzu ettiğimiz gelişmişlik düzeyine henüz gelemedi ve bu kentin hali hazırda çözüm bekleyen sorunları var, yatırım bekleyen birçok alan olduğu gibi beklentilerimize ters düşen karşı durmamız gereken bu kentle özdeş olmayan yanlış olarak değerlendirdiğimiz yatırımlar mevcut.

 Kentle ilgili alınan kararlara halkın daha çok dâhil olmasını ve tepkilerine ya da taleplerine daha çok kulak verilmesini temenni ediyoruz. Bu amaçla bireysel çabaların yetersiz kalacağını örgütlü sivil toplum oluşumlarının, lobi çalışmalarının daha etkili olacağını biliyoruz. Ve geçmişe nazaran kentli duyarlılığının arttığını çok farklı kesimlerden insanların gönül bağları ile bir araya geldiğini ve seslerini daha iyi duyurabildiklerini, kamuoyu oluşturarak caydırıcı güç olabildiklerine sevinerek şahit oluyoruz. Mersin geçmişe oranla sahipsiz değil. Kentin tüm değerleri uzun bir süreden beri yapılan her yanlışa karşı örgütlü ya da bireysel ses çıkarıyor, tepki veriyor. Birbirini hiç tanımayan, daha önceden yolları kesişmemiş insanlar bir araya geliyorlar. Üstelik ne yazık ki ülke olarak geldiğimiz noktada yani kutuplaşmaların arttığı toplumsal yapı içerisinde bunu başarabiliyorlar; esnafı, tüccarı, eğitimlisi eğitimsizi, farklı siyasi, etnik ve inanç yapılarında olan insanlar tüm farklılıklarını bir kenara koyarak bir araya gelebiliyorlar.

Bir kentin çarşıları o kentin tarihidir, kültürüdür ve şehrin yüzüdür. Oysa bakıyoruz ki Mersin çarşıları bakımsız, ilgi ve cazibe merkezleri olmaktan çok uzakta. AVM’lerin sayılarının artması Çarşı esnafının kazancını sekteye uğratmakta birçok esnaf kepenk kapatmak zorunda kaldı. Nesli tükenmekte olan meslek dalları var onlara destek olarak bu meslek dallarını yaşatarak bir hafızanın yok olmasının önüne geçebiliriz. Çiçek pasajında başlayan revizyon çalışmalarının tüm çarşıyı kapsamı içine alarak devam ettirilmesini bekliyoruz.

 Mersin’in turizm açısından hak ettiği yerde olmadığını ve turizm kentleri ile yarışabilecek doğal güzelliğe, tarihe, inanç örgüsüne sahip olduğu halde yeterli ekonomik veri getirememiş olması önemli bir sorun ve çözülmesi için mücadeleyi hak eden bir konu başlığı. Binlerce ören yeri ve 328 kilometre sahili ile Mersin neden Marsilya, Nice ya da Barselona gibi çekim merkezi olmasın ya da çok uzağa gitmeye gerek yok Mersin’in Antalya’dan geri kalır yanı olmadığı halde neden otel yatırımları Mersin’e yapılmıyor neden kent turizm ile anılmıyor.

Yatırımların artırılması, istihdam alanlarının genişletilmesinin yanındayız ancak yeterince betonlaşan Mersin’de bazı alanların halka kalmasını, sahil alanı, park ve bahçelere dokunulmamasını istiyoruz. 100.yıl Halk Plajı nesli tükenme tehdidinde olan Carretaların üreme ve yaşam merkezi burası yıllığı 38 bin TL ye kiraya verilmek istendi ancak basın yoluyla dile getirilen hassasiyetin tüm Türkiye’de duyulması üzerine ihale bedeli yıllık 780 bin TL çıkartıldı. Devletin kasasına giren miktar arttı ancak Mersin halkının beklentisi bu alanın özel sektöre devrinin kesinlikle olmaması idi. Şu günlerde üzülerek takip ettiğimiz 100.yıl Halk Plajı özel sektörün denetiminde yapılaşmaya açılıyor, düğün salonu inşası başlanmış, Caretaların üreme yerlerine betonlar dökülmüş orada olacak düğün salonu nedeniyle çevresel kirlilik artacak. Ses ve ışığa çok hassas olan Caretalar muhtemelen bir süre sonra o alanı terk edecekler ya da nesilleri tükenecek çok acı ve üzücü olan bu sorunun çözümü için kent dinamikleri ses çıkarmaya devam ediyor.

 Anamur Bozyazı mevkiinde kurulması planlanan balık çiftliği meselesi yeni gündem konusu Mersin’in. Şunu belirtmekte fayda var bizler Mersin Halkı olarak üretime, istihdama karşı değiliz. Ancak doğayı, denizi kirletmeden, orada bulunan antik dönemden kalma tersane kalıntılarına zarar vermeden yapılmasını istiyoruz. Balık çiftliklerinin bakir doğada tertemiz suların bulunduğu turizm bölgesi yerine örneğin liman açıklarında sahilden 10 mil uzaklıkta ve modern tekniklerle donatılmış tesislerde güvenliğinin sıkı takip ederek yapılmasını istiyoruz. Balık çiftlikleri kurulması planlanan alanlar yapım aşaması devam eden Nükleer santral bölgesine çok yakın ve bu durum ileride çok ciddi sağlık skandallarının yaşanmasına neden olabilir.

Marina içerisinde kaçak yapılaşma sonucunda kentin en estetik görünmesi gereken alanı amacı dışına çıkarılmış, AVM ve restaurant-cafelere teslim edilmiştir. Dolgu alanı üzerinde bu kadar yoğun yapılaşma ve araba park edecek yer kalmayacak kadar dolu otopark alanları ile çökme riski yaşanabileceği ve sayısız can a mal olabileceği neden hesap edilemiyor.

Yine sahil yolunun yeniden revizyonu ile toprak alanların dahi üzerinin betonla kaplanması, işlevsiz binalar ile kent artık nefes alamayacak noktaya geldi. Elli yıllık tarihi geçmişi olan Tevfik Sırrı Gür Stadı yıkılıyor dilerim orası da ranta kurban gitmez. Yeşil alanlara, kent meydanlarına ihtiyacımız var.

Tarım ürünlerinin işletileceği sanayi yatırımlarını bekliyoruz. Mersin Kazanlı bölgesi ülkenin biber rekoltesinin %70’ni karşılıyor. Silifke’nin çileği, Anamur’un muzu, Tarsus’un üzümü, Erdemli’nin limonu, yaylaların şeftalisi, inciri, Mut’un kayısı ve zeytini hak ettiği yere gelmek istiyor, üretici artık para kazanmak istiyor. Ürünlerinin Mersin de kurulacak fabrikalarda işlenmesini arzu ediyor.

Narenciye festivalinin devamının getirilmesini ve tıpkı komşumuz Adana’da yapılan portakal çiçeği festivali gibi karnavala, şölene dönüştürülmesini dünya da ilgi çeken bir festival olarak konuşulmasını istiyoruz. Mersin Uluslararası Müzik festivali bu kent için bir marka değeri şehrin kültür, sanat, sporla daha çok özdeşleşmesini istiyoruz.

Kentler sadece yol, kaldırım ve binalardan oluşan soğuk beton yığınları değildir; aynı zamanda binlerce yılın kültür ve davranış kalıplarını, yaşam biçimlerini, aşkları, sevdaları, kahramanlık öykülerini içinde barındıran canlı sosyal organizmalardır. Bu bakımdan kentler, insanlığın manevi dünyasına anlam katacak tüm kültürel, sanatsal, siyasal yaşantıların, kuşaktan kuşağa aktarılmasında tanıklık eder diyor Mersin’in yetiştirdiği bir kent değeri olan usta gazeteci-yazar-kent tarihi araştırmacısı Mirza Turgut. Evet, tam da dediği gibi kente yaşayan, nefes alan, canlı bir organizma gibi bakmalıyız ve can damarlarından beslenmesine izin vermeliyiz ki o da bize yaşam kaynağı olabilsin.

Bir avuç gönüllü güzel insan tüm taleplerin duyulması ve yerine getirilmesi için mücadele veriyor dilerim sesleri çoğalır ve duyulur. Mersin Güç Birliği bileşenlerinin içinde yer almaktan onur duyuyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.