Mersin Tulumba Köprüsü’nün eski hali; D-400 yolunda sahile yatay trafiği devam ettiren bir köprü ve köprünün altını yayaların da kullandığı bir otoyoldu. Yenişehir Halkı yaz aylarının akşam serinliğinde yukarı yerleşim yerlerinden sahile doğru yürüyüşlere çıkar, köprünün altından çok rahat yürüyerek sahile inerlerdi. Köprünün dört bir etrafındaki esnaflar iş yapar, hiçbir esnafın ekmeğiyle oynanmazdı. Köprünün altında Taksi Durağı bile vardı. Dört bir yanından Halk Otobüsleri ve Dolmuşlar çok rahat ulaşım sağlardı. Sosyal hayat kış aylarında da devam eder, sahilde Park boyunca Yenişehir Halkı yağmurda bile yürüyüşlere çıkmak için eski köprünün altından geçerek sahile inerdi…

         Yeni Tulumba Köprüsü Torosların yüksek tepelerinden aşağıya doğru dikine akan suları yine dikine yapılmış bir BATTI-ÇIKTI ile BETON YIĞINI şeklinde yapıldı. İki yanına da boşu boşuna büyük masraflarla üst geçitler yapıldı. Halkın geçiş alanları, dört bir yanındaki esnafların önleri kapatıldı. Arabayla hiçbir esnafın önünde durulamıyor, geçilemiyor. Yenişehir’de sosyal hayatın en önde olan merkezlerinden biri yeni köprü ile yok edildi. Yol dört bir yandan demirlerle sarılarak kapatıldı. Geçen dönemki Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Battı-Çıktı her açıdan yanlış ve akıllara durgunluk verilen bir mühendislikle yapılmış. Yapıldıktan sonra Battı-Çıktının içinde kış aylarında sular birikti. İçinde kayık bile yüzdü. Akıl ziyanı bir iş. Düşünün ki, yukarıdan aşağıya sahile dikine akan suların akış hizasına yine dikine yapılmış bir battı-çıktı suyla dolmaz mı? Bunu bilmek için mühendis olmak gerekmez. Resmen mühendislik rezilliği…

         Sosyal hayatı bitiren zihniyetin bir düşüncesi olarak yapıldığını önceki yıllar da kaleme almıştım. Düşünün ki; Yenişehir’in her mevsim nefes aldığı en önemli geçiş yoluna sahile doğru dikine ve battı-çıktı olarak bir köprü yapılıyor. Bu köprünün dört bir etrafı esnaflara, yayalara kapatılıyor. Kapanan dört şerit demir yığınıyla ayrıca yayalara ve esnafların kullanımına kapatılıyor. Kimse dört bir etrafından geçemiyor. Şehrin yukarısından yıllardır sahile her mevsim yürüyebilen Halk artık bu yoldan geçemiyor, yürüyemiyor, sahile inemiyor! Köprünün solunda kalan Edip Buran Kapalı Spor Salonunun önündeki trafiği dolanmak insanlar için çözüm değil. Köprünün sağındaki D-400 yolu trafiğinden uzun mesafe yürüyüp geçerek sahile inmek de çözüm değil. Üst geçitler sadece iki taraftan karşıdan karşıya geçiriyor, ama sosyal hayata bir çözüm değil. Çünkü sahile doğru üst geçit yapılamıyor! Yeni Köprü yayaların ve trafiğin doğal yaşamını öldürdü. Sosyal hayatı bitirdi. İnsanlara 25 Yıllık TARSUS Belediyeciliğinde olduğu gibi; EVİNDEN ÇIKMA, YÜRÜME, AKŞAMDAN EVİNE KAPAN, Sabah Kalkıp ROBOT Gibi Bizim Yaptığımız Yolardan Geç, Bölgedeki İçkili Restoranlara GİTME, EĞLENME, YAŞAMA…” demenin, Halkı eve kapatmanın yollarından biri de Mersin’de bu şekilde uygulandı. Cemaatleri, tarikatları besleyen ve koruyan zihniyet yol aldığı her yerde; hayatın doğal güzelliklerini böylece bitirip, yerli Halkın yaşam kültürlerini yok edip, yeni ve gerici yaşam şeklinin temelini mühendislikle bile atabiliyor. Ve en acısı; demokrat, cumhuriyetçi, laik zihniyette bu gerçekleri analiz edebilecek, anlatabilecek, karşı çıkabilecek, durduracak hiçbir çalışma yapmıyor! Biz söylüyoruz, Biz yazıyoruz, Biz kötü oluyoruz. Seçtiklerimiz gelecekle ilgili endişelerimizi anlamak istemiyorlar, uyardığımız her konuyu eleştiri olarak algılıyorlar. Çünkü yanlış yaptıklarını, ya da yanlışa ses çıkarmadıklarını kendi hesapları uğruna çok iyi biliyorlar…

         23 Ocak 2020 Mersin Büyükşehir Hafif Raylı Sistem (METRO) Tanıtım Toplantısı

         Toplantıya katıldım. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Okan MERZECİ döneminde Dere ve Su yataklarına döşenen BÜYÜK MENFEZLERE Metro Tünelinin denk gelip gelmediğini ve su yataklarının yaratacağı sorunları nasıl çözeceklerini sordum, Mersin’de olabilmesi yüksek Sel tehlikesi endişemi dile getirdim. Çünkü tanıtımı yapanlar yerin 25 metre altından tünel kazılacağını anlattılar. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz üzere Metro Tüneli Tulumba Köprüsüne denk gelen yerde  “V” şeklinde Mersin 1(M-1) denilen yerden başlayacak. Toplantıda böyle anlattılar. Bu bölge yoğun trafik kavşaklarıyla, Mondros Deresi (Müftü Deresi) yatağı ve her iki tarafı sahile sıfır gelen Hilton ve Askeri Kışla’nın olduğu yerlerdir.

         Toplantıda ortamı germek istemedim, istedim ki, anlatımcı Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Halil KURİŞ döneminde olması gerektiği gibi yapılan eski Tulumba Köprüsünün; RANT İÇİN BOŞU BOŞUNA YIKILDIĞINI ve yenisinin yukarıda anlattığım gibi sosyal hayatı bitiren, yüksek yatırımlarla, borçlarla yapılan yanlışlığını anlatsın. AMA NAFİLE!  ANLATMADILAR! Ve salonda Benden başka hiç kimse yine bir yanlışın ve yolsuzluğun üzerinin örtüldüğünün farkında değildi. Bu yanlış köprü yüzünden, battı-çıktı olarak yapıldığı için bu bölgede Metroda iki defa “v” “^”şeklinde güzergâh değiştirerek tünel açmak zorunda kalacaklarını bile söylemediler! Yatay bir şekilde devam etmesi gereken tünel; battı-çıktı yüzünden “v” şeklinde iki defa kıvrılıp zikzaklı yolla devam edecek… TABİ YAPILABİLİRSE?

         Dediğim gibi; toplantıda gerginlik yaşatmak istemedim, ama sorduğum soruları dikkatli dinleyenler bu konuları irdeleyeceğimizi anladılar. 10 gün geçti, bekledik, belki bir yetkili kişi arar da; en azından önemli soru soran birkaç insanla görüşürler diye. Ses seda yok. Biz yine de projeyi hazırlayan firmaya şehrimizin geleceği için soralım;

1)Neden Mersin’in sadece FİZİKİ HARİTASI üzerinde tanıtım yaptınız?

2)Bu harita projenizin 2018 yılındaki eski ÇED Raporunda kullandığınız harita değil mi?

3)Neden TRAFİK YOLU HARİTASI fotoğraflarını kullanmadınız?

4)Güzergâhları ayrıca neden TRAFİK YOLU HARİTASINDA anlatmadınız?

5)Tulumba Köprüsü gerçeğinin konuşulmaması ve İNSANLARIN İKAMETLERİNİN BULUNDUĞU YERLERDEN tünelin geçeceğini bilmelerini istemediğiniz için mi yol haritasında göstermediniz? 

6)En önemlisi tanıtımda kullandığınız bu fiziki haritaya göre; Tulumba Köprüsü civarından geçecek Metro Tünelini neden çok yukarıdaymış gibi fiziki haritada çizdiniz?

7)Neden Bize anlattığınız DEĞİŞTİRDİĞİNİZ YENİ PROJE için baştan ÇED Raporu müracaatı yapmıyorsunuz? Bu raporla yapılmasına onay almazsanız Metro Projesini baştan mı hazırlayacaksınız?
 

         Eğer 7. Sorumdaki 2018’de başlayan Metro Projesi prosedür sürecini, proje değiştiği halde 2020’de aynı evraklarla devam ettirdikleri bu süreçle özellikle Mersin’in geleceğini zamandan çalıyorlar demektir. Bana göre ilk 5 yıllık CHP’li belediye buna göz göre göre fırsat veriyorsa; kasıtlı olarak dışarıdan veya içeriden yönlendirmeyle oyalanma sürecidir derim, bu görüşümü herkes bir kenara yazsın lütfen…

         İstiyorlar ki; kimse sorgulamasın! Kimse yanlışları anlatmasın! Kimse yorum yapmasın! İnsan gibi, adam gibi, yaşadığı şehrine sahip çıkarak, yanlış yapılmasın diye; can güvenliği, ekonomi, sosyal çevre için endişe ettiklerini soran ve sorgulayan hiç kimse olmasın istiyorlar! Herkes sussun istiyorlar! Her şeyi “Ben bilirim, Ben nasıl istiyorsam o şekilde yapılacak, konuşan, soran, sorgulayan bizden değildir…” mantığıyla huzurlu bir belediye yönetimi ve huzurlu bir yerel yaşam olmaz. Doğrular birleşerek, doğrular hayat bularak huzur gelir. Sorgulayana resmen kindar bakışlar, yanındakiyle el sıkışıp, sorgulayan insanlarla tokalaşmamalar, uzak duruşlar, hatta niye yorum yapıyorsun diyecek kadar ileri giden tavırlar, hareketler ve söylemler. Parti Üyesi olan Basın Mensuplarıyla hiç konuşmadan, olayları doğru analiz etmeden  Parti DİSİPLİN MADDELERİNE SIĞINARAK hesaplaşmalar! CHP Yönetimine böylesine herkese SINIR GETİREN bir yaklaşımla iş yapmaya kalkışmak, basit konularla dile düşmek ve hala susmayıp her platforma insanları hak etmedikleri şekilde suçlamak hiç yakışmıyor. O halde herkese eşit davranın, yanlış yapmayın; Bizler de yanlışları bulup sormayalım. Eğer bir insanın şahsına küfür ve hakaret edilmişse, Hukuka başvurulur. Adalet aranır. Basın Mensuplarının tamamını aynı kefeye koyarak sürekli azarlar gibi her platformda konuşulmaz.Yaşadığı şehrin geleceği için sorgulayan Bizleri; herkesle aynı kefeye koymaktan lütfen vaz geçiniz. Bizler iktidarın, dış güçlerin yıllardır yanlışlarını sorguluyoruz, desteklediğimiz yönetimleri de uyarmak, Halkın sesini duyurmak, Bizlerin vatandaşlık ve mesleki görevimizdir. Unutmayın ki, sessizliğin hüküm sürdüğü yerlerde hayat bitmiştir. Ses hayattır. HAKARET VE KÜFÜR OLMADIKÇA; İNSANLARI İNSANLARIN SİZLERE VERDİKLERİ YETKİNİN GÜCÜYLE; SORMADAN, ÖĞRENMEDEN, KULAKTAN DOLMA LAFLARLA YARGILAMAYIN. Bu yüzden şehrimizin nabzını tutan seslerine sahip çıkınız, kucaklayınız. O zaman her şey istişare içinde çok daha güzel ve doğru yapılır, sorun olmaz, çevrenizdeki yalakalar, üç kuruşluk menfaatçilerde çalışmalarınızı basitleştiremez. Bizler de sizleri hak etmediğiniz şekilde eleştirenlere, hakaret ve küfür edenlere karşı; o zaman yazı yazmasını doğrularınızı anlatmasını da biliriz. Ama böyle davranmakla kolumuzu, kanadımızı, kalemimizin davasını kırıyorsunuz, bizleri bile kendi içimizde ayrıştırıyorsunuz…

         Vahap SEÇER’e şöyle söyledim; “Sadece hafif raylı sistem kararınıza biraz sevindim, çünkü Metroya karşıyım. Nüfusu 2 Milyon bile olmayan Mersin’e hiçbir METRO çeşidi doğru değil. Ben TRAMVAY Sisteminin D-400 üzerinde eski Otogardan, Erdemli Limonlu Kavşağına kadar yapılması kanaatindeyim. D-400 tatil, yaz aylarında trafikte rahatlatılsın Mersin’e yeter. Endişem bir sonraki seçimlerde bu iş yüzünden seçim kaybedebilirsiniz ve Şehrin alt katmanlarında sahile doğru dikine akan sularına istinaden katmanlarda yapılacak YATAY METRO TÜNELİNE doğal yapı uygun değildir.  Basınç çok yüksek olur, tünelde su birikir. Bu yüzden yer altından Metro Tüneli yapılmasına karşıyım. Hafif Raylı Sistem de aslında bir Metro. Metro çeşitlerinden sadece birisi, maliyeti biraz düşük, tek farkı bu. İşiniz çok çok zor, başarılar dilerim, ama endişelerim devam ediyor, tanıtım çok eksik ve yanlışları vardı…” dedim.

         Toplantıdan sonra öğrendim ki, ÇED Raporunda sorduğum MENFEZLER ve Su Yatakları Bana verilen yanıtın tamamı için değilmiş. Anlatımcı sorduğum soruya; “pek de menfezlerle karşılaşmadık, zaten tünel menfezlerin altından geçecek” bile dedi. Çok şaşırdım, uzatmadım. Anladım ki, rapor eski ve eksik tutulmuş. Ve TÜNELİN MENFEZLERİN ALTINDAN GEÇECEK OLMASI Ben de daha büyük endişeler yarattı.  Meğer sadece Mezitli’den Tulumba Köprüsüne kadar ki bölgede MENFEZLER incelenmiş. Köprüden eski Otogara kadar, birçok su yatağının bulunduğu yerleşim yerlerinde alt çalışma raporu hazırlanmamış. OLMADI! Bizlerin samimice, Büyükşehir Yönetimini ve Şehrimizi koruyucu sorgulamalarımız ve endişelerimize önlem alınması gereken konular böyle geçiştiriliyorsa, şimdi endişem daha da artmıştır. Bunları düşünebilmek için mühendis olmaya gerek yok. Mühendislik hesaptır, hesabı uyarsa yapar. Uymazsa zorlayarak ta yapar, ama sonuçları ağır olur.

         DÜŞÜNÜN Kİ, SULAR SAHİLE DİKİNE AKIYOR, DENİZ SUYU DA ŞEHRİN YERÜSTÜ MESAFESİNE ULAŞTI, SEL TEHLİKESİ İKİ TÜRLÜ DEVAM EDİYOR, METRO TÜNELİ Dikine Uzanan DOĞAL KATMANLARA YATAY YAPILACAK, SU YATAKLARINDA MENFEZLER VAR ve TÜNEL MENFEZLERİN ALTINDAN GEÇECEK. BÖYLE BİR İMAR YAPISI NASIL ÜST ÜSTE SAĞLAM KALABİLİR? Nasıl Sulu Katmanlarda Kayma Endişesi Duyulmaz, SORMAMAK, SORGULAMAMAK ELDE DEĞİL!

         Aylardır önemle sorduğum soruyu da sordum; yukarıdan aşağıya sahile doğru akan suların yatay yapılacak Metro’da yolları kesilir, sular yol bulmaya çalışır, su basmalarına sebep olur, bunu nasıl çözeceksiniz? Metro tünelinin altından su biriktirme tünelleri yapacaklarını anlattılar. Su toplama tünelleri de yapsanız BASINÇ iki taraflı devam edecek ve su yatakları kendi etrafında yol bulmak için sıkışmalarla sızacaktır. Doğal akıntıların tamamını su tüneline yönlendiremezsiniz. Bu sızıntılar nerede birikme yaparlarsa oralarda zamanla sorun çıkarır. Ayrıca Hilton Bölgesi sahile sıfırdır, o bölgede yerin 25 metre altından “V” şeklinde aynı tünel içinden GİDİŞ-DÖNÜŞ Raylı Sistemi geçirmek Mondros Deresinin yatağını hesap edersek, zaten her İKİ YANI DOLDURMA SAHİL OLDUĞUNDAN ne kadar sahilden YUKARI ALANA TÜNELİ ÇEKERSENİZ ÇEKİN ileride çok büyük tehlike yaratır. İleride yeni yapılan Tulumba Köprüsüne kadar, D-400 trafiğini bile 68 Seli gibi şehri ikiye bölecek bir sorunun temelini atmış olabilirsiniz. Tüneli iki defa “V” şeklinde zikzaklamanız bile böyle bir endişeyi projeyi yapanlarında gördüğünün göstergesidir. Bu doğru yaklaşımımla anlaşıldığı üzere, yeni yapılan Tulumba Köprüsünün Battı-Çıktı olarak dikine yapılmasının yanlışlığı bir kez daha KANITLANMIŞ oluyor. Hâlbuki eski yıkılan köprü kalsaydı şimdi Metro için bu sorun hiç değerlendirilmeyecekti! Metro “V” şeklinde değil, dümdüz D-400’ün altından veya yakınından geçebilecekti…  Yukarıdan dikine sahile doğru akan suların dengesi bozulduğunda, yeraltında toprağın yumuşaklığından denge bozulduğunda olabilecek yer yer çökmelerden, binaların kayma tehlikesinden, tüneller yerleştirilirken trafik sorunlarından, işçi can güvenliğinden, maliyetinden, yaratacağı doğal kayıplardan vb. sorunlardan söz bile etmiyorum. Metro’nun birçok ince hesabı daha var, ama en başta yeniden geleceği tehdit eden bu bölgenin yer altı hesaplarının baştan yapılması, yeniden her yönüyle doğru raporlanması gerekir.

         Büyükşehir Yönetimine tavsiyem; tüm çalışmalarınızı baştan ve en doğru ince hesaplarla yapınız. Hatta bana kalsa Battı-Çıktı yapılan yeni Tulumba Köprüsünü yıkar, baştan eski haline çevirir, Yenişehir’e yeniden hayat veririm. Ve METRO Projesinin de tamamını TRAMVAY olarak hazırlatır hiç RİSKE GİRMEDEN hayata geçiririm.Özellikle belirteyim; ADANA şehrini katlettikleri ve ikiye böldükleri gibi yüksekten geçen tramvaydan bahsetmiyorum. Normal D-400 trafik yolundan düz zeminde taşıma yapacak, trafik ışıklarında durup, geçecek tramvaydan bahsediyorum. İkinci fotoğrafta olduğu gibi, Üniversite ve Otogar Tramvay Projesi Metro Tüneli yerine de uygulanmalıdır. İleride felaketler olacağına, Tramvayın sesini dinlemeye razıyız. Hava kirliliğine gelince tüm taşıtlar zaten hava kirliliği yapıyor. Ayrıca fotoğrafta da görüldüğü gibi; 11 ayrı durak yapılıp yer altı kazılıp duraklar için ayrıca yüksek masraflar olacağına, trafik ışıklarında duran ve kalkan masrafsız, yer altı katmanlarına zarar vermeyen Tramvaylar en doğru seçenektir.  Ve Metroda 11 adet durakların yapılacağı kavşaklar Mersin trafiğinin kilit duraklarıdır bu sorunların tünel yapılırken çözülmesi mümkün değil. İstediğiniz kadar tanıtımınızda Profesörlerden, Mühendislerden ve raporlarından bahsedin. Mersin’de yaşayan Halk kendi yaşam şekline göre en iyisini, en doğrusunu bilir. Başından beri aylardır bir iddiam daha var ki, MERSİN HALKI YERİN ALTINA İNİP METROYA BİNMEZ. Bu konuda her gerçek birçok sorunları doğurur, metronun maliyetini gelirden çıkaramazsınız. MESKİ gibi çıkmaza girersiniz. Ve tanıtımda, her Metro Durağında çekim alanı diye anlatılan iniş-biniş yerlerinde çevre dostluğundan hiç bahsedilmedi, AĞAÇLANDIRMA SIFIRDI, projenin tüm fotoğraflarında BETONLAŞMA Had SAFHADA… Bu kadar net yanlışlıkların ve olası felaketlerin, ayrıca yüksek masrafın olacağı, önümüzdeki seçim sonucunu da riske atacak olan Mersin Metro Projesinin yeniden gözden geçirilmesini temenni eder, Mersin’de yapılacak çok daha önemli işlerin olduğunu hatırlatarak başarılar dilerim…

Saygılarımla.

 

Beyhan BALABAN

Cumhuriyet’in KALEMİ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.