Dünya’da toplumların kültürleri de farklı olduğu gibi kendi içlerinde kültürel farklılıklara da rastlanır. Bu bizde de böyledir. Türk halkı ve Türkiye vatandaşları olarak farklı kültürlere sahibiz. Bu durum bizim kültürel zenginliğimizin bir göstergesidir. Fakat az okuyan bir toplumuz.

 İsviçre’de bir araya gelerek söyleşi yapan her dört kişiden biri bilimsel konulardan konuşurken, bizim toplumumuzda kişiler bir araya geldiklerinde neler konuştukları ve nelerle meşgul olduklarını biliyoruz.

                İsviçre, Japonya, Almanya, Çin, Ukrayna, Rusya, İsveç, Norveç, Fransa, Belçika, Hollanda, Güney Kore, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde, yılda okunan kitap sayısı kişi başına ortalama yirmi sekiz ile otuz iki arasındadır.

                Dünya’da en önemli yüz Üniversite içerisinde ilk ona giren üniversitenin dokuzu Çin’de. Dünya’nın en hızlı bilgisayarı on milyon altı yüz kırk dokuz bin çekirdek sayısı ile Çin tarafından üretilmiş ve bundan önce en hızlı çalışan bilgisayardan yirmi kat daha hızlıdır. Ondan sonra gelen ABD’nin en hızlı bilgisayarının çekirdek sayısı sekiz yüz bindir.

                Avrupa ve ABD’de yetişkin her yurttaş sosyal içerikli en az üç sivil toplum örgütüne üyedir.

                Ülkemizde ise durum bunun tamamen tersidir.

                En çok üzerinde tartışılan konu” helal-haram ve dini” konular; okunan kitap sayısı ise yedi kişiye bir kitap düşmektedir. Devamlı kitap okuyanları ise yetişkin nüfusumuzun yüzde ikisi kadardır. Hemen her evde bulunan “Kuran” bez bir torba içerisine konur ve oturma odasında gelenin görebileceği bir yere asılır, ilk ayeti de “oku” olduğu halde okunmaz. Okunsa dahi Arapça yazılı olduğundan anlaşılmaz. Toplum, az okur, çok konuşur ve okey, oyun, dedi kodu masalarında örgütlenmiştir. Kadınların özel günleri, erkeklerin oyun arkadaşlıkları hep bize özgü, tip bir örgütlenme şeklidir.

                Dünya’nın en iyi ilk yüz üniversitesi içerisinde bir tane üniversitemiz yoktur.

                Sivil toplum örgütlerimizin çoğunluğu dini amaçlıdır. Yalınız on beş bin dolaylarında “Cami Yaptırma Derneğimiz” vardır. Sosyal amaçlı sivil toplum örgütü sayısı az ve yurttaşlarımız bu tür örgütlere üye olmaktan “başıma olumsuz bir durum gelir” diye çekinmektedir.

                Demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan sendikaların durumları zaten içler acısıdır. İşçilerin yaklaşık onda biri kadarı sendika üyesidir. Siyasi partilerin üyelik durumları ise daha da farklıdır. Birçok parti üyesinin, parti üye olduğundan haberi bile yoktur. Aidat ödentileri çok az yapılır. Demokrasi ve adalet kavramlarının içi boşaltılmıştır. Siyasi partiler muhalefette iken demokrat, ama iktidara geçtikten sonra demokratlıktan vazgeçer.

                Şimdi anlayabildik mi?

                Bizde ortalama neden on yıla bir askeri darbe veya müdahale yapıldığını.

                Bilim ve teknoloji alanından neden ilerleyemedik?

                Kariyer yapmış insanların, ilkokulu normal süresinde okuyamayıp dışarıdan bitirmiş bir kişinin arkasına düşerek darbe teşebbüsünde bulunduğunu.

                Arap Alfabesiyle yazılmış bir gazete parçasını besmele çekip öperek üzerine basılmasın diye yüksek bir yere koyan vatandaşlarımızın olduğunu.“Allah, Kuran, din, iman, bakara, makara sözcüklerini kullanarak vatandaşlarımızın nasıl kandırıldığını.

                Köy Enstitülerinin kapatılarak, eğitimin dinselleştirildiğini, orta eğitim kurumlarının neden imam hatip okulları dönüştürüldüğünü, ders kitaplarının içeriğinin neden değiştirildiğini, eğitim kurumlarında felsefe ve mantık derslerinin neden kaldırıldığını, fen ve matematik derslerinin saatlerinin neden azaltıldığını şimdi anladık mı?

                Uluslar arası alanda geçerliliği olan patenti bize ait bir tane bilimsel buluşumuz yok. Sokaklarımızda dolaşan motorlu taşıtların, eczanelerimizde satılan ilaçların, üzerimize giydiğimiz giysileri dokuyan teknoloji ürünü olan makinelerin patentlerinin neden yabancıların olduğunu anladık mı?

                Neden bilim ve teknoloji üretip ihraç edemiyoruz?

                Yüz binden fazla ibadethane var. Din, iman, Kuran ağızlardan düşmüyor, ama yolsuzlukta, rüşvette, ahlak dışı davranışlarda Dünya’da ilk sıralardayız.  Toplumdan dokuz on aylık çocuğa neden tecavüzcü çıktığını anladık mı?  “Sekiz dokuz yaşındaki kız çocukları ile nikâh kıyılır” diyen sözde din adamı yetiştiriyoruz. Bir imam, bir Bakanımızın da bulunduğu 15 Temmuz’da şehit düşen bir vatandaşımızın cenazesinde” Allah bizi okumuşların şerrinden korusun” diye dua ediyor, cemaat da “âmin” diye onaylıyor. Oysa kutsal kitabımızda ilk ayet “Oku” ile başlamaktadır.

                Bu tür adamların neden yetiştiğini anladık mı?

                Devlet politikası olarak eğitim ve günlük yaşamımızda akılcılığı bir türlü kabul edemiyoruz. Akılcılığı yaşamın ilkesi olarak kabul edip, uygulama alanına koymadığımız sürece bu durumlardan asla kurtulamayız.

                Kendimize inancı değil, bilimi rehber etmemiz gerekirken, inancı akılın önüne koyduk. 

                Mustafa Kemal Atatürk diyor ki:

“Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. (1924)

“Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. (1933) 

Yedi asır önce Hacı Bektaşi Veli de:

“Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.”

“İlim, hakikate giden yolları aydınlatan ışıktır.”

“Kadınlarını okutmayan milletler yükselemez.” Diyor.

Biz halen 21.yüzyılın ilk çeyreğinde, yasama, yürütme, yargı ve bütün kurumların yetkilerinin direk veya dolaylı olarak tek kişide toplanmış olmasını tartışıyoruz.

Analdık mı neden geri kaldığımızı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.