Özellikle sınıf öğretmenleri yaşar bunları.

Sınıfta; ödevlerini yapmayan, arkadaşlarını rahatsız eden, öğretmeni dinlemeyen ve kaynağı çok yönlü olumsuzluklara bağlı öğrenci, günün birinde, “Bakın çocuklar …………. ne kadar güzel bir davranışta bulundu. Arkadaşınızı ödüllendirelim ve alkışlayalım. Harikasın …………… Senin bu örnek  davranışın hepimize yol gösterecektir.” Sözlerini söyletebilir.

Aksi durum;

Öğretmen her durumda veliye sadece ŞİKÂYET eder,

Öğrenci, kazanımdan çok kaybeden ve kaybettiren rolünde olur.

Öğretmen huzursuz olur, veli mutsuzlukla yarışır, öğrenci de atıl durumda kalır.

Eğitimin sacayağı olan; öğretmen, veli ve öğrenci birlikteliği başarısızlıklara yelken açmış olurlar böylece…

Bu durum, kişiler için geçerli olduğu gibi, topluluklar ve toplumlar için de geçerlidir.

Olumlulukları öne çıkarmak, kazanıma giden yolu hazırlar.

Sadece şikâyet etmek, olumsuzluklardan beslenmeye alışkın olmak, olumlulukları küçümsemek, tespitin ve çözümün aksine kördüğümleştirme çabaları, bireyden başlayan geriye dönüşleri toplumsal yaşama da aksettirir.

Bu sıralar, dünya insanlığını uğraştıran, salgın, nedeni ve tedavisi henüz tam olarak bilinmeyen, aslında hemen hepimizin her durumda ifade ettiği “Doğanın intikamı” ile karşı karşıyayız.

1)      Bu salgının en az zararla önlenmesi için AKIL VE BİLİM insanlarına değer ve kulak vereceğiz.

2)      Devletin olanaklarını seferber ettiği böyle bir durumda, bireysel katkılarımızı sunacağız ve eleştirilerimizi yapıcı biçimde dillendireceğiz.

3)      83 milyonun her bir bireyi olarak sorumluyuz. Yapabileceklerimiz vardır. Sadece kendimiz için değil, en yakınımızdan başlamak üzere tüm vatandaşlarımıza hizmet ettiğimiz bilinciyle davranacağız.

4)      Yazılı, görsel, işitsel basından ve sanal dünyadan olmak üzere sadece AKIL ve BİLİM rehberli davranacağız. Olumlulukları yayacağız.

5)      Salgının ciddiyetini kavrayacağız. Sözde değil, özde koruyacağız sevdiklerimizi. 3 ay, 5 ay ya da 1 yıl… Er ya da geç geçeceğini biliyoruz. Uzmanların söylemlerinden olmak üzere; tıpkı domuz gribi gibi ve tıpkı kuş gribi gibi…

6)      Ve sonunda çıkaracağımız en önemli dersin: KAMULAŞTIRMA olduğunu göreceğiz.

Özelleştirmelerin başladığı dönemlerdeki karşı çıkışlarımız ne kadar da yerli yerindeymiş, hayat gösterdi bize.

Yaşam bütün bunları ZAMLI olarak öğretmeseydi bize. Aklımızı kullansaydık yani, “BİLİM” deseydik yani….

Olan oldu…

Şimdi;

Devletin tüm kurumlarıyla halkına hizmeti, birinci görev sayması zamanı,

Halkçılığın, devlet politikasında birinci sıraya alınması zamanı,

Özel hastanelerin kamulaştırılma zamanı,

Kısaca; Her şey İNSAN için deme zamanı!

Olumlulukları öne çıkararak!
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.