Geçen hafta yazdığım “Denizci Mersin / Mersin’in denizcileşmesi” isimli yazım tahminlerimin çok ötesinde ilgi gördü. Telefon, mesaj ve e-posta kanalıyla pek çok olumlu tepki ve değerli görüş aldım. Katkıda bulunanlara zahmetleri için çok teşekkür ederim.
 

Mersinlilerin özellikle denizcilik konusuna bu kadar sahip çıkmaları beni fevkalade umutlandırdı ve geleceğe daha güvenle bakmamı sağladı.

Denizcilik’ten vazgeçmek yok! Bugün konuya devam edeceğim.

Özellikle son yıllarda Doğu Akdeniz inanılmaz bir hızla gündeme oturmaya başlamıştır. Hem de bizim açımızdan sorunlu bir biçimde...

Bu durum da Mersin’in önemini, Kıbrıs Barış Harekâtı dışında, hiç olmadığı kadar artırmıştır.

Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İsrail yanlarına bazı Arap ülkelerini ve elbette ki emperyalist batıyı da alarak (ABD, İngiltere, AB) Doğu Akdeniz’deki doğal gaz ve petrol arama, çıkarma ve ticaretini yapma çalışmalarını sürdürmektedirler. Bu faaliyetleri yürütürken Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) hakkı olan alanlara da tecavüz etme girişimleri vardır.

Amaçları ülkemizi tamamen saf dışı bırakarak denizin altındaki tüm enerji sahalarına ve doğal kaynaklara sahip olmaktır.

Doğu Akdeniz’de yukarıda zikredilen ülkeler dışında Rusya’nın da tasavvurları vardır. Suriye’deki mevcut durum da bu konudan bağımsız düşünülemez. Ayrıca Rusya’nın Suriye’de Tartus deniz üssü olduğu da unutulmamalıdır.

Çin ise bir küresel güç olarak hem genel manada hem de Bir Kuşak Bir Yol (One Belt One Road-OBOR) projesi gereği bölgeyle üst seviyede ilgilidir.

İngiltere’nin GKRY’deki askerî üssü yetmezmiş gibi Fransa da GKRY’de askerî üs inşası için faaliyete geçmiştir.

Hâsılı, eksiksiz ve istisnasız bütün dünya Doğu Akdeniz’dedir.
 

Tüm bunlara ilave olarak ve ilişkili biçimde, Doğu Akdeniz, dünya siyasetinde müthiş bir paylaşım, varlık gösterme ve güç ispatı alanı olarak ortaya çıkmıştır. Ve bu alan askerî çatışma riskini de barındırmaktadır.
 

Konunun uzmanları Akdeniz’de bize ait olan deniz karasularımızı yani “mavi vatan”ımızı belirlemek, korumak ve tescil ettirmek için Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmemizin şart olduğunu söylüyorlar. Eğer MEB ilan edilmezse karasularımızın yani mavi vatanımızın 150 bin kilometrekaresini kaybedeceğiz.

Rakamı bir defa daha yazıyorum ki unutulmasın: 150 bin kilometrekare. Yani mevcut vatan topraklarımızın beşte biri kadar inanılmaz büyük bir alan!

MEB ilan edilirken Akdeniz’e sahildar olan ve aramızın bozuk olduğu Suriye, Mısır ve Libya ile anlaşmak öncelikli gerekliliktir.

Şer ittifakı olan Yunanistan, GKRY ile İsrail’i ve işbirlikçilerini devreden çıkarmak lazımdır.

Doğu Akdeniz, çok önemli bir devlet konusudur ve devlet politikaları uygulanarak tüm haklarımız korunarak çözülmelidir. Ayrıca ülkemiz aleyhine bir oldu-bittiye de müsaade edilmemelidir.

Yukarıda Doğu Akdeniz’deki mevcut durumu çok çok özet olarak vermeye çalıştım. Elbette ki her konuda olduğu gibi bu konuda da ülkemizin hakları, fayda ve menfaatleri birinci önceliğimiz ve kaygımızdır.

İşte Doğu Akdeniz’de yer alan şehrimiz Mersin, mevcut konjonktürde Türkiye için çok önemli bir şehir konumundadır. Hem askerî, hem jeostratejik, hem jeopolitik hem de ekonomik/ticari açılardan...

Mersin’e Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e açılan en önemli kapısı olması itibarıyla, Akdeniz’in “serhat şehri” demek yanlış olmayacaktır. Mersin, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’a uzanan “koç başıdır”. Memleketimizin, milletimizin ve devletimizin en önemli dayanak noktasıdır.

Mersin, ülkemiz için ileriki yıllarda çok çok önemli ve hayati millî görevler üstlenecektir. Bunu her gören göz fark etmektedir. Şehrimizi ekonomik/ticari potansiyeli ve askerî gücü ile bu büyük görevlere şimdiden hazırlamalıyız.

Bu konuda şehrimizin tüm bileşenleri ve paydaşları, elbette ki Valiliğimiz, devletimiz ve hükümetimizle eşgüdümlü olarak, çalışmalara başlamalıdır.

Büyükşehir belediyesi, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), ilgili sivil toplum kuruluşları ve diğer tüm paydaşlar bu amaç üzerinde çalışmalıdır.

Mersin halkı denizcileştirilmelidir. Muhakkak. Gecikmeksizin. Kaybedecek zamanımız yoktur.

İlk iş büyükşehir belediyesi bünyesinde Denizcilik Daire Başkanlığı’nın kurulması olmalıdır. Bu konuda büyükşehir bünyesinde nitelikli ve değerli bürokrat kadroları vardır. Yapılacak iş çoktur, geç kalınmamalıdır.

Bu daire klâsik yapılanma dışında yukarıda zikredilen amaç doğrultusunda ve şehrimizin ihtiyaçları da gözetilerek özel olarak yapılandırılmalıdır. Konuyla ilgili uzmanlarla görüşerek hem ülkemiz hem de şehrimizin menfaatleri dikkate alınarak yeni bir organizasyon şeması oluşturulmalıdır.

Bununla eş zamanlı olarak, derhal, tüm bileşenlerle birlikte çok hızlı bir şekilde Mersin halkına denizcilik bilinci verilmesi konusunda projeler hazırlanmalıdır. Bu konuda büyükşehir Denizcilik Daire Başkanlığı inisiyatif almalıdır. Denizciliğin önemi Mersinli hemşehrilerimize çok iyi anlatılmalıdır. Mersin halkının konuya dâhil olması ve benimsemesi başarı için hayati önem ve değerdedir.

Konu, kamuoyuna ve halka mal edilmelidir.

Geleceğimiz denizlerdedir.

Doğu Akdeniz’de ülkemizin yüksek millî menfaatlerini korumak ve şehrimizin de her alanda gelişimine katkı sağlamak için tüm Mersin tek ses, tek yürek, tek yumruk olmalıdır.

Haydi, hep birlikte göreve!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.