Mersin’de doğdum, büyüdüm, okudum, çalıştım, âşık oldum. Mersinli olduğuma inanıyorum. Ancak “Mersinli” olmak ne demek, tam olarak bilmiyorum. Ne yaparsam Mersinli olabilirim? Bu sorunun yanıtını arıyorum.

 “Nerelisin?” sorusuna verilen üç tür yanıt var. Birincisi doğduğun yer. İkincisi doyduğun, yani çalıştığın yer. Üçüncüsü de atanın, dedenin memleketi. Bu üç yaklaşım da bana eksik geliyor. Yani şöyle yürekten gelen bir “Mersinliyim!” nidası, bu üç ölçüte de sığmıyor sanki. Bir memleketi hak edebilmek bu kadar kolay olmamalı diye düşünüyorum.

Bir yerde doğmuş olmak, bir memleketi hak etmeye yeter mi? Sadece bir tesadüf eseri Mersin’de doğanlar, hiç emek harcamayıp sorumluluk üstlenmeyenler ne de kolay “Mersinliyim.” deyiveriyor. İkinci ölçüt de bir kentte çalışmak. Bir yerde çalışınca o memleketli olur mu insan? Mersin’de çalışıp da bu kentin güzelliklerinden habersiz olan,  kente bir karıncanın sırtında taşıdığı ekmek kırıntısı kadar faydası dokunmayan nice insan var. Gelelim üçüncü ölçüte. Dedesi Mersin’de doğdu diye Mersin’i hiç görmeyen veya o kenti güzelleştirmeyen biri, hiç o kenti hak edebilir mi?

Sanırım tek başıma bu soruların üstesinden gelemeyeceğim. Tanıdığım, bildiğim Mersinlilerden yardım isteyeyim en iyisi. Mersin’i Mersin yapanlara başvurursam Mersinliliğin ne demek olduğunu ortaya çıkarabilirim belki.

Öykü yazarı İlyas Halil’le başlayalım. Öykülerinde kıyıya vuran dalga seslerini, portakal, limon çiçeği kokusunu hissedebilirsiniz İlyas Halil’in. Mersin’in çok kültürlü yapısı, hoşgörülü düşünsel iklimi, onun öykülerinin temelini oluşturuyor. Öyküleriyle Mersin’in kültürel belleğini diri tutuyor ve bu kentin güzelliğine katkı sunuyor İlyas Halil.

Fotoğraf Sanatçısı Mustafa Eser’i de örnek verebiliriz. Hepimizin yaşadığı, gördüğü kimi olayları, durumları fotoğraf makinesiyle ölümsüzleştiriyor. Belki herkes Mersin’e bakıyor fakat Eser, Mersin’e daha güzel bakıyor ve bu güzellikleri de sanatlaştırıyor.

Mersinlilik söz konusu olunca Ali F. Bilir ve Saadet Bilir’i de anmamak olmaz. Bu iki karınca, gerek edebi ve kültürel eserleriyle gerek söyleşileriyle gerek de başka etkinliklerle Mersin’i bir kültür-sanat kenti yapmaya çalışıyor.

İlyas Halil, Mustafa Eser, Ali F. Bilir, Saadet Bilir ve daha burada adını anamadığım nice kültür insanını düşününce Mersinli olmanın ne demek olduğunu daha iyi anlıyorum. Mersinli olmak demek, Mersin’in güzelleşmesine, gelişimine katkı sunmak demektir. Mersinli olmak demek, sorumluluk üstlenmek, bu kent için çaba harcamak demektir. Bunu da sadece sanatçılar veya yöneticiler yapmaz. Biz de sorumluluk üstlenebilir, Mersin’i güzelleştirebiliriz. Balkonunu çiçeklerle süsleyenler, gölgesinde oturabileceği bir ağaç dikenler, yazın susuz kalan kuşlara su verenler bu kenti güzelleştiriyor.

Sonuç olarak şöyle gönül rahatlığıyla “Mersinliyim.” diyebilmek için çok çalışmam gerektiğini anlıyorum. Sadece başkalarının bir şeyler yapmasını beklemek, Mersin’i güzelleştirmez. Kuru kuru şikâyet etmek de sorumluluklarımızı azaltmaz. Bu nedenle Mersinli olmaya “Ben Mersin için ne yapabilirim?” diye sorarak başlayabiliriz.

Artık “Nerelisin?” sorusuna verebileceğim bir cevabım var: Ben Mersinli olmaya çalışıyorum. Peki, siz nerelisiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Alı F. Bilir 6 ay önce

Yunus Emre Çekici, yazısında önemli bir konuyu dile getirmiş. Bir kentte yalayan, kentin kimliğini taşıyan insanlara sorumluluk yüklemiş, anımsatmış. Örnek olarak değerli şair ve öykü yazarı İlyas Halil’i, fotoğraf sanatçısı Mustafa Eser’in yanı sıra beni ve sevgili eşim Saadet Bilir’i göstermiş. Mutlu oldum, onur duydum. Bana kimlik veren bu güzel kent için daha fazla çalışmam gerektiğinin sorumluluğunu duyuyorum. Yazar Yunus Emre arkadaşa ve İmece’Gazetesi’ne teşekkür ediyorum.