Çocukken yaşlı ruhlu, ciddi, suratsız, soğuk, mesafeli, az konuşan, otokontrolü oldukça yüksek, sevimsiz bir tiptim.
Orta-Genç yaşlarımda asi, düzenle sorunu olan, kavgacı, tahammülsüz, anarşist bir ruh…
Şimdilerde ise aklı oyunda, her şeyden mutluluk arayan, esprili, çocuk ruhlu, naif, kırılgan, çok okuyan, okudukça eksikliği karşısında şaşıran biraz da utanan, çabuk kırılan ama bir o kadar da çabuk affeden, öfkesini kontrol altına almayı öğrenmiş, yaşamın anlamını kendi gerçekliğinde sorgulayan biri oldum çıktım.
Nietzsche insandan üst insana giden yolu üç aşamalı olarak tarif etmiş. Birinci aşama Deve, ikinci aşama Aslan, üçüncü aşama Çocuk.
Birinci aşamada insan, Toplumun sırtına bindirdiği bütün ön yargıları, anlamsız değerleri bir Deve gibi sırtında taşımakta, bunların hamallığını yapmaktadır.
İkinci aşamada giderek özgürleşen insan, bu değer yargılarından kurtularak, onlara karşı bir Aslan gibi mücadele etme dönemindedir. Kafasında ve ruhunda bu değer yargılarını yıkmaktadır.
Üçüncü aşama ise çocukluktur; Nietzsche e göre çocuk masumluktur ve unutmadır. Bir yeni başlangıç, bir oyun, kendiliğinden dönen bir çark, bir ilk hareket, bir kutsal evet…
Filozofa göre çocuk aşaması insandan üst insana giden yolun son aşaması ve üst insanın başlangıdır. Bu satırları okuduğumda demek ki kişisel gelişim sürecim Nietzsche’nin bahsettiği ile uyum halinde yani doğru yoldayım ve bu yolda hiç usanmadan devam dedim ta ki süreç beni bebekliğimin altı bezli dönemine götürse bile.
Ama bu aşamaya gelemeyen o kadar çok insandan oluşuyor ki yaşadığımız toplum. Her şeyi kendinden menkul zanneden, benden sonrası tufan diyen, suratsızlıkla ciddiyeti bir tutan, egosu şişkin, kibir ve güç zehirlenmesi yaşayan. Herhangi bir liyakate sahip olmadığı halde hak etmediği koltukları işgal edenler. Siz gelişiminiz için onca çaba harcarken, yaptıklarınız ile yetinmezken bu ‘Kifayetsiz Muhterisler ‘kendi yetersizliklerinin farkında olmamalarını avantaja dönüştürürler. İşin ilginç tarafı bu tarz insanlar her işte ön plana çıkmaktan, asla yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymazlar. Hatta her şeyin hakları olduğuna ve en iyi kendilerinin yapacağına inanırlar. Çevrelerinde kendinden iyi olanı fark etiklerinde çeşitli kurnazlıklarla, gayri etik tavırlarla, hatta daha da çirkin davranarak bir takım iftira ve yakıştırmalarla gizli bir savaş başlatırlar. İşte tam da burada Cahil cesaretinden bahsetmek gerekiyor. Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır diyor Dunning ve Kruger.
Dunning Kruger Sendromu özetle şunları söylüyor:
Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark etmezler ve niteliklerini abartma eğilimindedirler.
Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan acizdirler.
Nitelikleri, eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.
Oysa diğer yandan bilgili ve yetenekli insanlar alçakgönüllü davranarak ön plana çıkmak istemezler, üst görevlere kendileri talip olmazlar, fark edilmeyi beklerler. Bu bekleme sürecinde daha çok çalışırlar, ancak ne olur biliyor musunuz? Yeteneksizler emek hırsızlığına başlarlar ve onların bilgisini, çalışmalarını, fikirlerini sanki kendilerine aitmiş gibi piyasaya sunarlar. Çoğu zamanda alıcı bulurlar. Bu çark böyle dönüp durur ve İnsanlık olarak gelişmemizi bir türlü tamamlayamayız. Ortalıkta bolca Deve ve Aslan kapışması yaşanırken masum çocuklar süreci içleri acıyarak kenara çekilip izlerler. Aklıma tam da burada Büyük Komutan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün silah arkadaşı, 2.Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’nün şu veciz sözü gelir; ‘Arkadaşlar, bir ülkede namus sahipleri, en az şer ehli kadar cesur olmadıkça, o memleket mutlaka batar’. İşte bu kadar işin özeti bu.Bunun üstüne tek söz dahi etmek kelime israfından öteye geçmez.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.