Bir kere yazının başından anlaşalım; ben siyasete atılmayacağım. Hiç böyle bir derdim yok. Çünkü benden siyasetçi olmaz, en iyi kendimi tanıyorum bu hayatta ve bunu peşin peşin kabul ediyorum. Evet, çocukluğumdan beri siyasete ilgi duyuyorum, siyasetin içinde olan bir ailede büyüdüm, hep çok okudum bu yetmedi içimde uhde kalan kamu yönetimini de bitiriyorum. Ağzım iyi laf yapar, etkileme yeteneğim müthiştir, kafam farklı çalışır eh görüntü açısından da karizmatik sayılırım ama benden siyasetçi olmaz. Neden? Başlayayım anlatmaya; Bir kere ben bu halkın hiçte aptal olmadığını düşünenlerdenim hatta Millet olarak Şark kurnazı tipindeyiz, işimize çıkarımıza ne iyiyse o tarafa eğiliyoruz. Güçlünün yanında saf tutuyoruz. İyinin kötünün, doğrunun yanlışın farkındayız. Tercihlerimizi bilerek ve isteyerek yapıyoruz. Bunu kısa bir zaman önce meslek örgütüm içinde izlenim ve deneyimimle gördüm; Hekimlerin yani bu ülkenin en zeki, en elit kesimi içinde. Meslek örgütü yöneticilerinden biri olarak bu görevi aldığım ilk günden beri kendimce bir karar almıştım ve bu kararımı da bu güne kadar uyguladım. Asla hiçbir hekim arkadaşıma gidip Tabip odasına neden üye olması gerektiğini, Meslek örgütü içinde hak arama mücadelesi içinde olmanın öneminden bahsetmeyecektim. Bir kere bunu yapmak bu kadar zeki ve elit bir grubun aklıyla dalga geçmek olurdu. Benim onlara anlatacağım her şeyi onlar zaten biliyorlar ve yaşıyorlardı. Ama buna rağmen Hastane önünde yapılacak basın açıklamasına üç beş kişinin dışında katılan olmuyordu ya da Tabip odasının organize ettiği toplantı ve panellere de çok az katılım oluyordu. Ama bir yandan bakıyorsunuz ki Hastane yönetiminden yapılan her çağrıya uyuluyor katılım yüksek oluyordu. İleri demokrasinin olduğu ülkelerde Meslek örgütü içerisinde olmak prestijdir. Hak arama mücadelesi içerisinde olmakta demokrasinin gereğidir. Bunu yapana tu kaka muamelesi yapılmaz, bu mücadele illegalmiş gibi bilinçli bir algı oluşturulmaz. Sivil Toplum Örgütleri içerisinde siyaset yelpazesinin her renginden insan olmalıdır. Farklı düşüncelerin illaki çatışma içerisinde olması gerektiği bizim öğrenilmiş davranışımızdır. Böyle bir şey yok. Tam tersine ne kadar farklılık o kadar zenginlik olmalıdır. En tahammül edemeyeceğiniz düşünceyi dahi dinleyip onunla fikirsel anlamda tartışabiliyorsanız siz demokrasiyi içselleştirmişsiniz demektir. Bu da ciddi bir entelektüel donanımla kazanılabilecek bir şey. Siz Ekonomi, Tarih, Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji bilmelisiniz ve Siyasi düşünceleri derinden analiz edebilecek şekilde Siyaset Bilimine vakıf olmalısınız. Bunların hepsini yapabilirsiniz ancak bir şeyi de eksik etmemelisiniz tıpkı bende olan eksiklik gibi tam da benden neden siyasetçi olmaz sorusunun cevabı gibi Halktan umudunuzu kesmeyeceksiniz, zaten böyleler deyip bir sorun olduğunu ve bunu kocaman kitlelerin dahi fark edemeyeceğini görmezden gelmeyeceksiniz. İnadına anlatacaksınız. Halka yakın olacaksınız.
Demokrasinin tüm kurumlarında yürüyen işleyiş biçimi o toplumun yönetiliş şeklini yansıtır. Yani seçilmişlerin vasfı ve donanımı hatta ahlakı. Peki, bizde siyaseti kimler yapıyor. Şöyle bir çevrenize, seçtiklerinize bir bakın, onlara oy verirken kafanızdan geçenleri tekrar bir sorgulayın. Kriterleriniz neydi. Yâda hiç böyle bir tercih şansınız oldu mu? Size dayatılana gidip oy vermek zorunda mı kaldınız? Size sorulmuyor değil mi? Sizin oy vereceğiniz parti belli ancak oy vereceğiniz kişiyi sizin seçme şansınız hiç olmadı. Ya tepeden belirlendi ya da delegelerin oyları ile önünüze gelmiş hazır listeye oy verdiniz. Peki, bu isimler nasıl seçiliyor: ya prestijli bir mesleği vardır yâda İş adamıdır parası çoktur değil mi? Sanki bunlar siyaset yapmaya siyasetten anlamaya, siyaseti hakkıyla yapmaya yeter kriterler gibi hep böyle oluyor. Her kapı tıngırtısına koşan, her ortamda görünen, düğün evi tefçisi, yas evinin ağıtçısı, iş üretmek, sorun çözmek yerine her olaya müdahil olan, her konuda içinin boş olup olmamasına bakmadan fikir üreten, acemice siyaset yapan insanlarla dolu siyaset arenası. Ha bunu yanında kafası feci derecede çalışan insanlarda var, müthiş entelektüel kapasiteye sahip, örgütleme yeteneği süper olan, Halka yakın elit tavrı olmayan, onurlu ve ahlaklı duruşu olan, Siyaset etiğine sahip olan insanlarda var. Ama nerede bu insanlar ya parası olmadığı için ya prestijli bir mesleği olmadığı ya da kendi partisinin yaptığı yanlışa yanlış dediği için muhaliflikten dışlanmışlar. Bakın bunu herhangi bir siyasi partiyi yâda siyasetçiyi işaret ederek yapmıyorum bir genelleme yapıyorum yeni bir şey de değil Türkiye siyaseti çok uzun zamandır böyle işliyor. Ve aslında tam da bu nedenlerden dolayı demokrasimiz kesintilere uğruyor, tıkanıyor. Ne yazık ki parti içi demokrasisini işletemeyen siyaset Ülkede demokrasi inşa etmeye soyunuyor. Oysa kendi içinde lider sultasını kurmuş her muhalif sesi susturmuş. Biat eden makbuldür diyerek aykırı hiçbir sese tahammülü olmayan bir siyaset anlayışı egemen sağından soluna kadar siyasetin tüm yelpazesinde. Siyaset üretmeyen siyasetçiler muhalefette üretemiyorlar ve kervan böyle yürüyüp gidiyor. Hayırlısı diyeceğim ama tarih sonu hazin biten imparatorluklarda hep bu yanlış gidişi hikâye etmiştir.
Sevgilerimle.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.