Baba Tanrı Wotan ve yeryüzü Tanrıçası Erda’nın kızlarının yani Walkürelerin görevi, şehit düşen kahraman savaşçıların ruhlarını Valhalla şatosuna taşımaktır. Wagner’in bestelediği yaklaşık bir saatlik Walküre operasını Hitler’in askerlerine dinlettiği söylenir.

        Hitler kendisine karşı yapılması olası bir darbede iktidarını korumak için Walküre adında bir operasyon planlatmıştır.2.Dünya savaşının en zorlu günlerinden geçerken Almanya savaştığı cephelerde ağır yenilgilere uğruyordu. Bir yandan insan haklarına yapılan ağır ihlaller, Kamplarda Yahudi ırkından gelen insanlara yapılan işkenceler ve baskıcı tek adam yönetimi muhalif kanatta ciddi rahatsızlık uyandırıyordu. Defalarca suikast girişimine maruz kalan Hitler her defasında kurtuluyordu. 15 Temmuz 1944 tarihin de Berlin de Yedek Kuvvetler Komutanlığının Walküre operasyonun tatbikatının yapılacağı söylenerek asker kışlasından çıkarılmıştı ve bir yandan suikast planı devreye konulmuştu ancak 2.adam Himmer’in Hitler’in yanında bulunmamasından dolayı son anda operasyondan vazgeçilmişti. Bundan 5 gün sonra 20 Temmuz tarihinde Adolf Hitler’e yönelik Schwarze Kapelle(Siyah Orkestra) üyelerince Doğu Prusya’da Kurdun İnin ’de bombalı çanta ile suikast girişiminde bulunulmuştur. Aynı gün Yedek Ordudan Albay Claus Von Stauffenberg ve diğer darbeciler Berlin de Hitlerin öldüğünü duyurarak önceden Walküre operasyonunu başlatmış ve Hükümet kurmaya çalışmışlardır. Olağanüstü Hal durumlarında sivil karışıklığı engellemek adına yedek orduya verilen Walküre yetkisini sadece yedek ordu komutanı Frederik Fromm kullanabilirdi. Bu sebeple darbeciler From’u yanlarına çekmeye çalıştılar ve From dolaylı olarak Hitler’in ölmesi ve darbenin başarılı olması şartıyla komploculara katılabileceğini belirtse de genel anlamda nötr bir tutum göstermiştir ve planlarını bildiği halde darbecileri ihbar etmemiştir. Walkürü operasyonu başladığında Berlin de tam bir kaos hakimdi ve insanlar tarafını seçmekte zorlanıyordu. Darbeciler birkaç saat içinde Berlin’de yönetimi ele geçirdi. Ancak darbe girişimi Hitlerin ölmediğinin Goebel ile telefon konuşması sonrası anlaşılınca geri püskürtüldü. Darbe girişiminden sonra 7 bin kişi tutuklanmış ve 5 bin kişi kurşuna dizilerek infaz edilmiştir. Tarih 30 Nisan 1945’i gösterdiğinde Savaş sonucunda Almanya’nın yenilgisinin kesinleşmesi ve ümitsizliğin iyice artması üzerine Hitler Berlin’de sığındığı mahzende kafasına tek kurşun sıkarak intihar edecekti.

Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini, Rusya’da Stalin aynı döneme denk gelen diktatörler hepsi de aynı söylemle iktidara gelmişti daha çok özgürlük daha çok refah daha çok gelişmişlik ve eşitlik. Ama bu tek adam yönetimlerinde daha çok kan akmış daha çok İnsan Hakları ihlalleri yapılmış ve muhalefet tamamen susturulmuştu. Geniş kitleler yaratılan korku ikliminde sinmiş, tepkisiz ve bir süre sonra da tamamen duyarsız hale gelmişti.

İngiliz Yazar George Orwel 1940 yılında Stalin dönemi Rusya’sında eşitlikçi söylemle iktidara gelen sosyalist yönetimin nasıl bir dikta ortamına dönüştüğünü anlatan politik taşlaması Hayvan Çiftliği hikayesi ibretliktir. Gücün zorba ellerde kontrolden nasıl çıktığını ve bunun fark edilmeden çabucak kanıksandığını, iradesini yitirmiş kitlelerin boyunlarına ilmeği sessizlikle geçirdiklerine tanıklık ediyoruz hikâye de. Yaşlı bir karı kocanın idare ettiği çiftlikte yaşayan hayvanların tüm gün dinlenmeden çok az yemek verilerek ile çalıştırılmaları bir süre sonra hayvanlar arasında isyan ateşini fitiller ve ayaklanmalar ile ortaya çıkan arbedede çiftliğin insan sahipleri kaçarak çiftliği tamamen hayvanlara bırakırlar. Hayvanlar içerisin de en zeki kabul edilen Domuzlar yönetime geçerler ve yedi emirden oluşan bir Anayasa hazırlarlar. Buna göre: İki ayak üstünde yürüyen herkes düşman bilinecekti, dört ayak üstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceklerdi, Hiçbir hayvan giysi giymeyecekti, Hiçbir hayvan yatakta yatmayacaktı, Hiçbir hayvan içki içmeyecekti, Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecekti ve Bütün Hayvanlar eşitti.

Domuzların liderliğinde yeni yönetimle diğer hayvanlar arasında ilk ihtilaf, ineklerin sütlerinin ne olacağı konusunda yaşandı. İneklere siz sütünüzü bırakın diyerek çalışmaya gönderilirler ve sütler domuzların arpa ezmelerine karıştırılır. Çiftlikte toplanan elmaların tüm hayvanlar arasında eşit taksim edileceğini düşünülürken sadece domuzlar tarafından yenilir ve bu şu şekilde açıklanır aslında biz süt ve elma sevmeyiz ancak ilmi tetkikler süt ve elmanın domuzların sıhhati için gerekli olduğunu anlatır ve eğer sıhhatimiz bozulursa, çiftliğin yönetim ide bozulur, herhalde bunu istemezsiniz diye açıklanır.

Lider Domuz yine bir gün, yüksek yere çıkarak; Bundan sonra toplantılar kaldırılmıştır, çiftliğin bütün meseleleri, benim başkanlık edeceğim domuzlar komitesinde halledilecektir, bu komite gizli toplanacak, alınan kararlar size tebliğ edilecektir denildiğinde bu duruma itiraz etmek isteyenler olsa bile koyunların sen en iyisini bilirsin diye bağırmaları üzerine, bu düşünceden vazgeçerler.

Aradan geçen günlerde domuzlar çiftlik evine taşınıp yerleşirler, yataklarda yatmaya başlarlar. Hayvanlar hiçbir hayvan yatakta yatmayacaktır ilkesini hatırlatıp itiraz etseler de yazının hiçbir hayvan çarşaflı yatakta yatmayacaktır diyerek değiştirildiğini görürler ve bu ilkeyi yanlış hatırladıklarını düşünürler. Lider domuz, aldığı kararla, tavukların yumurtalarının çiftlik dışında satılacağını, tavukların kuluçkaya yatmalarının yasaklandığını ilan eder, buna karşı çıkan tavukları köpeklere öldürtür. Bunun üzerine Hayvanların ‘Hiçbir hayvan diğer bir hayvanı öldürmeyecektir ‘ilkesini hatırlatırlar oysa kuralların yazıldığı duvara gittiklerinde Hiçbir hayvan diğer bir hayvanı sebepsiz yere öldürmeyecektir yazdığını görürler ve bu kuralıda yanlış hatırladıklarını düşünürler.

Bir gün çiftliğe dışardan saldırılar olur, bin bir zorlukla yaptıkları yel değirmenini yıkıp harap ederler. Çiftlikteki bütün hayvanlar yaralanır, bazıları ölür. Atılan tüfek seslerini soran hayvanlara ‘Zaferini kutlamak için ‘cevabını verir Domuz. Yaralı Horoz hangi zafer diye hayret eder, Domuz; Ne demek hangi zafer düşmanı topraklarımızdan kovmadık mı der. Ama iki yıl uğraştığımız değirmeni yok ettiler karşılığını verir Horoz. Ne önemi var bir değirmen daha yaparız, istesek daha fazlasını yaparız, yaptığımız işleri takdir etmiyorsun, şimdi şu bastığın topraklar düşman işgalindeydi, ama liderimiz sayesinde her karışını geri aldık der Domuz…Biraz sonra Lider Domuz, kendisine taktığı madalya ve nişanla çıkıp bütün hayvanları, elde ettikleri zaferden dolayı kutlar, tebrik eder…Hayvanların hepsi büyük zafer kazandıklarına böylece inanmış olurlar.

Kış aylarında çiftlikte kıtlık baş gösterir, patatesler soğukta donar ve yenilmeyecek hale gelir. Açlıktan dolayı ölümler baş gösterir. Lider Domuz, bu haberin yalan olduğuna inandırmak için çiftliği ziyarete gelenlere, erzak depolarının dolu olduğunu söyler ve onlara üzerini buğday ve yiyecekle örttüğü kum yığınlarını erzak diye gösterir.

Lider Domuz aldığı son kararla ,arpaların bundan sonra sadece domuzlara tahsis edileceğini ve gazdan tasarruf etmek için ahırlardaki fenerlerin kaldırılacağını, hiçbir domuzun çiftlikteki işlerle uğraşmayıp sadece yönetimle ilgileneceğini, Domuzlardan başka ,hiçbir hayvanın yönetim işlerine karışmayacağını ,domuzlar dışındaki bütün hayvanların Ağustos ayında Pazar günleri dahi çalışacağını ,çalışmayanın yiyeceğinin yarıya ineceğini ilan eder .Bunu üzerine hayvanlar ,Bütün Hayvanlar eşittir ilkesini hatırlatırlar ve bu nasıl eşitlik diye söylenirler .Duvarın yanına gittiklerinde yazının şöyle değişmiş olduğunu hayretle görürler;

Bütün Hayvanlar eşittir fakat bazı Hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.

Peki Bütün İnsanlar eşit mi, yoksa Bazı İnsanlar daha mı eşittir? Eşit yaşam koşularını oluşturmanın temeli Demokratik yönetimlerden geçer. Sadece taraf kitlelerin değil muhalif kitlenin de sesine kulak vermekten geçer. Toplumsal bir sözleşme ile yönetmekten geçer. Güç bir süre sonra gerçekleri görmeye engel olur, kulakları sağır eder, vicdanları susturur. Ve her etki mutlaka zıttı bir tepkiyi doğurur. Ne yazık ki yaratılan çatışma ortamından yara almadan çıkmak imkansızdır.

Savaşsız, Kavgasız, Ölümsüz Umutlu, Huzurlu yarınlar temennim ile

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.