ay80153@gmail.com

                Aslında bugünkü yazımda daha güncel olan “Coronavirüsü” konusuna değinmek istiyordum. Gerçekleri yazsan sakıncalı görülüyor, yazmasan vicdanım rahatsız ediyor. İkisi arasında kaldım ve “Milli Şuur” a değinmek istedim.

                Rahmetli Turgut Özal döneminde 1990’lı yıllarındayız.

                Bir Türk Heyeti iki ülke arasındaki ekonomik sorunları görüşmek için Japonya’ya gider.

                Toplantılar yapılır, ekonomik sorunlar görüşülür, belirli konularda anlaşmaya varılır, kararlar alınır ve antlaşmalar imzalanır.

                Söz döner dolaşır eğitime gelir.

                Türk heyetinden bir delegasyon Japon delegasyonundan birine şu soruyu sorar:

                “Japonya’da eğitim sorununu nasıl çözdünüz?”

                “Çocuklara bu milli şuuru nasıl kazandırdınız?”

                Japon delegasyon şöyle yanıt verir:

                “Biz çocuklar okula başlamadan önce toplar gruplar halinde hızlı trene bindiririz. Önce İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombası atılan Nagazaki ve Hiroşima kentlerinin savaştan geri kalan kalıntılarını gezdiririz. Sonra çocukları büyük sanayi kuruluşlarına götürür oraları gösterir ve şunları anlatırız: Eğer çok çalışıp bilim ve teknoloji alanında ilerlemezsek, birileri gelir bizi bombalar Nagazaki, Hiroşima kentlerinin durumuna düşeriz.

                Çok çalışırsak bilim ve teknoloji alanında ileri gider gördüğünüz gibi büyük sanayi kuruluşlarına sahip oluruz. Güçlü ülke olduğumuzdan kimse gelip bombalamaya cesaret bile edemez diyerek önce milli bir şuur kazandırırız. Sonra çocukları eğitimine başlatırız.”Diyor.

                Bunun üzerine Türk delegasyonu der ki:

                “Bizde Nagazaki ve Hiroşima yok ki!”

                Japon hemen yanıtını verir:

                “Sizin de Çanakkale’niz var. Çanakkale on tane Nagazaki ve Hiroşima eder.” Diyerek yanıtlar.

                Biz var olan ve milli şuur aşılayabilecek birçok özelliğimizin ve varlığımızın farkında bile değiliz.

                Maalesef belirli çevreler de milli şuur kazanmamızı engellemek için bilinçli olarak elinden gelen her yola başvuruyor.

                Gerçekten biz Çanakkale, ulusal kurtuluş savaşında Dumlupınar Savaşı, Sakarya Savaşı, Büyük Taarruz gibi kazanımlarımızın önemini kavramış olsak yüzlerce Nagazaki, yüzlerce Hiroşima eder.

                Çanakkale’de Mustafa Kemal Atatürk, Seyit On başı ve binlerce kahramanın öyküleri gereği gibi araştırılıp anlatılmıyor. İki yüzeli üç bin şehit anlatılmıyor. Ama “Yeşil Sarıklılar olmasa kazanamazdık” diye uyduruk öyküler anlatılıyor.

                Kurtuluş savaşında kar altına kağnı arabası ile cephane taşıyan Türk Kadınının cephane ıslanmasın diye bebeğinin yorganını kağnı arabasındaki cephanenin üzerine serdiği anlatılmıyor. Ama hayali yeşil sarıklı kahramanlar yaratılır, onlar anlatılır.

                Geyve Boğaz’ında düşman takibinde ayağındaki çarığın altı yırtılır Mehmet’in. Çarık yırtılır ayak tabanını da taş keser, ayağındaki derinin bir kısmı kalır. Vakit gece yarısıdır. Komutan kısa bir dinleme molası verir. Mehmet’in davranışından şüphelenen komutan yanına gelir. Mehmet’e ne olduğunu sorar.

                Mehmet:

                “Bilmiyorum komutanım ama ayak tabanımdaki derini yarısı yok.” Diye yanıtlar.

                Milli şuur gerçek tarihi öyküler anlatılarak kazanılır.

                Milli şuur, Suudi Arabistan Çöllerinde geçen Bedevi öyküleri anlatılarak kazandırılmaz.

                Mustafa Kemal Atatürk ve Silah arkadaşlarının başarıları, ulusal kahramanlık öykülerimiz anlatılarak kazandırılır.

                Deve idrarının şifası anlatılmaz.

                Ülkenin gerçekleri anlatılır.

Gerçekler saklanarak ülke ve toplum sorunları çözülemez, milli şuur kazandırılamaz.

Sağlıkta, ekonomide,  eğitimde başarı milli şuur kazanmış bir toplumda daha kolay kazanılır.

Toplum üzerinde baskı kurarak, birçok konuda gerçekler saklanarak değil.

                Milli şuur kazanmak için üzerinde binlerce mil yol alarak ele geçen topraklarda devletler kurulurken gösterilen kahramanlıklar anlatılır.

Milli şuur, milli benlik demektir.

                Milli şuuru olmayanların milli benliği de yok demektir.                                                 

                                                                                                                             

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.