Sevgili dostlar merhaba

Mersin’de bulunan hemen hemen tüm sivil toplum kuruluşları bünyelerinde çeşit çeşit vitrin mankenleri barındırır. Hem de bunlar öyle mankenlerdir ki, vitrin mankeni üreten veya satan firmaların bile ağızlarını açık bırakırlar.

Bu mankenler, ürün yerine kendilerini ve isimlerini teşhir ederler. Bin bir emek ve hayal ile üyesi oldukları STK’ların bünyesinde kendi isimlerini ve yüzlerini teşhir etmek için yaşayan bu arkadaşlar, bana sorarsanız dikkatlice bakılırsa Türkiye’min gerçek yüzünü bize gösterirler. Sorsanız hepsi o STK bünyesinde çalışmak, bu ülkeye, bu şehre, Mersin’e katkı sağlamak için yaşarlar. Fakat bu vitrin mankeni arkadaşlar ile biraz konuşursanız, aslında hiç de öyle bir amaçları olmadığını, amaçlarının o STK’yı bir zıplama tahtası olarak kullanmak olduğunu; asıl amacın kendi isimleri olduğunu anlayabilirsiniz.

Bu vitrin mankeni arkadaşların ortak özellikleri vardır mesela. Hepsi basında yer alan fotoğraflarda yer almak için birbirleri ile tepinirler.  Bir diğer ortak özellikleri ise bağlı oldukları STK toplantılarını kaçırmamaktır. Alakalı, alakasız hiçbir toplantı kaçırmazlar. Nasıl kaçırsınlar yahu? Orada isimlerini ve kendilerini teşhir edecekler…

Bir diğer ortak özellikleri ise tüm derneklere üye olurlar. Mesela bugün gazetemiz üzerinden bir kampanya yapsak ve sevgili genel yayın yönetmenim Fatih Şahin’i sevenler derneği kursak; yemin ederim bizden önce üye olur, fotoğraf makinası nerede diye bakarlar. (Dipnot: Derneğin kurulumu için önce sevgili eşi Meltem Şahin’den izin almamız gerekiyor. Sonra başımıza bela almayalım. Belasız dernek arayanlar için Esat Durak’ı veya Abidin Yağmur’u sevenler derneği alternatif olabilir)

Çok severler çevreyi çok. Hem de öyle bir severler ki… Sizi sürekli birileri ile tanıştırmak isterler. Amaç size destek olmak değildir, aman yanlış anlamayalım. Amaç orada size “ben bunu da tanıyorum” demektir. Güç gösterisidir yani. Sorsanız hepsi birer iyilik meleği. Yahu beni, avukatım ile tanıştırmak isteyenine denk geldim. Daha ne diyeyim? Hazır yeri gelmişken buradan arkamdaki sessiz gücüm; sevgili vekillerime de selam gönderiyorum.

Kendilerinin düşünceleri yoktur. Düşünceleri yerine PR (imaj, tanınırlık) çalışmaları onlar için önce gelir. Çünkü düşünce onlar için, isim yaptırmayan bir kavramdır. Düşünürlerse yüzlerini ve isimlerini teşhir edemeyeceklerini kanısına sahiptirler. Onlar vitrine çıkmalıdırlar. Çıkarlar da…

Her zaman ödül alırlar. Ne ödülü mü? Para ile ödül dağıtılan ödüller var ya, işte onlara bayılırlar. Yılın en zırt adamı, yılın en zurt kadını ödülleri var ya; hani bu kimin verdiği bile belli olmayan ödüller. İşte bu ödüllerin aranılan isimleridir. Ödül veren de ne yapsın, bulmuş bizim kazları, yoluyor. Helal olsun sana her şeye ödül veren adam.

Velhasıl kelam, bu vitrin mankeni arkadaşlarımız oldukça, hiçbir STK bulunduğu şehre en ufak bir destek veremez. Nasıl versinler ki? Kendileri, isimleri için verdiği emeklerin onda birini bu şehir için yapmazlar. Bu şehir için bir şeyler yapmak onlara eziyet gelir.

Şeytan diyor ki, bu vitrin mankenlerini dağıtmak için üye ol bu STK’lara(!). Şeytan diyor ama, ben de aptal bir adam değilim, kendime isim yapabileceğim bir STK arıyorum (!)

Sevgili dostlar, siz siz olun etrafınızdaki mankenleri temizleyin. Prim vermeyi bu yaratıklara. Siz prim verdikçe yenileri türüyor çünkü. Yapmayın, bu şehri seviyorsanız yapmayın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.