Hikmet AKSOY (KONUK YAZAR)
Hikmet AKSOY (KONUK YAZAR)
Yazarın Makaleleri
Kentler Sanatçılarıyla Soluklanırlar.
Hangi yaşınızda olursanız olunuz, yaşamın hakkını vermek ona anlam kazandırmakla başlar. İnsan gençken heves ve de tutkuları uğruna harcadığı zamanları ilerleyen yıllarda arayıp 'keşke” diyorsa; yitik/zayi hanesine yazılmış...
Pabucu Ters Giydirme Durumları…
Yurt düzeyinde dağıtım yaptıkları için kendilerine -bir üstünlük nişanesi olarak- 'yaygın”; Anadolu'daki gazetelere ise 'yerel” yakıştırması yapan İstanbul gazeteleri artık kendilerine sınır çizmek durumuna geldiler....
Karilarınız Beni Eyi Tanır… ( Yılmaz Sağlam’ın güzel anısı için…)
Pazar Salatası Mino Recep küçücük butiğinde kendi dünyasını yaşıyordu yıllardır. Baba yadiğarı tezgahının bereketiyle 'karınca kararınca” geçinip gidiyordu. Gidiyordu, ama piyasadaki durgunluk gelip onun da kapısını çalmıştı...
Trafik Sorunu Karşısında Çaresiz miyiz?
Trafik sorunu yaşamayan kaç kentimiz var? Ülkemizde her geçen günle taşıt sayısı artıyor. Bunu garipsemiyorum. Çünkü, artan ve artması teşvik edilen nüfus sonucu elbette taşıt sayısı da artacak… Nüfus da, taşıt sayısı da birbiriyle...
Bu da Geçeeeeeer!..
Zamana bağlı konuları söze bulaştırıp bir tıkanıklık, bir çaresizlik yaşandığında hemen 'Bu da geçeeer!” demenin başka bir ifadeyle 'Bir umut daha var” anlamına geldiğini biliriz. Biliriz ve söylenecek daha çoook söz bulunduğunu...
Ufaktan Ufağa Hafif Yollu Çimdikler…
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutladık öyle mi? TV'lere bakarsanız öyle... Tabii ki büyük kentlerde. TV spikerine göre tüm yurtta coşku vardı. Başka bir dünyada mı yaşıyorum? Şu yaşıma geldim böylesine...
Borcum da Bitmez Yaşa Tüysüz, Yaşa…
(Kadri Alay'a teşekkürlerimle…) Yaz mevsimi bastırmış, sıcak günler yaşanıyordu. Tüysüz İsak erkenden dükkanını açmasına karşın geleni gideni yoktu… 'Gözü kör olsun böyle şansın” dedi içinden. Sonra içini dışarı...
Mizah, İnsan Sağlığı ve Bayramlar…
Gazeteleri nasıl okuyorsunuz? Önce manşet haberi, ardından diğer başlıkları herhalde… Ya da ilgi alanınıza göre spor sayfasında öncelikle taraftarı olduğunuz kulübün haberlerini ve diğerlerini… Ticaret dünyasının içindeyseniz ekonomi...
Ooolum, Onnar Gece Yapcekler… (Pazar Salatası)
'- Oohoooo!.. Kalk len, ööğleen oldu. Kalk!.. 'dedi öfkeyle Kuşkonmaz Şevket oda arkadaşına… Çok Atan Partisi (ÇAP)'nin ilçede yapacağı miting için bir gün önceden gelip otelde kalmışlardı. Arkadaşı Kötfe Tahsin akşam...
Karikatür Sanatı ve Siyasetçi…
Şimdi 'siyaset mevsimi” ya, yaprak oynadı mı; her yönden ılık, soğuk, sıcak yorumlar eser üzerinize doğru. Hele de kamuoyunun nabzını tutar bir konumda iseniz daha bir dikkat çekersiniz. İki kelâmınız, bir çizginiz nedeniyle yerden...
Bu Böyle Devam Edemez…
Artık iyice iğrenilir olmaya başladı. Heyecanı bitti bir yana, 'ne tadı kaldı ne de tuzu” siyasetin… Bu ne biçim siyaset yapma anlayışı? Siyaset sahnesine çıkan her kim olursa olsun rakibini aşağılamayı hüner sanıyor. Sadece aşağılama...
Zaman Öldürmenin İlkeselsizliği…
Kuru yaprağı/gazeli bilirsiniz. İlkbaharda tomurcuk, ilerleyen aylarda ise tomurcuktan yaprağa dönüştüğünde tutunduğu ağacın yaşamına katkı vererek görevini yapmaya başlar. Sonra yaz sıcağında kavrulur, sonbahar soğuğunda üşüyüp...
Şurada Kaç Gün Kaldı ki?
Vade doluyor… Tıpkı ticari bir senet gibi… 7 Haziran geldi kapıya dayandı. Dayandı ve siyaset sahnesindeki heyecan son haddine vardı. Vaatler birbirini takip edip yağmur gibi yağıyor seçmenin önüne… Zor durumda olan elbette partiler ve tabii...
Bu Çağda Böyle Siyasi Propaganda mı Olur?
Bu gün Pazar, iyi bir tatil günü diliyorum sevgili okurlarım. Mizah yazmam gerekiyordu. 'Pazar Salatası”nı beklediğinizi biliyorum. Ama ne yazık ki, siyaset sahnesinde öylesine cıvık söylemler var ki, benim mizah algımın ötesinde zenginlik...
“Ne Olur Tut Ellerimi…”
Şu günlerde Cem Karaca dinlemeyi seviyorum. 'Sen de başını alıp gitme/Ne olur tut ellerimi” dizelerini söylerken gözlerimi kapatıyor, gençlik yıllarımdan başlayıp bugünlere geliyorum. Bir 'yalnızlar ormanı”nda yol ararken karınca...
Zaman Öldürmekten Başka Ne Yaptık ki?
1953'den bu yana tam 62 yıl geçmiş… Bu benim gazetecilik yaşım. Zaman nasıl akıp gitti? Anlayabildim mi acaba? Geçen gün, 62 yıllık süreçte gazetelere /dergilere/ajanslara yazdığım haberleri, röportajları ve karikatürlerimi görünce...
Bir Seçim Yazısı…
Sokakta yanımdan söylenerek geçtiler. İki kişiydiler. 'Müslüman'ım da dese inanma!..” diyordu arkadaşına yaşlısı. Belli ki, bir güven yıkılmış, istismar edilmiş, bir aldatılma olayı yaşanmış... Yaşanmış bir olayın yarattığı...
“Cici Can” da Gitti…
Günümüz -gerçi kalmadı ama- yerel ya da yaygın gazetelerinde karikatüre pek yer ayrılmıyor. Dahası hoş görülmüyor karikatür. Ama kimi gazeteleri yöneten arkadaşlarımız mizahın/karikatürün ne denli önemli bir ileti/masaj yöntemi olduğunu...
Bu Ülke Bizim….
Biliyorum, siz de benim gibi sağ tarafınızdan kalktınız bu sabah yataktan. Güne iyi dileklerle başladınız. Çevrenize gülücükler dağıtıp moralinizden onlara da pay çıkardınız. Yapıcı bir güne başlamanın mutluluğu var üzerinizde…...
“Dört İnsan Tipi”
'Hayata verdikleri mâna bakımından, insanları dört tipe ayırmak mümkündür: 1) Keyif adamı, 2) Rahat adamı, 3) İş adamı, 4) İdeal (mefkûre adamı. x x x KEYİF ADAMI hayatın mânasını hayatın kendinde arar: Yaşamak için yaşar. Maddi...