Devlet İstatistik Enstitüsü’nün yaptırdığı araştırmaya göre Türk toplumunun büyük bir bölümü mutluymuş.

DİE’nin mutluluk anketi borca batmış medyanın üfürüğüyle kuru yaprak örneği havada uçuşurken, bir açıklama da Devlet Bakanı Abdullatif Şener’den geldi.

Şener, resmi verilerin ışığında ülkede 19 milyon kişinin yoksul olduğunu bildirdi.Bu 19 milyon kişinin 1 milyonu gıda harcamalarını, 18 milyonu ise gıda ve gıda dışı harcamalarını karşılayacak gelirden yoksun olarak varlıklarını sürdürüyorlarmış.

Hani yoksul sınıfında görülmeyenlerin geliri de ahım şahım olsa bari!..

Ama nerde!..

Bu nasıl bir mutluluk anlayışıdır ki, insan hem yoksul hem de mutlu; inanın anlamakta güçlük çekiyorum.

İşyerlerinin birbiri ardına kapandığı bir ortamda yoksulluk, yoksunluk gizlenmek istense de gizlenemez zaten.Çünkü, kapanan, kapatılan işyerlerinden yükselen işsizlerin çığlığı gönül gözüyle görenlerin yüreklerini dağlıyor.

İşte bir gazete haberi:

Bursa’da 6 ayda 10 bin kişi işsiz kaldı.

İşsizliğin gün geçtikçe boyut kazandığı, köylünün ürününün para etmediği, emeklinin banka kuyruklarında çile doldurduğu bir ülkede, devletin yaptırdığı araştırmaya dayanılarak insanların mutlu olduğu söyleniyor.

Böylesi bir ortamda insanlar nasıl mutlu olabilir ki?

Güler misin ağlar mısın!..

Devlet Bakanı Abdullatif Şener’in bildirdiği rakamlar ölçü alındığında her beş kişiden birisi yoksul; bir anlamda  karnını doyurmakta güçlük çekiyor.

Bunca olumsuz tabloya karşın eğer insanlar gerçekten mutluysa büyük bir tehlikenin eşiğindeyiz demektir.

Atalarımız “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” demişlerdi, geldiğimiz noktada ise beş kişi yiyor biri bakıyor; açların durumuna duyarsız  kalanların çoğaldığı bir ortamda insanlık anlayışının sorgulanması gerekmez mi?

Hele hele, her fırsatta yüzde 99’unun Müslüman olmasıyla övünülen bir toplumda!..

Eskiden böyle mutluluk anketi falan yaptırılmazdı.

AKP iktidarı, başarısızlığını perdelemek için her gün  yeni bir şey icat ediyor.

Özledikleri yönetim biçiminin hayta geçmesine engel olarak gördükleri laikliğin tanımının yapılmasını isteyen bu muhteremler, şu mutluluğun tanımını yapsalar da biz de öğrensek bari!..

Mutluluk hakkında bunca tantana yapılınca, aynı soruyu kendime yöneltmeden edemedim.

Yanıt olarak, maden kazalarında göçük altında kalan insanların aileleri, işçi kahvelerinde kapıdan her girene umutla bakan gözler, çöpten ekmek toplayıp karınlarını doyuran sokak çocuklarının içler acısı durumu bir film şeridi olup gözlerimin önünden akıp gidiyor....

Böylesi bir ortamda nasıl mutlu olunur söyler misiniz?
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.