Mersin’de yaşayan hemşerilerimizin çoğu, kentimizle ilgili sorunların çözümü için küçük de olsa bir fikir sunup sorumluluk üstlenmektense, bir kurtarıcı beklemeyi yeğliyor. Mersinliler, “Mersin’in sahibi” isimli bir süper kahramanın parmağını şaklatınca bütün sorunların bir anda çözülüvereceğine inanıyor.

Sözgelimi bir taraftara “Mersin İdman Yurdu neden kapatıldı?” diye soruyorum. “Çünkü Mersin İdman Yurdu’na sahip çıkan güçlü bir iş adamı yok!” yanıtıyla karşılaşıyorum.

Kahvehanede okey oynayan amcaya “Mersin’e neden metro yapılmıyor?” diye sorunca  “Çünkü yumruğunu masaya vuran, tuttuğunu koparan, Mersin’in hakkını savunan bir siyasetçi yok!” diye bir yanıt alıyorum.

Bir site sakinine “Mersin bir beton yığınına dönüştü. Limon çiçeği kokusu şiirlerde kaldı. Denizi, gökyüzünü göremiyoruz?” dediğimde “Mersin’i koruyup kollayan kimse yok!” yanıtıyla karşılaşıyorum.

Parkta sohbete tutuştuğum bir teyzeye “Mersin’in merkezinde denize girilmiyor!” dediğimde “Ah evladım, Mersin’in sahibi olsaydı böyle mi olurdu?” serzenişiyle karşılaşıyorum.

Yani herkes, olağanüstü güçleri olduğuna inanılan “Mersin’in sahibi” adlı bir kahramanın gelmesini ve Mersin’i kurtarması bekliyor. Ne yazık ki, sorunların çözümü için hiç kimse sorumluluk hissetmiyor. Öneri sunmuyor. “Ben neler yapabilirim?” diye düşünmüyor.

Oysa Atatürk “Mersinliler, Mersin’e sahip çıkınız.” demişti. “Zengin iş adamları, Mersin’e sahip çıkınız.” dememişti. Veya “Ey güçlü siyasetçiler, siz Mersin’e sahip çıkacaksınız.” da dememişti. Bir süper kahramana da işaret etmemişti. Atatürk sorumluluğu doğrudan Mersinlilere, sıradan vatandaşlarla, yani bize yüklemişti.

Olacak iş değil ya, Mersin’in sahibi adlı süper kahramanımız çıkıp gelse bütün sorunlarımızı çözebilir mi? Bu soruya bir fıkrayla yanıt vereyim. Temel’e komutanı sormuş: "Savaştasın, sağ taraftan düşman askeri geliyor. Ne yaparsın?" Temel heyecanla cevap vermiş: "Hemen silahımı çevirir, düşmana ateş açarım komutanım." Komutan tekrar sormuş: "Peki, düşman askeri soldan gelirse?" Temel yine heyecanla: "Sola ateş açarım komutanım." Komutan yine sormuş: "Önden gelirse?" Temel: “Bu sefer de onlara ateş ederim komutanım.” Komutan son kez sormuş: “Düşmanlar arkadan gelirse?” Temel dayanamamış: "Komutanım, bu ordunun benden başka askeri yok mudur?"

Mersin’in sahibi adlı süper kahramanımız, kendinden beklenenleri duysa sanırım Temel gibi isyan ederdi. “Bu kentin benden başka sahibi yok mu?” diye sızlanırdı.

Şaka bir yana yaşadığımız kentteki sorunlara ilişkin sorumluluk almak ve çözüm üretmek, bir süper kahramanın gelip bizi kurtarmasından daha akılcı geliyor bana. Yani sorumluluk bizim omuzlarımızda, dolayısıyla çözümü de biz üretmeliyiz.

Sanırım Mersin’in sahibi değil, sahipleri var ve onlar Mersin’de yaşıyor.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.