Hikmet AKSOY (KONUK YAZAR)
Hikmet AKSOY (KONUK YAZAR)
Yazarın Makaleleri
Bu Seçimin Düşündürdükleri…
İnsanoğlunun zaafıdır, ayna önüne geçip haline/durumuna bakmaz da karşısındakinin ayıbını/noksanını arar. 7 Haziran sonrasını siyasal manzarasında şimdi –aklı evveller- partilerin durumları üzerinden söz ederken şaşkınlık içinde...
Koalisyon ve Erken Seçim Havaları Üzerine…
Seçimi yaptık, öyle oldu, böyle oldu. Şimdi, 'koalisyon” sorununa çözüm ararken ortaya birden 'geçim” korkusu geliverdi. En çok da korkulan bu idi zaten... 1970'li, 80'li yılLarı yaşayanlar iyi anımsarlar ne demek istediğimi…...
Politik Ortam ve Demokrat Olabilmek…
Siyasetçinin oy toplama konusundaki doyumsuzluğuna kötü örnek bir seçim yaşadık 7 Haziran 2015 Pazar günü. Kimi adayların 'Bu köy benim doğduğum köy, burada ‘tulum çıkarmazsak…' prestijim sarsılır” söylemiyle baskısı...
Ah Eğitim, Vah Eğitim…
Hazır şu seçim propagandasının gürültüsü dinmişken fırsat bu fırsat deyip kendi kendimizle konuşalım mı? Fena mı olur, kimilerine soramadığımız soruları kendimize sormak? Fena olmaz deyip geçelim sorulara: Kuluçka döneminde kanatlı...
Koalisyonun Dayanılmaz Korkaklığıyla…
Seçimin önemi çoktan unutuldu. Şimdi geçmişin küflü koalisyon dosyaları/klasörleri raflardan indiriliyor bir-bir… Sanki hiç yaşanmamış gibi eski taktikler üzerinden yeni çalım hazırlıkları yapılıyor. Tam da 'akiller”e iş sırası…...
Tarih Korkaklığı Üzerinden Koltuk Saplantısına…
Toplumsal olayların üzerine sos gerekmez. Böylesi olayların gerçekçi gözle, bağımsız ve tarafsız tahlili/analizi gerekir. Bunu yapmaz, olayı objektif gözle değerlendirmezseniz toplumsal algıyı başka-başka yönlere, vadilere çekersiniz....
Atıp Tutarak Türkçe Konuşmanın Ucuzluğu…
Hep eskiden/maziden söz açıp duruyorsam tabii ki bu, bir özlem duyuşumdan… İleri yaşta oluşum ayrı konu… Evet, biliyorum, ileri yaştakiler eskiye/geçmişe/maziye herkesten çok sarılır, özlem duyar ve söz eder. Ben de öyle yapıyorum,...
Demirel ve Demokrasi Savaşımı…
Dışarıda belediye hoparlörü birbiri ardınca ölüm ve mevlit duyuruları yapıyor. Can sıkıcı bir durum benim için… Bu duyurular başka bir yöntemle yapılamaz mı diye soruyorum içimden. Ölüm hepimiz için, kaçınılmaz sonuç… Yaşam...
Isparta Gülü Güzelliğiyle…
Gelip-gideriz bu dünyaya… Başlamak ve bitirmek gibi… Başlarız –belki farkındayız- ancak bitirmek istemediğimiz bir yaşam vardır elimizde/önümüzde… Dün 9. Cumhurbaşkanı –Rahmetli- Süleyman Demirel çıktığı ebediyet yolculuğuna...
Sevincin/umudun yarını olmaması…
Onu ilk kez görüyordum. Gerçi kendisi gibi pek çok örnek vardı hepimizin çevresinde. Hiç birini tanımıyordum. Siz de tanımıyorsunuzdur sanırım. Tanısam da değişen bir duygu yaşamazdım, biliyorum. Aynı dünyada yaşıyor, aynı inancı...
Ah, Bir Sevgi Baharı Yaratabilsek…
Dün 'Babalar Günü” idi. Babam Rahmetlinin arkadaş ilişkileri kurarken hiç unutmadığım bir öğüdünü çengelli iğne ile usuma/aklıma takmışım öyle duruyor. Çok da işime yarıyor yeri geldiğinde… Gençlik çağımda, bir akşam...
Gazeteler yaşamak istiyorlarsa…
Ülkemizde gazete okuma alışkanlığı özlenen düzeye bir türlü ulaşamadı. Oysa ilk Türkçe gazete Takvim-i Vekâyi'nin yayımlanışından bugüne 184 yıl geçti. Bulunduğu/olduğu yerde sayma gibi bir durum var ortada… Yüz seksen dört...
Ortadoğu üzerine bir tarih dersi…
'Osmanlı İmparatorluğu din esasına dayanan bir devletti. Hele Yavuz Sultan Selim ve ondan sonraki padişahlar ”halife” unvanını kullanmaya başlayınca bu esas daha ziyade ehemmiyet kazanmış oldu. Bu itibarla Osmanlı İmparatorluğunun temel...
Siyasetçiler mizah da okumalı…
'Ağzından çıkanı kulağın duysun” diye bir sözümüz var. Çoğunlukla kişisel çekişmelerde/tartışmalarda kullanırız bu uyarı anlamı taşıyan cümleyi… Örneğin, karşısındaki kişi bir söyleminde hatalı olunca bu uyarı yapılır...
Tarihi yıkmak, karma/karışık kent yaratmak…
Kentlerin kısır bir döngüye yakalanmaması yine insanın elinde... İnsanoğlu isterse bir kenti yaşamsal anlamda örnek bir ortama kavuşturur. İstemezse kendi haline bırakıp sözünü ettiğimiz kısır döngü anaforunda kaybolup gitmesine de neden...
Kelek yemek üzerine notlar…
Argo dünyamızın kendine özgü bir dili var. Ortamına göre söyleminizi yerinde ve zamanında argo sözcüklerle süsler/zenginleştirirseniz size olan ilginin arttığını, can kulağıyla dinlenirken dudaklarda hafif bir tebessüm belirdiğini görürsünüz....
Eski tenekelere şampiyonluk turşusu…
'Koltuk Hastalığı” ülkemizde giderek müzmin bir hal/durum almaya başladı. Bulaşıcı bir özelliği de var üstelik… Yakınından-uzağından geçseniz de içinizde doğan hafif bir ilgi zamanla sizi bu anaforun içine çeker. Artık çıkış...
Siyasetçi sevgi tohumu ekmeli gönüllere…
Sevgi sınır/ölçü tanımaz derler. Doğrudur, hangi konuda olursa olsun, yürekten inanan kişiye siz inandığı konuda önüne barajlar kursanız da sonuçta onların her birini aştığını görürsünüz. Bu, sevgi/aşk temelli bir inançtır. İyi...
Pazar yerleri be Büyükşehir Belediyeleri…
'Bismillah” demek zor bir şey değil. Bir işi yapma azminiz varsa önceliğiniz Bismillah olduğunda arkası 'su gibi…” gelir. Çünkü Bismillah'la başlayan işte hayır/güzellik var demiş eskilerimiz. Meramım vaaz vermek değil...
“Vakfıkebir Ekmeği” üzerine bazı düşünceler
Ekmek üzerine söylenmiş o kadar çok sözümüz var ki… Hangisinden söz etsem bilemiyorum. Ama söylenecek daha çok söz var bu konuda. Günümüzde ekmekten söz edildiğinde de hemen akıllara 'Vakfıkebir Ekmeği” geliyor. Gelmesi de doğru....