Başlığa bakıp zaten her toplu eylemde jandarma engeliyle karşılaşıyorduk diyenler çıkabilir.
Tıpkı “ne olmuş öylesine bir tesisin kapısına herkes elini kolunu sallayıp dayanacak mıydı?” Sorusunu soranların olduğu gibi…
Cepheleşme süreci her önemli tartışmada örneğini gördüğümüz konuda da yaşanıyor.
Hele iş nükleer santral gibi insanlığın özellikle de Akkuyu nedeniyle Mersin’ in ve bu kentte yaşayan bebeğinden yaşlısına herkesi doğrudan ilgilendiren hayati öneme sahip bir konuysa tartışma daha bir anlam kazanıyor.
Keşke böylesine bir konuda cephelere ayrılmasak, bilimsel akıl ve sağ duyu daha bir hakim olsa.
Ama olmadı, olmuyor…
Zaten ortaya çıkan tepkilerin sığlığı, büyük çoğunluğun karşı çıkmasına rağmen bu kamuoyu gücünün harekete geçirilemediğini gösteriyor.
Lobi gücü yeterince zayıf bir Mersin tablosu bu alanda da karşımıza çıkıyor.
Ve azınlıkta kalanlar arkalarına bu santrali yapmaya kararlı iktidarı alarak diledikleri gibi at oynatıyor.
Biz ise ne yapıyoruz?
Oturmuşuz, bu konuda tüm umudumuzu; bir avuç oda ve derneği temsilen sahneye çıkan, toplandıklarında sayıları 50’ yi geçmeyen birilerinin ortaya koyacakları eylemlere bağlamışız.
Bir yanda iktidar gücüne dilediği kadar parasal kaynak aktarmaya hazır bir lobi var. Karşısındakilerin mecali belli.
Üstelik santrale karşı çıkan aktörler asıl arkalarına almaları gereken halkı bir türlü ortak tepki noktasında buluşturamamışlar.
Bugüne kadar yapılan pek çok anket Mersin halkının yüzde 80’ inin nükleer santrale karşı çıktığını gösteriyor ama bu potansiyel ne meydanlara yansıyor, ne de kent lobisine dönüşebiliyor.
Bu durumda elbette elin adamı ÇED sürecini kaşla göz arasında tamamlayıp, Rusya Devlet Başkanının Türkiye semalarına girdiği saatlerde kendisine küçük bir hediye jesti olarak sunar ve biz de elimiz böğrümüzde oturur maç izler gibi olanları seyrederiz.
Nükleer santralin Rusya’nın bugün yaşadığı ekonomik darboğaz nedeniyle yapılma olasılığını, tüm batının koyduğu ambargoların sürece nasıl yansıyacağını, zaten AB ve ABD ile ilişkilerini koparma noktasına gelmiş bir ülkenin neresinden bakarsanız bakın 22 milyar dolar çapındaki bir projeyi hayata geçirme şansını başka zamanlara bırakıp, bugün Mersin kamuoyundan ama özellikle de o yörede yaşayan halkın bırakın geleceğini bugününü de doğrudan ilgilendiren bir konuya değinmek istiyorum.
19 Aralık 2014 Cuma günü Resmi gazetede “Askeri bölge ve güvenlik bölgeleri” yönetmeliğinde Bakanlar kurulu kararıyla gerçekleştirilen değişiklikleri kapsayan yeni yönetmelik yayınlandı.
Bu yönetmelik neyi mi içeriyor?
Mersin’ i ama özellikle de Büyükeceli halkını ilgilendiren çok önemli bulduğum bölümüne dikkat çekmeye çalışayım.
Ek yönetmeliğin ilgili maddesine göre “nükleer ve tesis ve eklentilerinin dış sınırlarından itibaren en fazla bir kilometreye kadar geçen noktaların birleştirilmesiyle tespit edilen alanlar” tıpkı askeri bölgeler gibi yaklaşılmasına da izin verilmeyecek bölge kapsamına alınıyor. Etrafı tel örgülerle çevrilecek olan bu bölgeye sivil vatandaşın karadan bin metre ve denizden de 2 mil mesafeden yaklaşması yasak…
Akkuyu’ da kurulacak nükleer santralin kendisi bir yana eklentilerini de göz önüne alırsak bu 1 km’lik alan kapsamına giren yerlerde oturanlar, ekmeğini topraktan çıkarmaya çalışanlar ne olacak?
Eklenti çok geniş, ucu açık bir kavram.  Santral çevresinde yapılacak lojmanlar da eklenti, kondurulacak tüm sosyal tesisler de…
Kısaca bu bir kilometrelik alanın sınırları belirlendiğinde kimlerin evlerinden yurtlarından olacaklarını bilmiyoruz.
Belki çok az insan etkilenecek, belki de bugünkü tüm Büyükeceli yerleşimi başka yerlere göç etmek zorunda kalacak.
Peki, Mersin bu olacakların farkında mı?
Nükleer karşıtı paydada bir araya gelen onca oda, dernekten oluşan örgütler Büyükeceli halkının karşılaşma olasılığı yüksek yeni duruma karşı mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla adım atmayı düşünür mü?
Sorular, sorular…
Belli ki Mersin’ in bir türlü dolmayan çilesi yeni sorular ve sorunlarla yeni süreçlere evrilecek…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.