“ÜRETMELİYİZ”

Ticaret Borsası Başkanı ve Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, ülkemizde bakliyat ekim alanlarının yüzde 65 azaldığını belirterek, “Bakliyat hem zenginin hem de fakirin yemeğidir. 2010 yılından itibaren ithalatçı olduk. Üretimi artırmak için neler yapılmalı, 3 ana çözüm önerim var. Sertifikalı tohum sorunu çözülmeli, nadasa bırakılan alanlar üzerine tarıma kazandırılmalı ve dönüşümlü ekim sistemi teşvik edilmeli” ifadelerini kullandı.

- Bu haber 395 kez okundu.

“ÜRETMELİYİZ”

Ticaret Borsası Başkanı ve Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, ülkemizde bakliyat ekim alanlarının yüzde 65 azaldığını belirterek, “Bakliyat hem zenginin hem de fakirin yemeğidir. 2010 yılından itibaren ithalatçı olduk. Üretimi artırmak için neler yapılmalı, 3 ana çözüm önerim var. Sertifikalı tohum sorunu çözülmeli, nadasa bırakılan alanlar üzerine tarıma kazandırılmalı ve dönüşümlü ekim sistemi teşvik edilmeli” ifadelerini kullandı.

Gökhan KURT

“BAKLİYAT HEM ZENGİNİN HEM DE FAKİRİN YEMEĞİDİR”

Mersin Ticaret Borsası tarafından '10 Şubat Dünya Bakliyat Günü' dolayısıyla bir otelde, bakliyat ürünlerinin tüketim ve üretimine dikkat etmek amacıyla toplantı düzenledi. Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, bakliyat ürünlerinin dünya üzerinde tavsiye edilen listelerin başında yer aldığını belirterek, “Kendi sağlığımız için bakliyat tüketmeliyiz. Bakliyat tüketimini kolaylaştıracak hazır ürünler geliştirmeliyiz. Bakliyat hem zenginin hem de fakirin yemeğidir.  Zengin son zamanlarda obezite hastalığından dolayı bakliyat tüketiyor,  fakir de ucuz da olduğu için alıp tüketiyor” dedi.

“MERSİN’İN DÜNYANIN SAYILI BAKLİYAT MERKEZLERİNDENDİR”

Mersin’in dünyanın sayılı bakliyat merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Özdemir, “Dünyanın hiçbir yerinde fabrika, lojistik ve alt yapılarıyla bir böyle bir şehir yok. Bu sektörün başarısı Mersin ekonomisinin performansını etkilemektedir. Sektörümüz son dönemlerde yerli üretimin yetersiz olması nedeniyle ithalat etmektedir. Bunu üzülerek söylüyorum. Taşıma suyla değirmen su dönmez. Bu bir yere kadar devam eder. Üretmeliyiz. Türkiye’nin tek sorunu üretmektir” şeklinde konuştu.

“BAKLİYATIN ANAVATANI ANADOLU’DUR”

Türkiye’de bakliyat ekim alanlarının yüzde 65 azaldığını söyleyen Özdemir, üretimin yarıya yarıya düştüğünü vurguladı. Özdemir,” Bakliyatın anavatanı Anadolu ve Mezopotamya’dır. 10 bin yıl önce bu topraklarda bakliyat tüketiyorlardı. 30 yıl öncesine kadar, bakliyat anavatanı ticaret merkeziydi. Dünyadaki mercimek üretiminin yüzde 40’nı gerçekleştiriyorduk. Yarısını dünyaya ihraç ediyorduk. Nohutun yüzde 14 ünü üretiyorduk. Yüzde 60’ını dünyaya ihraç ediyorduk. Ama o yıllarda Kanada, Avustralya mercimek üretmiyordu. Maalesef o günden bugüne bakliyat ekim alanımız yüzde 65 azaldı. Üretimimiz yarı yarıya düştü. 2010 yılından bu yana ithalatçı olduk. Bu olumsuz tabloyu tersine çevirmek zor değil. Üretim, Ticaret İhracat ve tüketim kültürümüz var” diye konuştu.

“37 MİLYON DEKAR NADAS ALANI VAR”

Üretimi artırmak için çözüm önerilerinde bulunan Özdemir, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “ Sertifikalı tohum sorunu çözülmeli. Bakliyat sektörü, 30 yıl önce yerli bir milli üretim yapısına sahipti. Sofralık ürünü tohum diye ekiyorlar. Tarım bakanlığının bu sektöre daha fazla sahiplenmesi lazım. 2500 noktada tarım kooperatifleri var. Bir de tohum satsınlar. Bu tohumu kullanmayanlara devlet teşvik vermeyecek. İkincisi nadasa bırakılan alanlar üzerine tarıma kazandırılmalı. Nadas alanların üretime kazandırılması için çalışmalar yaptık. 37 milyon dekar nadas alanı var. Toplam tarla bitkilerin ekildiği alan 155 milyon dekar.  Bahçe ve seralar hariç. Bakliyat ekilen alan ise 8 milyon dekar. Boş duran 37 milyon dekarın 4’te 1’ine bakliyat ekim yapsak, bakliyat üretimimiz artmış olacak. Dönüşümlü ekim sistemi teşvik edilmeli.3 yıl üstü üste ekilen bir ürün teşvik verilmeyeceği söylenildi. Bakliyat hem insana hem de toprağa iyi geliyor”

“HER ŞEYİ DEVLETTEN BEKLEMEK GEREKMİYOR”

Son olarak Özdemir, “Her şeyi devletten beklemek gerekmiyor. Sektör temsilcilerine önemli görevler düşüyor. Bakliyatın ticaretiyle, üretimiyle ilgilenen kesime sesleniyorum. Bir Ar-Ge oluşturalım. Dünya pazarında yeni bir kapı açalım. Katma değeri daha yüksek ürünler yetiştirmek lazım. Dünya Bakliyat Günü’nü 4. Kez kutluyoruz.60 ülke ve binden fazla delegeden oluşan böyle bir konfederasyonun başkanlığının bir Türk hatta Mersinli tarafında yapılıyor olması bizlere gurur vermektedir” dedi.

Uluslararası Bakliyat Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Arslan ise “Bakliyat Mezopotamya’dan Trakya'ya 3 bin senede gidiyor. Oradan Londra'ya 500 senede gidiyor. Biz en azından bu mirasımıza sahip çıkmak için bir film yapma kararı aldık. Böylece bir tane dokümanter hazırlayacağız. 'Bakliyatın tohumlarının seyahati' diye, Anadolu'dan çıkan tohumların nerelere, ne zaman, nasıl gitti onları anlatacağız. Dünyada değişik beslenme çeşitleri var. Buna diyet denilebiliyor, vejetaryen diyet ya da vegan deniliyor. Vegan, et, süt ürünlerini de yemiyorlar. Bir de flekssit diyet diye, esnek diyet türü ortaya çıktı. Dünyada esnek diyet türüne doğru bir eğilim var. Bu aslında bizim Anadolu diyetidir. Anadolu diyeti, etin belli miktarlarda kullanıldığı bir diyet türüdür. Biz bu Anadolu diyetini tüm dünyaya anlatmalıyız” ifadelerini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.