Bu yazımızda ve gelecek yazımızda “Bir muhalefet biçimi olarak basın açıklaması” adlı yüksek lisans tezimin sonucunu yayınlayacağız. Umarım cılızda olsa, yerel basın, ifade özgürlüğü ve demokrasi adına bir damla olur.

Muhalefet etme hakkı ve muhalefetin kurumsallaşması çoğulcu ve güçlü bir demokrasinin en temel kriterlerindendir. Muhalif olan yapı ve oluşumların muhalefet etme özgürlüğünü fiilen kullanabilmesi, herkesin dâhil olabildiği, karar almanın sadece iktidarda olmayan farklı fikirlerdeki kişi ve kurumların da karar alma sürecine katılmasıyla olur. Muhalefetin özgür bir şekilde yapıldığı, ifade özgürlüğünün olduğu bir ortamda yurttaşlar sadece seçmen olmanın verdiği seçme hakkını kullanırken değil, özgürce muhalefetin yapıldığı bir ortamda karar almanın bütün evrelerinde alınan kararlarda söz sahibi olmaya ve karara etki etme hakkına sahip olur. Bundan dolayı, muhalefet etme biçimlerinin kullanılabilmesi için gerekli olan yolların açık olması, düzenlemelerin yapılması çok önemlidir.   

Bireylerin kendi geleceğini belirleme hakkının bir açılımı; sosyal, kültürel ve siyasal hayata bireysel veya kolektif olarak katılma hakkının da bir uzantısı olan muhalefet, diğer bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasında da önemli bir role sahiptir. Muhalefetin üstlendiği, demokrasiyi geliştirmek, çoğulculuğu sağlamak ve alternatif fikirleri ortaya koymak ve demokratik bütün işlevleri tam anlamıyla yerine getirebilmesi için kişi ve kurumların sahip oldukları hakları tam olarak kullanması gerekmektedir. Bu yolu açmak, demokrasiyi, çoğulculuğu ve farklı fikirlerin ortaya konmasını sağlamak için ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün, toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün, dernek özgürlüğü gibi birçok temel hakkın güvence altına alınması ve kişi ve kurumların bu haklardan faydalanmasını sağlamak gerekir.   

Muhalefet; ifade, basın ve örgütlenme özgürlüğünün zorunlu bir gereği ve iktidarın kötüye kullanılmasına karşı etkili bir koruyucu güç olarak kabul edilmektedir.  Bu hakların hukuki olarak güvence altına alınmaması halinde muhalefet ve yurttaşlar kendilerini ifade edemez. Ülke sadece iktidardaki grubun himayesi ve fikri etkisi altına girer. Farklı düşünce ve görüşlerin ortaya çıkması zorlaşır ve neticesinde demokrasi yara alıp çoğulculuk, renklilik ve çokseslilik özelliğini yitirir.

Muhalif kurumların yerelde kendini ifade etmesi, kamuoyu oluşturması, daha farklı kesimlere ulaşabilmesinde yerel basının önemli bir rolü vardır. Yerel basın, ulusal basına nazaran insanlara ve onların sorunlarıyla daha ilgilidir. Yerel basın aynı zamanda ulusal basına kaynak görevi görmektedir. Yerel basının en önemli özelliklerinden biri de yerel idare ve makamları denetleme ve eleştirme görevidir. Yerelde demokrasinin gelişmesi için, yerel basın organlarına büyük görev düşmektedir.

Bir muhalefet biçimi olarak basın açıklamalarını incelediğimiz tezimiz üç bölümden oluşmaktadır ve tezimizde, örneklem olarak Mersin kenti gözlemlenmiştir.

Tezimizin birinci bölümünde, muhalefet ve basın kavramlarının önemini ve işlevini inceledik. Demokrasinin temel taşlarından biri olan muhalefetin, sesini duyurabilmesi, düşüncelerini farklı kesimlere ulaştırabilmesi ve kamuoyu yaratabilmesi için kuşkusuz, basına büyük görev düşmektedir. Basın, iktidar üzerinde denetim oluşturabilmede, muhalefet için önemli bir aracıdır.

Tezimizin ikinci bölümünde, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kavramsal olarak incelenmiş olup, tarihsel gelişimi analiz edilmiştir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, uluslararası belgelerdeki durumu ile 1982 anayasası ve günümüze kadar yapılan diğer düzenlemeler ile Türkiye’deki durumu karşılaştırılmıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, ifade özgürlüklerinin Türkiye’de, nazaran daha kısıtlanmış olduğu, ihlallerin ciddi bir oranda fazla olduğu görülmüştür. Öyle ki AİHM önündeki dosyalara baktığımızda, Türkiye’den giden 12600 dosya olduğu ve bu sayı AİHM iş yükünün %15,8’ini oluşturmaktadır. 1959-2016 yılları arası ülkelerin toplam ihlal sayılarına bakıldığında ise Türkiye, 25 ülke arasında, 2889 dosya ile en çok ihlal kararının verildiği ülke olmuştur. Bu ihlallerden özgürlük ve güvenlik hakkı, ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü ihlali ise 1047 dosya ile %36,2’dir. Türkiye, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, 2015'te de AİHM'nin, hakkında en fazla ifade özgürlüğü ihlaline hükmettiği ülke oldu. AİHM 2016’da Avrupa'dan gelen toplam 28 davada ifade özgürlüğünün ihlaline hükmetti. Bu ihlal kararlarının 10'unu Türkiye'den gelen şikâyetler oluşturmuştur.  Bu verilerden hareketle, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinden basın açıklamasına dönüşümün arkasında uygulamadan kaynaklı baskıların etkili olduğunu söyleyebiliriz.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.