Ohal uygulaması 2002 yılından itibaren itibaren Türkiye’nin gündeminden tamamen kalktı derken son darbe girişiminden sonra tekrar yürürlüğe  sokuldu. Hükümet yetkililerinin açıklamalarına göre yeni Ohal eskisinden farklı olacakmış. Eskiden askeriyenin ağırlığı daha çok hissedilirken şimdi sivil bir ohal uygulaması öngörülmektedir .Başına vali bir yöneticinin atanacağı yeni ohal de daha sivil ve insanları ürkütmeyecek uygulamalar  görülecektir. İnsanların sokağa çıkmasında her hangi bir sınırlama olmayacağı gibi ,ekonomi de de hiçbir kısıtlamaya gidilmeyecektir.

Eski OHAL yasaları uzun vadeli ve baskıcı bir anlayışla yürürlüğe sokulduğu için insanlara korku salıyordu. Geceleri sokağa çıkma yasağı vardı.Seyahat özgürlüğüne sınırlama  getiriliyordu. Köylü vatandaşların tarlalarını ekip biçmeleri izne bağlıydı. Sıkıyönetimin biraz daha sivil şekli olmakla birlikte baskıcı bir anlayışa sahipti. Basını özgür değildi,kişi hak ve hürriyetleri askerin iki dudağı arasındaydı. Belki bir çok konuda hukuk ve nizamı sağlamak için gerekliydi ,ama bir çokta sakıncaları beraberinde getiriyordu.

Yen OHAL ise biraz  daha  demokratik, kişi hak ve hürriyetlerine saygılı olmayı öngörmektedir. Seyahat hürriyetinden tutunda bir çok baskıcı bir yönetim anlayışından uzak sadece darbeyle ülkeyi kan gölüne çevirmek isteyen FETÖ örgütünü yok etmeye matuf bir kanunla karşı karşıyayız. Nihayet çıkarılan ilk kanun hükmünde kararname ile FETÖ terör örgütünün okul, hastane, üniversite ve yurtlarını kapatarak hazineye  devredilmesi  sağlanmıştır. Bir çok memur bu örgüte üye olmaktan açığa alınmış ve büyük bir kısmı da tutuklanmıştır. Bu memurların tekrar herhangi bir kamu kurumunda çalışmasının önü kesilmiştir.

OHAL kanunu şimdilik 3 ay gibi bir süre için uygulanacaktır. Gerçi Cumhurbaşkanı bir defaya mahsus 3 ay daha uzatılacağını söylese de hızlı ve yoğun bir çalışmayla kanunlar seri bir şekilde çıkarılırsa uzatmaya gerek kalmayacaktır.  Yalnız  burada bazı yanlış uygulamaların ve görevden alınan memurların olduğunu görüyoruz. Hayatında FETÖ  örgütüne üye olmayı bırak yanından bile geçmeyen bazı memurlarında açığa alındığını ve kurunun yanı sıra yaşında yandığı bir süreci yaşıyoruz.Bu memurların hakimlerimizce titiz bir incelemeye ve soruşturmaya tabi tutularak yanlışlıkların düzeltileceğine inanıyoruz. Asılsız ihbarlarla FETÖ örgütünden olmayan insanları işinden alıkoyarsak ileri de telafisi olmayan yanlışların içine gireriz.

Bu süreci sağduyu ile atlatmamız lazım. Hem bu darbeye katılanları en şiddetli bir şekilde temizlemeli ,hem de bürokrasiyi rayına oturtmalıyız. Bu darbenin amacı anlaşıldığına göre Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanan tüm askerlerin terfilerinin de sağlanarak görevlerine döndürülmesinin önü açılmalıdır. Haklarının iade edilmesiyle ordudaki boşluğu doldurmak ve bu tecrübeli insanlardan yararlanmak lazımdır. Yaş kararları başladıktan sonra bu konular acil olarak ele alınmalı ve kanun hükmünde kararnamelerle bu askerlerin önü  açılmalı dır . İşte bu gerçekleştiğinde FETÖ örgütüne asıl darbe o zaman vurulmuş olacaktır. Eştikleri kuyuya düşeceklerdir.

Ülkemiz zor günlerden geçmektedir. Bu süreç uzun ve yorucu olabilir. Muhalefet, iktidar ülke gerçeğini görerek el ele vermelidir. Hiç bir siyasi beklenti içinde olmadan sorumluluk almalılar ve hükümete destek olmalılar. Belki başka hükümetler olsaydı bu darbeyi bu kadar kolay atlatamayabilirdik. Şu an ülkede geniş bir konsensüs oluşmuş vaziyettedir. Bu konjoktürü iyi değerlendirmeli, atacağımız adımları ileride telafisi mümkün olmayan en az zararla kapatmalıyız. Yeni OHAL bizim elimizi kolumuzu güçlendirmektedir. Tek şey kendimize güvenmektir.

Esas şimdi bağırsaklarımızı  temizlememiz  gerekiyor. Bu kadar sinsi, bu kadar tehlikeli bir yapının kılcal damarlarımıza kadar girdiği bir ortamda bunların temizlenmesi uzun sürebilir. Ama ben kararlılıkla, iktidar ve muhalefetin el ele vermesiyle kolayca aşılacağına inanıyorum. Ordu ve milletin buluşması, kucaklaşması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Ordunun üstünde dolaşan kara bulutlar dağıtılmalıdır. Bir kesimin orduyu din düşmanı görmesinin önüne set vurulmalı. Toplumda görülen asker alerjisinin gereksizliği topluma iyi anlatılmalıdır.

NOT: Mer Koç ve SRS Medya Grup Yönetim Kurulu Başkanımız Sinan Koç’un ablası, Mersin İMECE gazetesi Genel Koordinatörü Nafiye Türkan Koç hanımefendiyi kaybetmiş bulunmaktayız. Kendisine Allahtan rahmet diler, başta kardeşi Sinan Koç olmak üzere tüm akrabalarına ve gazetemizin personeline başsağlığımın kabulünü arz ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.