2014 yılının ilk üç ayında (Ocak-Şubat-Mart) ilimiz dış ticaret yapısının net ithalatçı konumuna girmesi, sanayide işlerin pek iyi gitmediğinin belirgin bir göstergesidir. Bu durumu tespit için ayrıntılı bir araştırmaya da gerek yoktur. Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi ile diğer küçük sanayi bölgelerindeki işletmelerin ürün çeşitlerine ve performanslarına bakıldığı zaman kolaylıkla anlaşılmaktadır.

Sanayide aradığını bulamayan Mersin’in, ciddi bir kalkınma hamlesi için hizmet sektörüne yönelmesi gerektiğini düşünüyorum.

Katma değer yaratamayan, yeniliğe ve rekabete açık olmayan sanayi, bir müddet sonra ekonomiye yük olmaktadır. Tarım ve taşımacılık sektörleri kendi iç dinamikleri yoluyla gerekli ivmeyi mutlaka yakalayacaklardır. Turizm, lojistik, fuar, kongre, kültür, sanat ve spor etkinlikleri ile organik gıda üretimine daha fazla kafa yorarak, etkili ve sürekli projeler ortaya konulabilmelidir.

Hizmet sektöründe atak yapabilmek, karayolu, denizyolu, hava ve tren yolu ulaşımındaki kolaylıklar ile konaklama, finans, çevre, sağlık, eğitim ve kültür konularıyla çok yakından ilgilidir. Kısacası, belediyelerin ve devletin altyapı tesis ve kuruluşlarına yatırım yapması gerekir. Mersin’in şanssızlığı, altyapı yatırımları yönünden fakir kalmasıdır. 1987 yılında faaliyete geçen ve Türkiye’nin ilk serbest bölgesi olan Mersin Serbest Bölgesi ve Akdeniz Oyunları nedeniyle yapılan spor komplekslerini bir tarafa bırakacak olursak, Mersin’de önemli bir yatırım hamlesi olmadığını görürüz. 

2007 yılında gündeme gelen “Kazanlı Turizm Bölgesi” ile 2012 yılında temeli atılan

Çukurova Havaalanı” projelerinde istenilen gelişmeler bir türlü yakalanamamıştır. “Kazanlı Turizm Bölgesi”nin yerinde yeller eserken, yapım aşamasına giren “Çukurova Havaalanı” projesi durdurulmuştur. Bu iki projenin geleceği ile ilgili olarak hiçbir yetkili kişi ya da kurum tatmin edici bir açıklama yapmamaktadır. Bu iki proje bile, Mersin’in yatırımlar açısından içinde bulunduğu konumu çok iyi tarif etmektedir. Bu arada güzel bir gelişme olmuştur. On yıl süren bir inşaat döneminden sonra, çok şükür, “Mersin Tıp Fakültesi Hastanesi” faaliyete geçmiştir. Bir mutlu gelişme de, Mersin İdman Yurdu’nun ait olduğu “Süper Lig”e yeniden dönmesidir.

Mersin’in yerli ve yabancı yatırımcılara gereksinimi vardır. Türkiye’nin ve dünyanın dikkatini yatırımcılar açısından Mersin’e çekebilmek için, iş camiası, yerel ve genel yönetimler, üniversiteler, odalar, dernekler, medya, siyasetçiler ve gönüllü kuruluşlar olarak topyekün bir seferberlik ilan edilmelidir. Lafa değil, işe bakılmalıdır. Ayrı ayrı yapılan çalışmalar, kaynak ve enerji kaybından başka bir şey değildir. Önemli olan, hep birlikte, eşit ve adaletli kalkınmadır. Yıllardır uygulanan rant ekonomisi modelinin, Türkiye ekonomisini çıkmaz sokağa getirdiği ortadadır. Mersin, bu tuzağa düşmemelidir. Nazım İmar Planları bölgesel kalkınmayı esas almalıdır.

Mersinli çalışkandır, Mersinli, üretmeyi ve hakça paylaşmayı sever, Mersinli, çağdaş medeniyetin sıkı takipçisidir, Mersinli, çok kültürlü yapısının kendisi için büyük bir kazanç olduğunun bilincindedir ve kentine aşıktır.

Mersinli şair Özdemir İnce’nin yazdığı gibi:

Bir kenti yaşamak, ona boyun eğmektir.

Sözleşmesiz, anlaşmasız, ne derse tek tek yapacaksın.

Düşünmeden, direnmeden…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.