Son günlerde politik ortam çok sıcak. İktidarla ana muhalefet arasında gerginlik gittikçe artıyor. Muhalefet partisi olan MHP genel başkanı da iktidarın yanında yerini alarak ana muhalefete saldırıyor. Bu karşılıklı şiddetli saldırıların elbette birçok nedeni var ama burada üç örnek vermekle yetineceğim:

                Birincisi.

 İran asıllı ve Türkiye vatandaşı iş adamı Rıza Sarraf’ın,   ABD’de New Yok kentinde mahkemeye verdiği ifadeler oldukça ilginç ve ses getirceğe benziyor. İtirafları doğru ise, Türkiye ve siyasi iktidar zor durumlarda kalabilir. Fakat asıl olan durumun bu hallere gelmesinde kimlerin katkısının olduğudur. Devletin istihbaratı yaklaşık iki yıl önce ilgilileri bu konuda uyardığı halde neden önlem alınmadı? Adamın ifsdelerine göre birileri tarafından korunup kollandığı belli.

                Rıza Sarraf açıkça yaptıklarını itiraf ediyor ve yalınız olmadığını da söylüyor.

                Bu adam birileri tarafından kullanılmak amacı ile bilerek mi Türkiye’ye getirildi?

Bu ihtimal dışı değil, olabilir. Fakat bu zatın bakana, bir bankanın yöneticilerine varıncaya kadar yaptığı, ambargoyu delme işine karştıracak kadar ileri gitmesine neden fırsat verildi? Buna fırsat verenler o zaman hiç mi düşünmediler?

Karşıda ABD var. Dünya’nın en büyük gücü durumunda olan emepryalist ABD var. Çıkarları için ülkelerde iktidarlar devirten, gerekli gördüğünde iç savaş çıkartan, askeri müdahale yapan emperyalist bir devlet var. Hiçbir zaman devletler kendi aralarında ne kadar anlaşma yapmuş olurlarsa olsunlar, birbirilerinin dostu değildir. Emperyalizm eline geçen her türlü malzemeyi amacına ulaşmak için kullanır ve bu da onlar için doğal sayılır.

Bakalım pirincin taşı şimdi nasıl ayıklanacak?

İkincisi.

 Sayın Recep Tayyip Erdğan’ın aile çevresinde yurt dışına para aktardığı iddialarının dekontları. Ana muhalefet partisi genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu nereden ve nasıl temin ettiyse böyle bir iddia attı ve belge olarak da birkaç banka dekontu gösterdi.

İktidar partisinin genel başkanı başta olmak üzere, her taraftan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na siyasi anlamda linç etme girişimleri bulundular, yalanladılar.  CHP TBMM’sine bu konu da araştırma komisyonu kurulması önergesi verdi. İktidar partisi milletvekillerinin oyları ile önerge ret edildi. Belgelerin sahte olup olmadığının araştırılması için verilen araştırma komisyonu önergesi neden ret ediliyor? Önemli sorunların çözüm yeri TBMM’sidir. Orada çözülmeyen sorunlar nerede çözülecek?

Hem iktidar, hem de ana muhalefet partisinin ileri gelenleri çok ağır sözlerle birbirilerini itham ediyorlar. Bir kere her iki tarafında, iktidar taraftarları daha ağır olmak üzere, birbirilerine karşı kullandkları dil oldukça ağır ve siyasette yakışık almaz.

On beş yıllık iktidar zamanında Türkiye siyasetinde hiç görülmeyen olaylara tanık olduk.

Üçüncüsü:

Ekonominin %80’ni yabancı sermaye tarafından kontrol ediliyor.

Tarım başta olmak üzere hayvancılık yok olmuş. Türkiye üretim ekonomisinden tüketim ekonomisine geçmiştir. Gelişmiş sanayi ülkeleri Türkiye’yi tüketim pazarı gibi görüyorlar.

Ekonominin önemli oranda yabancı sermayenin kontrolüne geçmesinden, ulusal sanayi, ulusal sermeye, tarım ve hayvancılık  önemli oranda zarar görmektedir.

Ülkede ulusal sermaye yabancı sermaye ile iş birliği yapmadan iş yapamaz duruma gelmiştir.

Doların 29 Kasım 2002 ile 30 Kasım 2017 tarihlerindeki durumlarına bakalım:

29 Kasım 2002 Cuma günü doların M.B.alış fiyatı 1,53 liradır.

30 Kasım 2017 Perşembe günü doların M.B.alış fiyatı 3,92 liradaır.(  29 Kasım 2002 tarihinde yürürlükte olan para birimine göre ise,1 530 000 ve 3 920 000 liradır.)

On beş yıllık artış oranı %210, yıllık ortalama artış ise %14 .

Şimdi ekonominin nasıl olduğuna siz okuyucular karar versin.

Aslında siyasiler arasında  tartışmaların, özellikle iktidar partisi taraftarlarının bağırıp çağırmasının  gerçek nedenleri, ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumdur.

On beş yıldır tek başına iktidar olan bir partinin yönetiminde ancak buraya gelebildik.

Ana muhalefet partisi elbette, adı üzerinde eleştirecek, doğru bildiklerini söyleyecek.

Muhalefet partisi olan MHP’ye gelince, partinin genel başkanı Sayın Devlet Bahçeli muhalefetlik yapmak yerine, iktidarın yan kuruluşuymuş gibi iktidar taraftarlığı yapıyor.

Siyasette liderlere ve politikacılara düşen en önemli sorumluluk, toplumu gerecek, ayrıştıracak, kin, nefret duygularını körükleyecek söz ve konuşmalardan uzak durmaktır.

Ortaya çıkan sorunların neden, niçin ve basıllarını araştırılması ve ortaya gerçeklerin çıkarılması için yardımcı lmaktır. Kavga, kin ve nefret tohumları saçarak hiç olumlu bir yere varılmaz.

Başka bir Türkiye yok

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra yurt dışına kaçan ve mülteci olan, oralarda kalmaya çalışan yurttaşlarımızın neler çektiklerine canlı olarak tanık oldum.

Bizim her alanda kardeşliğe ve birlikteliğe ihtiyacımız vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.