Mutlu olmak,relaks olmak,huzurlu olmak her insanın hakkıdır.
      İnsanlar fizyolojik ve biyolojik özelliklere sahiptir.
       Doğar,büyür ve sonunda ölürler.Bunun başka örneği yoktur.
       Çevremde görüyorum kimse nedense mutlu değil.
       Herkesin az veya çok bir takım dertleri sıkıntıları var.
        Görünüşte sağlam ve dertsiz görünen insanların bile iç yüzünü öğrendiğinde ne kadar dertlerinin olduğunu anlıyorsunuz.
        Bunun sebepleri arasında maddi sıkıntılar başta geliyor.
        Bir çok kere şöyle söylenir.Para mutluluk getirmez.
         Paranın her kapıyı açtığı aşikardır. Ama bazı kapıların sadece para ile açışmadığıda bir gerçektir.
        Şayet para her şeye kadirse onca zengin sanatçılar neden huzursuzlar.
        Bir çok zengin aile tanıyorum bir kaç yıl geçmeden boşanıyorlar.
         Demekki bazı mutluluklar para ile eşdeğer değil.
          Tabi ülkenin içinde bulunduğu ortam ile de ilgilidir mutluluk kavramı.
           Ülkede siyasi ve ekonomik bir boşluk ve gerilim varsa insanların mutlulukları azalır.
           Nihayet hepimiz insanız.Çevremiz bizi bir o kadar etkiler.
            Bazende bir arkadaş ortamı bile bu mutluluğu olumlu veya olumsuz etkiler.
            Sokakta caddede yürürken insanların yüzlerine bakıyorum.
            İnanın hemen hemen yüzleri gülene rastlamak mümkün değil.
             Şen şakrak insanlar girmiş yerine yüzü somurtkan insanlar gelmiş.
             Böyle bir durumda hani derler ya üzüm üzüme bakarken kararır tümümüzün yüzü kararıyor.
              Bir çok kere yalnızlıklarda insanın mutluluğunu engelliyor.
              Bir evin içinde,bir sokakta,bir caddede yalnızlık hisseden bir çok insan var.
             Bu insanların yalnızlığı mutluluklarını engelleyen en önemli etkendir.
              Mutluluk görecelidir dedik.Bu herkese göre değişir.
              Kimi bir parça ekmek bulduğu için sevinir mutlu olur.
               Kimi azda olsa evine bir ekmek götürdüğü için sevinir.
                Kimi ise trilyonlara sahiptir,her şeyin en iyisini elinde bulundurur ama mutsuzdur.
                Yaşlılar evlatlarının kendilerine ilgi göstermesini bekler.
                  Bu gerçekleşmeyince hem yalnızlık hisseder,hemde büyük bir mutsuzluk içine girerler.
                  İyiki devletin demetim ve gözetiminde huzur evleri var.Bu huzur evlerinde belki tam istedikleri gibi yaşayamıyorlar ama her şeyden önce insanlarla iç içeler.
               Bir çok kişi emekli maaşını bağışlayarak o evlerde huzur içinde kalıyorlar.
              Boşanan insanlar daha önce bir mutsuzluk yaşarlar ama bu onların yakasını bir türlü bırakmaz.
              İkinci evliliğe niyetlenseler bile ilk evlilikleri sürekli gözünün önüne gelir.
              Bu her iki boşanan insan içinde geçerlidir.
              Her neden boşanırlarsa boşansın ama bunlardan ders çıkarması gerekenler sadece mutluluk ve huzur yerine yine işi maddiyata bağlarlar.
              Demekki mutluluk kavramı bir insana takılmış madalya gibidir.
              Bunun tersini de söylersek mutsuzluk kavramı insanın alnına yazılmış bir kara leke gibi her an karşısına çıkar.
              Mevlana ne diyor;" mutlu olmak istiyorsan gururu bırak,gönüller almaya bak."
              Demekki sadece maddiyatla değil gönüllere girmeyen hiç bir şey mutluluk getirmez.
              Esasen mutlu olmak herkesin hakkı.Bu hakkı ne eş,ne çocuklar,ne arkadaş,ne de devlet engelleyebilir.
              Bu tıpkı özgürlük gibi her insana ana sütü kadar helaldir.
              Her şeye rağmen mutlu doğalım, mutlu yaşayalım ve mutlu ölelim.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.