İmece Haber Merkezi- Mersin Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD) Başkanı Mehmet Deniz, Suriye ve Irak’taki savaş ortamından kaçarak Türkiye’ye sığınan mültecilere yasal statü verilerek kamplar oluşturulmasını, bu ülkelerden kaçmak isteyenlerin yasadışı giriş yöntemlerini seçmemeleri için sınır kapılarından kontrolü şekilde Türkiye’ye alınmalarını önerdi.

Yazılı bir açıklama yapan MESİAD Başkanı Mehmet Deniz, Irak ve Suriye’de yaşayan Türkmenlerin, Ezidilerin, Asurîlerin, Keldanilerin, Süryanilerin, Kürtlerin, Ermenilerin ve Arapların Mezopotamya ve Ortadoğu’nun kadim halkları olduklarına dikkat çekti.

Deniz, “Suriye ve Irak halkları kıyımdan kurtulmak için ülkemize sığınmış yardım beklemektedir. Onlar komşumuz, akrabamız, misafirimiz ve insandırlar. Yerlerinden kopmuşluğun verdiği umutsuzluk, yalnızlık, işsizlik ve çaresizlik dolaysıyla korku ve panik yaşamaktadırlar. Gelecek endişesi nedeniyle özenli davranmayabilir, bizleri rahatsız edebilirler. Onlara çözüm odaklı bakmamız gerekmektedir. Ayrıca sığınmacıları bu şartlarda geri gönderemeyeceğimiz ortadadır.  Özetle durumun doğru yönetilmeye ihtiyacı vardır” dedi.

Sığınmacılara bir statü verilmesini öneren Deniz, “Kendileri ve araçları kayıt altına alınarak, hepsine eşit, adaletli ve insani yaşam kampları oluşturmalıyız.  Kendilerine dış kaynaklı ve insanlık dışı kıyım yapan IŞİD gibi suç örgütlerine karşı özen gösterilmelidir. Akaryakıt kaçakçılığı gibi suç örgütlerine gelir sağlayan kaynaklar engellenmelidir. Giriş ve çıkışlar kaçak yollardan değil, Habur, Nusaybin, Ceylanpınar, Kilis ve Cilvegözü Gümrük Kapıları’ndan tümü açık tutularak devlet kontrolü ile sağlanmalıdır. Göçe neden olmadan insani yardımın kendi yerlerinde yapılmasına kolaylık getirilmelidir. Tek başına Habur ve Cilvegözü Gümrük Kapısı çözüm için yeterli değildir. Aynı şekilde tüm kapılardan karşılıklı dış ticaret imkânı yaratılarak normal hayata dönüşü kolaylaştıracak ortam sağlanmalıdır.

Çalışabilir olanlara geçici bir statü ile iş imkânı verilmelidir.  Kaçak ve kayıt dışı çalışan, yol boylarında ve inanç merkezlerinde dilenen bu insanlara, insan onuruna yakışır şekilde milletçe sahip çıkmalıyız.   Biz iş insanları, devletimizin yükünü paylaşarak ve belirlenecek bir statüye göre onları doğal dengeyi bozmayacak şekilde işe alarak problemin çözümünü kolaylaştırabiliriz” ifadelerini kullandı.

 

‘Irak’a sırtımızı dönemeyiz’

 

2008’den beri yaşanılan ekonomik krizin en gelişmiş ülkeleri bile zorlarken, Türkiye’nin bu krizden başta Irak olmak üzere, bölgeyle ilişkileri sayesinde büyüyerek ve zenginleşerek çıktığını kaydeden Deniz, açıklamasını şöyle sürdürdü: 

“10 milyar doları bulan dış ticaretimizin durma noktasına gelmesi ve bu ülkelerdeki kadim halkların varlığı ve tarih bilincimiz dolaysıyla Irak’a kayıtsız kalamayız. Yıllarca süren diktatörlük, savaş ve son IŞİD tarafından dayatılan Sunni Araplaştırma etnik ve dini bir temizlik, Irak ve Suriye’de yaşayanları canından bezdirmiştir. Kadim farklılıkları zenginlik görme yerine çatışma nedeni yapan bir yapı da mevcuttur.  Bölgede güvensizlik ve iç çatışma dini ve etnik bölgelerin oluşmasına neden olmuştur. Birlikte eşit yurttaşlık temeli içinde yaşamaları mümkün olmadığı takdirde çatışmasız çözüm yolu bulunması ülkemizin menfaatleri bakımından gereklidir. Sonuç olarak, bu ülkelerden ülkemize sığınan veya kendi ülkelerinde yaşam mücadelesi veren kıyım mağdurlarına her türlü ayrımcılıktan uzak, insani bakış açısı ile yardım etmeliyiz. Yardımlarınızla birlikte, devletimizden, yerel yöneticilerimizden, sivil toplum kuruluşlarından ve halkımızdan, Suriye ve Irak’ta yaşanan dram ve kıyım dolaysıyla kaçarak ülkemize sığınanlara duyarlılık ve destek arz ediyoruz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.