Mersin’de, 24 Kasım-2 Aralık 2018 tarihleri arasında bir kitap fuarı vardı. Yenişehir Fuar Alanı’ndaki bu görkemli ve umut verici sosyal etkinliğe üç farklı günde, üç farklı saat aralığında katılma şansım oldu.

Gözlemleyebildiğim kadarıyla edebi kitaplar daha çok ilgi gördü. Dinî veya siyasi kitapların da okuyucusu vardı; öğrenciler, istemeye istemeye test kitaplarını da satın alıyordu. Fakat roman, öykü ve şiir kitaplarını inceleyen, okuyanların sayısı daha fazlaydı. Bunun nedeni belki de insanların, muhtemelen gerçek yaşamın acımasızlığından kaçmak, yeni ve mümkün bir dünyanın kapılarını aralamak istemesi olabilirdi. Edebiyat ile hayal kurup farklı bir yaşama tanıklık etmek kim bilir ne kadar hoş bir duyguydu.

Fuar oldukça kalabalıktı. Gelenler arasında gençlerin çoğunluğu oluşturması sevindiriciydi. Öyle ki bu kalabalık nedeniyle kimi zaman fuar alanına girmekte zorlandığım bile oldu.“Kitap okumuyoruz! Gençler hiç kitap okumuyor!” diyenlerin fuar alanını görmelerini, gençlerin stanttaki görevlilerle iletişimini dinlemelerini isterdim. Gençler kendi ilgilerine, zevklerine, beklentilerine uygun kitapları okumak istiyorlardı. Ayrıca fuarın son günlerinde, yakışıklı ve genç bir yazarın imza etkinliği için kuyrukta sabırsızca bekleyen yüzlerce genç kıza da tanık oldum. O yakışıklı yazar geldiğinde genç kızların heyecan çığlığı bütün fuar alanını inletti.

Kitap kokusunu sadece ben seviyorum sanırdım. Kitap standındaki çoğu kişi, arka kapağını okuduktan sonra kitabı açıyor ve bir iki saniye kitabın kokusunu içine çekiyordu. Demek ki kitabı hissetmek, birçok kişi için hâlâ önemliydi. Bundan birkaç yıl önce e-kitapların basılı kitapların yerini alacağı, hatta basılı kitapların tarihe karışacağı söyleniyordu. Fakat görünen o ki kitap kokusu, sayfalara dokunmak, ayraç kullanmak; kokusuz ve ruhsuz tabletlerden daha çekici geliyor bize.

Zaman hızla değişiyor. Kitap dışında bilgiye ulaşmanın sayısız yolu var artık. Sözgelimi cep telefonları ile insanların her an bilgiye ulaşması, hatta bu bilgiyi yayması olanaklı. Kitap okumak, eski popülerliğini yitiriyor gibi. Buna rağmen özellikle edebi kitaplar hâlâ ilgi çekiyor. İnsanlık, bütün zor zamanlarında edebiyata sıkı sıkı sarılmış. Savaşların, baskıların, ekonomik bunalımların yaşandığı dönemlerde hem edebiyat üretimi hem de okuyucusu artmış. Geçmişten günümüze edebiyat, hayal kurmamızın, duyguları fark etmemizin, empati kurmamızın en önemli yollarından biri olmuş. Yaşadığımız zorlukları aşmak için bir oksijen maskesi olmuş ve olmaya devam ediyor edebiyat. Bunu da yine kendimizle baş başa kalıp kitaba sarıldığımızda gerçekleştirebiliyoruz.

Mersin Kitap Fuarı, edebiyatın insanlar için ne kadar önemli olduğunu tekrar hatırlattı bana. Fuar, özellikle gençlerin okuma heyecanı taşıdığının, hayal kurmaya gereksinim duyduğunun da bir kanıtıydı adeta. Çoğu zaman popüler yazarların kitaplarına, renkli ve cıvıltılı kapaklara, şaşırtıcı başlıklara aldansalar da gençlerin kendi okuma serüvenlerini oluşturacaklarını, okuya okuya kendileri için doğru olan kitapları seçmeye başlayacaklarını düşünüyorum. Bırakın birileri “Gençler hiç kitap okumuyor! Ben gençliğimdeyken…” diye nutuk çekmeye, karamsarlık tohumları ekmeye devam etsin. Gençlik kendi gereksinimlerine göre kendi yolunu inşa edecek, umutlarımızı yeşertecektir. Yeter ki gençlere güvenelim, onların kendilerini gerçekleştirmelerine fırsat verelim.

Son olarak e-kitabın bir olanak olduğunu düşünüyorum. Ancak kitabın değerini kitap okuyanlar bilir. Bir çiçeği okşar gibi kitabı okşamak ve de kokusunu almak başka bir şey...

Mersin’de yeni kitap fuarlarında buluşmak üzere

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.