İnsanların çoğunun muhakeme yeteneğinin olmaması muktedirler için ne büyük nimettir.

                                                                                                                                     ADOLF HİTLER

2.Dünya savaşının Almanya’ sın da Nazi subayı Adolf Eichman’ın Yahudi kökenli insanlara kamplarda ağır işkenceler uygulamak suçlaması ile İsrail’de 1960 yılında yargılandığı dava da Eichman savunmasında ‘’Biz sadece emirlere uyduk ‘’, savaşta amirlere itaat ettik, kötülüğe alet edildik, sorumluluk bana ait değil diyerek af diler ancak 1962 yılında idam edilir.

1962 yılında Yale Üniversitesi Psikoloji Profesörü Stanley Milgram Nazi suçlularının davranışlarına anlam verebilmek için bir deney tasarlar. Migram deneyi sözde öğrenme ve bellekle ilgilidir. Öğrencilere daha iyi öğrenebilmeleri için yanlış yaptıklarından elektroşok uygulanacaktır. Bu deney için denekler gazete ve posta yolu ile bulunur. Denekler 20-50 yaşları arasında, ilkokulu terklerden doktora mezunlarına kadar her türlü öğrenim geçmişine sahip erkeklerden oluşuyordu. Deneyde deney gözlemcisi (sert, hissiz görünümlü biyoloji öğretmeni) ve kurban deneyin gerçek amacından haberdarlar ve sadece rollerini oynuyorlar ve bu gerçek katılımcılardan gizleniyor. Katılımcıya kurban kendisi gibi gönüllü katılmış denek olarak tanıtılmıştı, dolayısı ile katılımcının gözünde Deney, deney gözlemcisi ve iki denekten oluşuyordu. Deney gözlemcisi iki deneğe ‘Öğrenmede cezanın etkisi ‘hakkında bir deneye katıldıklarını, birincisinin ‘‘öğretmen’’ diğerinin ‘’öğrenci’ rolünü üsteleneceği bilgisini veriyordu. Denekler öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoka maruz kaldığını sanıyordu, oysa gerçekten şok uygulanmıyordu olay tamamen mizansendi. Milgram, deneyini gerçekleştirmeden önce Yale Üniversitesinden 14 Psikoloji yüksek Lisans Öğrencisi ile sonuçların ne olabileceğine dair bir anket çalışması yaptı. Katılımcıların tümü, sadece birkaç sadist deneğin (%1,2) en yüksek voltajı uygulayacağını düşünüyordu. Oysa deneyin sonucunda 40 denekten 26’ı yani %65’i deneyde ki en yüksek gerilim olan 450 volt u, huzursuzluk hissetmiş olsalar da uyguladıkları görüldü.

New Yorker dergisi adına Eickman’ın yargılanmasına katılan Yahudi kökenli politik teorisyen Hannah Arend daha sonra yazdığı kitapta Eichman’ı ‘’Kötülüğün Sıradanlığının ‘‘ vücut bulmuş hali olarak tanımlıyordu. Arend kitabında kötülüğün sadece zalim ruhlu insanlar tarafından yapılan bir fiil olmadığını, şartları sağlandığında ve yeterli motivasyonla sıradan insanların da korkunç zulümleri soğukkanlılıkla yapabilecek potansiyele sahip olduğunu savunuyordu.

Nitekim Eickman’ı kaldığı hücrede ziyaret eden ve günlerce gözlemleyen 6 psikolog da Nazi Subayının herhangi bir akıl hastalığına sahip olmadığı tespitinin yanı sıra arkadaşlarına ve ailesine düşkün son derece normal ve sosyal bir kişiliğe sahip olduğunu belirleyeceklerdi. Eickman’ı yönlendiren ana saik Nazi ideolojisi değil, profesyonel kariyer endişesi ve terfi beklentisi, amirlerinin gözüne girme isteğiydi. Bireysel olarak zararsız ve normal bir hayat yaşadıkları halde topluluk olarak ahlaksız ve zalimce bir yıkıcılığın parçası olabilen insanlar için kullanılan Küçük Eickmanlar tabiri de Sosyal Psikoloji literatürüne Eickman’a atıf olarak girecekti.

Milgram ‘’İtaatin Riskleri’’ başlıklı makalesin de deneklerin kötülük yaptıklarını düşünmediklerine dikkat çekiyor. Bir zulmün parçası olan insan, sadece görevini yaptığını düşünüyor. Böylece, içinde herhangi bir nefret ve düşmanlık hissetmeden de muazzam bir yıkıcılığın parçası haline gelebiliyorlardı.

Hepimizin içinde şiddet eğilimi var ve bir şekilde yönetmeye çalışıyoruz. Ama örneğin Psikopatlarda görülen davranış şekli şiddetin meşrulaştırılmasıdır. Böylece namus saiki ile sevgilisini döven bir kişinin kadınlara tacizde bulunması da anlaşılmış olur. Örneğin Osmanlı ordusunda ‘Başı bozuk’ denilen piyade birlikleri korkusuzca savaşmaları kadar disiplinsiz davranışları ile de nam salmışlardı. Günümüzün Psikopatları da toplumsal olaylarda Vatan -Millet şiarı ile etrafı terör ize etseler, askerliği kutsasalar da askere gittiklerin de son derece disiplinsiz ve saldırgan tutumları ile defalarca disiplin cezası ardından sağlık raporları ile askerliklerini tamamlayabiliyorlardı. IŞID militanlarının Batı dünyasın da tutunamamış ve özsaygı ihtiyacı karşılanmamış başlıca göçmen ve dezavantajlı etnik gruplardan ve içinde yönetemediği şiddet eğilimini din kisvesi ile meşrulaştırmaya yönelen bireylerden oluştuğunu düşünmek mantıklı görünüyor. Günümüzde etnik, milliyetçi ya da din kisvesi altında örgütlenen terör örgütü mensubu insanları ele aldığınızda grup ya da sürü psikolojinde emirleri sorgulamadan itaatin korkunç vahşet görüntüleri ile sonuçlandığına şahitlik ediyoruz. Durup şöyle düşünme ihtiyacını hissediyor musunuz 21.yüzyıldayız ve teknoloji çağındayız. İnsanlık binlerce yıldır medeniyet arayışı ile devinim yaşıyor ancak ilkel benliğimiz bu gelişime ayak uyduramıyor. Söylemler, yönlendirmeler, ajitasyonlar ya da telkinler karşısında hala çok aciz. İyilik varken kötülükten medet umabiliyor insan insana kıyabiliyor ve bunu yaparken en ufak bir tereddüt yaşamıyor, vicdani muhasebesi yapmıyor.

Ülkemizde son iki yıldır artan canlı bomba eylemlerinde bu vahşete ne yazık ki tanıklık ediyoruz. Bu vahşetin önüne geçmede alınacak tedbirler çok boyutlu olmalıdır elbette ancak konumuz ilkel insan ve itaat psikolojisi öyleyse insana dair bir şeyler söyleyerek bitirmek gerekiyor. Devletlerin üzerinde titremesi ve en çok yatırımı yapması gereken unsur ne yollar ne tüneller ne köprüler ne de havaalanlarıdır öncelik insan olmalıdır. Sağlıklı Toplumlar Sağlıklı bireyler ile oluşturulur. Sağlıktan kastımız tek yönlü beden sağlığı değildir elbette tam da sağlığın tanımın da olduğu gibi Biyo-piko-sosyal yönden tam bir iyilik hali sağlanmalıdır. Önce Aileler güçlendirilmelidir. Ekonomik açıdan sağlam bir temelin üstüne Edebiyat, sanat, bilim ile zenginleştirilmiş doyurucu sosyal çevrenin içerisin de sorgulayan, araştıran zihinsel becerileri gelişkin üst insanı yaratmaya çalışmalıyız. Hatta önümüzdeki yüzyılın yaşanabilir olmasını umuyorsak tek derdimiz bu olmalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.