Güzel çirkin, ölüm kalım iç içe girdi dünyada; mimarı zalimler. Arada ezilense çarkı döndüren garipler, her şey onların gücüyle şekillenir. 
Yapan yaratan, ölen öldüren onlardır.
Bu durumda güzel nedir sizce?
Karanlığı ak eden sabahlar güzeldir. 
İnsan da güzeldir, eğer biliyorsa kendinden çok başkalarını sevmeyi.
Bakmayın siz yaratanların kavrukluğuna. Derya deniz içi onların… 
Çünkü, dökülse de yaprakları kurumaz gül, eğer sağlamsa toprağı. 
Güler gül gül, güler her bahar burulmazsa boynu.
Bahar, aşk, mutluluk ne sıcak sözcükler değil mi?
Mutluluk, yar kulağına fısıldanan tatlı söz, sıcak bir dokunuş, ulaşılan ekmektir çocuğun gözünde.
Yıllar var ki ağzımızda yüreğimiz duyma korkusundan olası kara haberleri; hain pususunu, maden göçüğünü…  
Özlesek de Mozart’ın senfonisindeki yekinişi, akın içinde kara çıkar hep bahtımıza.
Gireriz dümen suyuna, görmeden ak geçinenlerin kusurunu.
Tepelenir filizler.
Günlük güneşlik olsa da gün, emekliyor insan. Koşuyor kan. Azmış deniz.
Yurdumda kök salmış kara fidan. 
Paslı zincirlerin halkasında katmer katmer karanlık!
Göklerimiz karanlık köşe. Çeker eller tespih. Dizili ipinde günler, günlerde ah… 
Öyle bir tespih ki çekilen, bulunmaz tanesinde hak; imamesinde hu, yüklü tamamı ah. 
Ah da hayal olan umutlar…
Bu ne hava, bu ne gün, titriyor yapraklar içimde.
Karıştı değerler birbirine, bozuldu renkler, yüzüyor koynunda değişkenliğin, olası mı şaşmamak; akan kan mı su mu?
Bu nasıl dünya?
Kan çalmışlar suya, değişmiş rengi; kan mı su mu içtiğimiz?
Gözü, gözpınarları suyun; eğmiş boynunu garip, almış gemi azıya zalim.
İşte geçmişten bir haber kesiti:
22 Kasım 86 Lübnan, ”Bir zamanlar yakınlarını öldüren mermiler, şimdi işsiz gençlerin yaşam kaynağı oluyor…” 
Yıl 2004; “Amerika sivilleri vurdu…” 
Şimdi 2019’dayız!
Yıl, yer değişse de sonuç farksız…
Zamansız ölüm, zalim ellerince yazılan kaderi gün görmemiş insanların.
Ölümün gölgesinde hayat!
Ölüm, kaçış mı, kurtuluş mu?
Özgürdür yıldızlar gökte, insanın yiğitliği kendi içinde. 
Kaldırsan başını haykırır ışıltıları “Karanlıkta biz varız”
Toprak altında yiğitler, biz yaşayan korkaklar sözde yaşamda mahpus, kararttık günleri, çeviremiyoruz çarkı iyi ve güzelden yana, utanırız adamlığımızdan…
Ölüyor şekillendirdiğimiz günlerde, ölüyor tarafı olmadıkları savaşlarda çocuklar.
Hükmü yok sevdamızın; iç kanatıyor kokladığımız güller, mutluluk yıldızlar kadar uzak… 
Yaşamak, titreyerek gün geçirmekse hain ölümlerin gölgesinde; biz kurtulmuşuz ne yazar!
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.