“İNSANLIK DIŞI UYGULAMALARI GÖRMEZDEN GELEMEYİZ”

Tarsus Kampus Cezaevi’ne ilişkin hazırladıkları hak ihlali raporunu kamuoyuyla paylaşan İHD Mersin Şube Başkanı Hakkı Demir, “Biz insan hakları savunucuları bu insanlık dışı uygulamaları görmezden gelemeyiz ve bu insanlık dışı uygulamaları sonlandırıncaya kadar var gücümüzle çalışacağız. Bu konuda duyarlı kamuoyunu, kurum ve kuruluşları, siyasi partileri ve basını insan hakları mücadelesinde bizlerle dayanışmaya davet ediyoruz” dedi.

- Bu haber 135 kez okundu.

“İNSANLIK DIŞI UYGULAMALARI GÖRMEZDEN GELEMEYİZ”

Haber: Turan DAL

İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, dün öğle saatlerinde dernek binasında bir basın açıklaması yaparak, Tarsus Kampus Cezaevi’nden aldıkları şikayetler üzerine hazırladıkları hak ihlali raporunu kamuoyuyla paylaştı. Açıklamaya çeşitli siyasi parti ve kurum temsilcileri de katıldı. Basın metnini Dernek Başkanı Hakkı Demir Okudu.

“Son dönemlerde Tarsus T Tipi Kapalı cezaevi ve Tarsus T Tipi Kapalı Kadın cezaevinden yaşanan ağır hak ihlallerine ilişkin yoğun şikayetler aldık, almaya devam ediyoruz” diyerek sözlerine başlayan Demir, “Tarsus T Tipi Kapalı cezaevi bir ara çok yoğun hak ihlali yaşanmasından dolayı olumsuz anlamda kamuoyunun gündemindeydi. İHD ve diğer duyarlı kamuoyunun, duyarlı basının çalışmalarıyla Tarsus T Tipi Kapalı cezaevinde kısmi iyileşme gözlemlenirken ve biz buna sevinirken birileri tekrar düğmeye bastı demek. İnsanı insanlığından utandıran uygulamalar tekrar gündeme gelmeye başladı. Biz insan hakları savunucuları bu insanlık dışı uygulamaları görmezden gelemeyiz ve bu insanlık dışı uygulamaları sonlandırıncaya kadar var gücümüzle çalışacağız. Bu konuda duyarlı kamuoyunu, kurum ve kuruluşları, siyasi partileri ve basını insan hakları mücadelesinde bizlerle dayanışmaya davet ediyoruz. Türkiye günbegün açık cezaevine dönüştürülme süreci yaşamaktadır. Her geçen gün çok sayıda inşa edilen ve neredeyse kent yerleşkelerine dönüştürülen cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü mevcudu Kasım 2019 itibariyle 286.500’dür. 355 ceza ve infaz kurumunun kapasitesi 220.230’dur. Altmış altı bine yakın kapasite fazlalığı var. Bu Altmış altı bin fazlalık bile başlı başına dört duvar arasındaki insanlara eziyettir, ceza içinde cezadır” dedi.

“Ne yazık ki Türkiye’nin dört bir yanındaki cezaevlerinden darp, işkence, hastalık, tedavi edilememe, fiziki şartların kötülüğü, kalabalık koğuş, haksız disiplin cezaları gibi pek çok ihlal iddialarını içeren başvurular derneğimize ulaşmaktadır” diyen Demir, “Cezaevlerinden gelen hak ihlalleri ve şikayet başvurularının her geçen gün artması Türkiye demokrasisinin de hangi düzeyde olduğunun göstergesidir. Hem içerdeki mahpusların, hem dışarıdaki toplumun tüm fertlerinin  güvence altına alınmış, demokrasinin de gereklerinden olan temel insan hak ve özgürlükleri ihlalleri, 20 Temmuz 2016’da başlayan OHAL uygulamalarıyla birlikte giderek artmış ve 7145 sayılı Kanun ile OHAL düzeni kalıcılaştırılmıştır. Mahpuslar üzerinde uygulanan baskılar ve sindirme uygulamaları, gerçekte dışarıdaki topluma gözdağı vermeyi ve kamunun denetleme gücünden yoksun bırakılmasını amaçlayan, toplumu bir bütün olarak pasifize etme arzusunu içeren, bireyleri sindirme ve hiçleştirme politikalarının hayata geçirilmesidir.  Özellikle mahpusların, sıkça derneğimize yaptıkları başvurularda dile getirdikleri sosyal birer varlık olmaları sebebiyle cezaevi sonrası yaşama adapte olmaları için kanun, tüzük ve yönetmeliklerle cezaevlerinde spor yapma, haber alma, içeridekilerle ortak alanlarda sohbet etme, gazete ve kitap okuma, aileleriyle görüşme, tedavi edilme gibi temel sosyal haklarının her geçen gün ellerinden alınmaktadır. Ayrıca, içerde tutulmalar sebebiyle sağlık hizmetlerine erişimleri engellenmekte, maruz kaldıkları baskı ve kelepçeli muayene veya hastaneye götürülmeme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma şeklindeki iddialar, sorunun giderek büyümesine yol açmaktadır” diye konuştu.

Demir, açıklamasında son olarak şu ifadeleri kullandı:

“Cezaevinde olan yabancı uyruklu tutuklu ve hükümlülere tercüman desteği sağlanmadığı, kimlik sorunları nedeniyle aileleriyle görüşemedikleri, sağlık ve hukuki yardımlar konusunda sorunlar yaşadıkları yine bize gelen mektuplardan anlaşılmaktadır.

Tarsus Cezaevlerinden hak ihlallerinin yaşandığına dair çok sayıda mahpus ve mahpus aileleri şubelerimize gerek mektup göndererek, gerekse de yazılı ve sözlü başvuru yaparak hak ihlallerine dikkat çekmiş, duyarlılıkla sorunlarına yaklaşılması ve çözüm üretilmesi amacıyla yardım talep etmişlerdir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.