Yazarlar ortaya koydukları yapıtlarla okuyucularını olaylara başka bir pencereden bakmaya,  başka bir deyişle eleştirel düşünmeye yönlendirirler. Okuyucularının ancak eleştirel düşünerek hoşgörü sınırlarını genişletebileceğine inanırlar. Orhan Kemal de eserleriyle eleştirel aklımıza çok şey katmış yazarlarımızdan biridir. Bu yazıda, Orhan Kemal’in “Oyuncu Kadın” adlı öykü kitabında yer alan “Gâvurun Kızı” adlı öyküsünü, inançlar aracılığı ile ötekileştirme ve önyargı oluşturma açısından yorumlamak istedim.

Öykünün özeti şöyle:

Olay İstanbul’da geçmektedir. Bir taksi durağında şoförlük yapmakta olan Kâmran, Rum kızı Evdoksiya’ya âşıktır. Mobilyacı Atranik, sınırlarını pek kontrol edemeyen kadın düşkünü bir arkadaşıdır. Kâmran’ın Evdoksiya’ya olan ilgisini bilmektedir. Duvarda asılı duran fotoğrafını görünce Evdoksiya’yı çok beğenir ve Kâmran’ın zayıf yanlarından yararlanarak Evdoksiya’yı elde etmenin yollarını aramaya başlar. Kâmran, Evdoksiya’yla evlenmek ister. Ancak kız, daha önce de böyle bir nedenle annesini öldürmüş olan şimdi yanında kaldığı dedesinin kendisini de öldürebileceğini söyler.  Dedesi Etniki Eterya üyesidir.

Öte yandan fırıncı Mihal, Kâmran’la Evdoksiya arasındaki ilişkiyi fark eder. Evdoksiya, Mihal’in bu ilişkiyi dedesine söyleyeceğinden korkar. Korktuğu şey gerçek olur. Bunun üzerine dedesi Komyanos, torunu Evdoksiya’yı Kumkapı’daki teyzesi Vaso’nun yanına götürür. Evdoksiya bundan sonra teyzesinin yanında kalmak zorunda kalır. Evdoksiya’nın izini kaybeden Kâmran, arkadaşı Atranik’le Evdoksiya’yı ne pahasına olursa olsun, dedesinden istemeye karar vererek dedesine gider. Ne var ki katı inanç ve kuralları olan dede bunlara yüz vermez. Orada bulunan Mihal Evdoksiya’nın Yunanistan’a gittiğini söyler.

Kâmran, bir süre Evdoksiya’nın adresini bulamaz. Evdoksiya’ya olan aşkı, işine yansımaya başlar. Patronu bundan rahatsızlık duyar ve işine son verir. Annesine gidip Evdoksiya’yı kendisine istemesini söyler. Annesi, onların dini ayrı olduğu için böyle bir isteğin olanaksız olduğunu belirtir.

Uzun bekleyişlerden sonra Evdoksiya’dan gelen bir mektupla Evdoksiya’nın adresi öğrenilir. Bir gece Atranik’le birlikte Evdoksiya’nın teyzesinin evine gidip kaçmaya gönüllü olan Evdoksiya’yı kaçırırlar. Atranik ve eski patronu, Kâmran’ın işsiz ve yoksul oluşundan yararlanarak Evdoksiya’yı ayartmaya çalışırlarsa da Evdoksiya onlara yüz vermez.

İnançlar ve inançlara dayalı uygulamalar tekrarlandıkça geleneklere ve giderek kültüre dönüşür. Bu kültür, ister istemez “başka” ya da “yabancı” ile ilgili olanın;  eş deyişle “öteki”nin ölçütlerini de içerir.

Farklı inançtan insanların birbirinden kız alıp vermemesi, birinin yediğini ötekinin yememesi, birinin olumlu bulduğunu ötekinin olumsuz bulması, tanımını bu ölçütler içinde bulur. Oysa her toplumda ve her inançta; iyi, kendine ve çevresine saygılı bilge insanlar olabileceği gibi, hemcinsine zararlı, hak hukuk bilinci olmayan, kendine saygısını yitirmiş insanların da bulunabileceği gerçeği genellikle önyargılara feda edilir.

Bir yanda gelenek göreneklerin oluşturduğu önyargılar sürerken diğer yanda da kent kültürünün, feodal dönemlerdeki yüzyıllarca değişmeden kalan gelenekler ve yanlış inançları kökünden sarstığını söyleyebiliriz. Kentler, hangi etnik kökenden, hangi inançtan gelirse gelsin, herkesi bir arada yaşamaya zorlar ve kültürel açıdan yeni bir sentez oluşturur.  İnançlar, etnik kimlik, geleneksel kültür ve buna bağlı önyargılar yeni oluşum içinde eriyip gider.

Orhan Kemal bu öyküsünde, iyi ve kötünün Türkü, Rumu, Ermenisi olamayacağını; kötünün her toplumda kötü, iyinin de her toplumda iyi olacağını betimlemeye çalışmaktadır. Bununla birlikte temel sorunun aslında inançlar değil, işsizlik ve yoksulluk olduğunun da altını çizmektedir. Çünkü işsizlik ve yoksulluk, yüce bir değer olan insanı küçültür; insanın, bizzat kendi gözünde bile aşağılanmasına neden olur.

Çağdaş dünyada her inanç, inananların işini kolaylaştırdığı ve her insana insan olarak bakabildiği zaman, ötekileşmenin ve ötekileştirmenin önüne geçilebilir. Aksi durumda, kendileri de ötekileştirmenin birer malzemesi olmaktan kurtulamazlar. Orhan Kemal’in “Gâvurun Kızı” adlı öyküsünde vermek istediği ileti de budur.

Orhan Kemal’in öykü kitabının adı “Oyuncu Kadın”… Herkese önerilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.