Tezimizin üçüncü bölümünde ise farklı renkleri, kimlikleri, düşünceleri barındıran ve örneklemimiz olan Mersin kentinin tarihsel gelişimi ile birlikte, sosyo ekonomik ve politik yapısını inceledik. Mecliste yer alan siyasi partilerin kentte güç yarışında olduğu ve bunların yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının varlığı, kentte güçlü bir muhalefet olduğunu göstermiştir. Ayrıca kentteki basın kuruluşlarını incelediğimizde tirajlarının düşük olduğu ve haftanın altı günü yayın yapıldığı görülmüştür (Tablo 5 ve 6). Kentin nüfus, ekonomi, politik ve sosyal yapısı göz önüne alındığında kentteki basın kuruluşlarının nitelik ve nicelik bakımından zayıf olduğu görülmüştür. Mersin İmece ve Haberci gazetelerini, tezimiz bağlamında incelediğimizde, 2015 ve 2016 yıllarında kentte yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin %90-95 oranında basın açıklamaları şeklinde gerçekleştiği, kalan kısmın ise miting, yürüyüş, sokak gösterisi ve grev/iş bırakma şeklindeki eylemler/etkinlikler olduğu görülmüştür.

Çalışma sorularımızın ilki Mersin'de bulunan muhalif grupların neden çoğunlukla bir muhalefet şekli olarak basın açıklamasını seçtiğidir. Basın açıklamaları diğer muhalefet etme biçimlerine nazaran daha pratik, örgütlemesi daha kolay, çok fazla kitlenin gerekmediği, diğer muhalefet etme biçimlerine uygulanan kısıtlamalardan dolayı çoğunlukla tercih edilmektedir.

Diğer çalışma sorumuz Mersin yerel basınının, Mersin muhalefetine yaklaşımının ne olduğudur. Muhalif grup/kurumların abonesi olduğu basın organları, yapılan basın açıklamalarına katılmaktadır. İktidar yanlısı basın mensuplarının bu eylem/etkinliklere duyarlılığının daha az olduğu görülmektedir. 1 Kasım 2015 genel seçimleri sonrası ise yerel basının duyarlılığı biraz daha azalmış olmuş, eylem/etkinliğe katılsalar dahi bu eylem/etkinliği haberleştirmeleri daha da azalmıştır.

Çalışma sorularımızdan bir diğeri yapılan basın açıklamalarıyla dile getirilen tepkiler amacına ulaşıp ulaşmadığıdır. Mersin yerel basınının ekonomik ve teknik anlamdaki yetersizliklerinden dolayı eylem/etkinlikleri duyurmakta yetersiz kalmaktadır. Muhalif grupların yaptığı eylem/etkinliklerde farklı kesimleri çekememeleri, otoritelerin basın açıklaması yapılmasına izin verilen yerlerin halk yoğunluğunun az olduğu yerler olması, basın açıklaması için yapılan duyurulara rağmen katılımın az olması, muhalif grup/kurumların yaptığı basın açıklamalarında amaçlarına yeterince ulaşmadıkları görülmektedir.

Diğer çalışma sorumuz, yapılan basın açıklamalarında keyfi yasak ve soruşturmaların uygulanmakta olup olmadığıdır. Muhalif grup/kurumlar yaptıkları basın açıklamaları neticesinde ifadeye çağırma, dava, soruşturma açma, eylemin yapılacağı mekân, içerik ve zaman kısıtlamasına maruz kalmaktadır.

Sonuç olarak toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile basın açıklamaları olarak bilinen ‘ifade özgürlüğü’ tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi bir haktır. Bu hak sadece Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sadece kanunla sınırlanabilir. Özgürlükler esas alınmalı ve yasaklamak veya ertelemek gibi yollar sadece istisna olmalıdır. İfade özgürlüğü haber ve bilgi alma hakkını koruma altına almaktadır; burada devletin yükümlülüğü, bu özgürlüğün kullanılmasına müdahale etmemektir yani negatif bir yükümlülüktür. Güvenlik güçleri gösteri düzenleyene yardımcı olmalı karşıt gruplara karşı göstericilerin güvenliğini sağlamalıdır.

                Kamuoyunda, son dönemde çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle özellikle muhalif kesimin sesinin kısılmaya çalışıldığı ve bu değişikliklerin demokratik haklarını kullanmalarına engel olmak için çıkarıldığı algısı geniş bir kesimde yer tutmaktadır. Bu hakkın kullanımında birinci derece sorumluluk/yetki mülki amirlerde olması sebebiyle ifade özgürlüğünün kullanılması iktidar tarafından baskı altına alınabileceği ihtimali bulunmaktadır. Bu bağlamda, ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin kanun, yönetmelik ve diğer mevzuatta kolluk ve mülki amirlere verilen muğlak yetkiler somut ve herkesçe açık/anlaşılır hale getirilmelidir.

Otoriteler, bildirimi yapılmış olsun veya olmasın barışçıl toplantı veya gösteri yürüyüşü ile silaha, tehdide ve saldırıya dayanan toplantı veya gösteri yürüyüşünü birbirinden ayırabilmeli, bunu siyasete ve kamu otoritesinin tercihlerine göre değil, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kapsamına göre yapmalıdır. Bu noktada temel kriter, başkalarının can ve mal güvenliklerinin somut tehlikeye düşürülüp düşürülmediği veya zarara uğratılıp uğratılmadığı olmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.