YUNUS NADİ FOTOĞRAF ÖDÜLÜ MERSİN'DEN MUSTAFA ESER'E

Mersinli fotoğraf sanatçısı Mustafa Eser büyük ödülün sahibi oldu

- Bu haber 2785 kez okundu.

YUNUS NADİ FOTOĞRAF ÖDÜLÜ MERSİN'DEN MUSTAFA ESER'E

 ABİDİN YAĞMUR

 

Cumhuriyet gazetesi tarafından düzenlenen 69. Yunus Nadi Ödülleri’nde roman, öykü, şiir, sosyal bilimler, karikatür ve fotoğraf dalında dereceye girenler açıklandı. Mersinli fotoğraf sanatçısı Mustafa Eser, fotoğraf dalı birinciliğini kazandı. Mustafa Eser ile fotoğrafçılık serüveni ve hayat felsefesi üzerine konuştuk.

Mustafa Eser, 15 yıllık fotoğrafçılık serüvenine onlarca ödül, onlarca sergi, onlarca dergi ve kitap fotoğrafı sığdırdı. Doğa/makro ve belgesel fotoğraf üzerine yoğunlaşan Eser, başta Mersin olmak üzere Anadolu’nun birçok şehrinin doğasını, arkeolojisini ve yerel/kültürel yaşamını belgelemek için birçok projede yer aldı, hâlâ da yer alıyor. ‘Fotoğrafta da önce insan’ diyen Mustafa Eser, doğanın, arkeolojinin, yerel/kültürel yaşamın ve çalışma yaşamının içinde insanı arayan, fotoğraflarını insanlarla paylaştıkça mutlu olan bir sanatçı…

Mustafa Eser, fotoğrafçılığa geç başlamış aslında. Şu an 61 yaşında olan Eser, 46 yaşındayken, mali müşavirlik mesleğinin rakamlarla, sayılarla, mevzuatlarla örülü yoğunludan kurtulmak için fotoğrafa merak sarmış. 15 yıl önce bir kurs dolayısıyla eline aldığı fotoğraf makinesi, o günden bugüne onun bir parçası, yaşama ve zamana tanıklık etme arzusunun en büyük aracı olmuş.

Fotoğraf çekme heyecanının ve isteğinin bu alanda çok hızlı yol almasını sağladığını söyleyen Eser, “Fotoğraf zamana tanıklık etmektir. Zamana tanıklık etmek, geleceğe görsel bir miras bırakmak bana mutluluk veriyor. Fotoğraf paylaşmaktır. Ben de paylaştıkça mutluyum” diyor.

 

‘Önce insan, sonra fotoğraf’

 

Her mesleğin olduğu gibi fotoğrafçılığında etik kuralları olduğunu söyleyen Mustafa Eser, fotoğraf çekme arzusunun, etik değerlerin önüne geçmemesi için ‘önce insan’ düsturunu rehber edinmiş kendine. Fotoğrafçılık anlayışını da ‘paylaşım, ustalara saygı, ahde vefa ve yaşanılan şehre belge bırakmak’ şeklinde özetliyor. Onun için, bir yandan Mersin’in doğasını, arkeolojik zenginliklerini, zaman içindeki değişimini kayıt altına alacak belgesel projeleri içinde yer alıyor, bir yandan da yurdun dört bir yanında fotoğraf gezilerine çıkıyor. Kimi zaman bir madende, kimi zaman bir tarlada, kimi zaman bir dökümhanede insanın, üreten insanın peşine düşüyor, geleneğin, kültürel yaşamın içindeki insanı arıyor. 

 

‘Fotoğraf, çeken insanı da anlatır’

 

“Türkiye’nin yüzde 95’ini gezdim” diyor Mustafa Eser ve fotoğrafçılık heyecanını, fotoğrafçılık anlayışını, etik değerlerini şöyle anlatıyor:

“Belgesel çalışmada müdahale, manipüle olmaz. Doğa fotoğrafçılığında da aynı düstur vardır. Fotoğraf kaygısıyla, fotoğrafça anlatmak, üretmek, farklı bakmak gerekiyor. Fotoğrafçının mutlaka katkıda bulunması gerekiyor. Farklı bakış ve tekniklerle çekmek gerekiyor fotoğrafı. Herkesin çektiği gibi çekerseniz farkınız olmaz. İnsanı anlamak gerekiyor önce. Bir proje çalışmamız varsa önce insanlarla sohbet ediyoruz. Derdimizi anlatıyoruz. Eğer kabul ederlerse fotoğraflarını çekiyoruz ve mutlaka kendilerine de veriyoruz. Fotoğraflarının çekilmesini istemeyenleri kesinlikle çekmiyoruz. Aldatmıyoruz. İstemeyen kişiyi, istemediği yerde çekip altına iki satır yazarsanız bu fotoğraf değildir. Çekenin hırsıdır. Oradaki amaç bencilliğini kullanarak daha iyi yerlere gelebilmektir. Sümüklü bir insan fotoğrafı çekilebilir ama bu sergilenemez. Sergilerseniz insanı kullanmış, aldatmış olursunuz. Benim yaşamımda, ailem ve işimden sonra en büyük yeri işgal ediyor fotoğrafçılık. Fotoğraf için deklanşöre basmanız yetmiyor. Önce emek vermek gerekiyor. Bilgi biriktirmek gerekiyor. Bir hayat duruşu, bir felsefe edinmek gerekiyor. Bir noktada fotoğraf, çeken insanı anlatır. Kendini anlatabildikçe fotoğrafçı başarılı olur.”

 

Bir madenin düşündürdükleri

 

Mustafa Eser’in fotoğrafçılık serüveninde emekçilerin çalışma koşulları, yaşam koşulları, birer birey olarak dünyaya bakışları da önemli yer tutuyor. Yurdun birçok yerini dolaşan Eser, çalışma yaşamı içinden çektiği fotoğrafları zamana tanıklık etme arzusuyla, geleceğe bir belge bırakma arzusuyla çekmiş. Dökümhanelerde, madenlerde, tarlalarda çektiği fotoğraflarda neyi anlattığını, iki kelimeyle özetliyor: Türkiye’nin gerçeği!

Mustafa Eser, Pozantı’da bir krom madeninde çektiği fotoğrafları şöyle anlatıyor:

“İş ortamındaki fotoğrafların doğal olması için kesinlikle müdahale etmedik. Pozantı’daki krom madeninin 270 metre derinliğine inerken, içinde bulunduğumuz asansöre ırmak misali su akıyordu. İşçiler her gün o şartlarda iniyordu. Sonra bir ışık yoluyla ilerledik koridorda. İnsan o an felsefeye dönüyor. Dünyayı, yaşamı, kendi yaşamını düşünüyorsun Yaşamı sorguluyorsun… Oradaki işçiler o ortama alışmışlardı. Mutsuz değillerdi. Akrabalar, arkadaşlar birlikte çalışıyorlardı. Sigara molası verdiklerinde keyifliydiler. Ama o, yaşamlarının görünen yüzüydü. Diğer yüzde, madenci olmalarının, yaşamlarından çaldıkları vardı. Madende bize bir saat süre vermişlerdi. Biz içerde 2-3 saat kalmışız ama sanki 10 dakika gibiydi… İnsanların kol gücüyle, çekişle, kesme aletleriyle çalıştıkları, her aşaması büyük riskler taşıyan dökümhanelerde de çalıştık. Hem ilkel dökümhaneleri gördük, hem modern dökümhaneleri gördük. İkisinin arasında çok fark var… Makineleşmenin insanları işsiz bıraktığı bir dönemde bunlara tanıklık ettik.”

 

‘Geleceğe bir Mersin belleği bırakmalıyız’

 

Mustafa Eser, bundan sonraki süreçte ‘ömrünün ve gücünün elverdiği ölçüde’ kültürel yaşam, Mersin’in doğası, kaybolan meslekler projelerini tamamlamaya çalışacak. Kastamonu’da, birkaç komşu köyün birleşip bir köye misafir olduğu bayram kutlamasını mutlaka fotoğraflamak, belgelemek istiyor mesela. Toros Dağları’nda yaşayan son Yörükler olan Sarıkeçililer ona keza…

Sadece bireysel çalışma hedefleri yok elbette; bir grup fotoğrafçıyla birlikte kurdukları Mersin Olba Fotoğraf Derneği eliyle yapmak istedikleri çok şey olduğunu söylüyor. Evvela fotoğraf  çeken insan sayısını artırmak için derneğe yeni yüzler kazandırmayı istiyor. Sonra bir Fotoğraf Müzesi kurmak hayali var…

Yaşadığı kentte tanık olduklarını, kentle ilgili hedeflerini ise şöyle anlatıyor:

“Mersin’de doğru dürüst fotoğraf yok. Adana’yı, Konya’yı, Kayseri’yi fotoğraflarda görüyoruz ama Mersin yok. Bu büyük bir açık Mersin için. Bir proje kapsamında, Uray Caddesi’nde 1800’lü yıllarda çekilen fotoğrafların benzerini, aynı yerden çekme projesinde yer almıştım. Latin Katolik Kilisesi’nin çan kulesine çıktım. Elime 1800’lü yıllarda çekilen fotoğrafı aldım, baktım, şimdiki Mersin’le ilgisi yoktu. O kulede ağladım şehrin katledilmesine. Şimdi 3-4 eski ev kaldı elimizde. O tarihten bize kalan birkaç fotoğraf dışında belge de yok. Mersin’in fotoğrafı çekmekte geç kaldık. Ama zararın neresinden dönülürse kârdır. Olba Fotoğraf Derneği olarak bir uygulama başlattık. Dernek üyelerinden her yıl 10 tane Mersin fotoğrafı getirmelerini istiyoruz. Bunu sürekli yapabilirsek bu kentin insan yaşamına, ekonomisine, mimarisine, kültürüne dair bir bellek yaratabiliriz.”  

Mustafa Eser kimdir?

 

1953 yılında Mersin’de doğdu. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak çalıştı.
Mersin Olba Fotoğraf Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdürüyor. Gaziantep Fotoğraf Derneği, Sille Sanat Sarayı üyesi. Uluslararası Fotoğraf Federasyonunu tarafından 2011 yılında EFIAP (Mükemmellik Uluslararası fotoğraf sanatçısı) ünvanı ile ödüllendirildi. Yerel Tarih Grubunun Mersin tarihi konulu çalışmalarında görev aldı.

Mersin ve diğer illerde çok sayıda fotoğraf gösterilerinde bulundu, 2003-2005 yılları arasında 5 kişisel sergi açtı, çeşitli karma sergilere katıldı. Fotoğrafları yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli edebiyat ve şiir kitaplarında kapak olarak kullanıldı. Ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarında jüri üyeliği yaptı. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda 200’ün üzerinde başarısı bulunuyor. Mustafa Eser evli ve Burcu ve Güneş isminde iki kızı var. 

Anahtar Kelimeler:
MUSTAFA ESER
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.