Hikmet AKSOY (KONUK YAZAR)
Hikmet AKSOY (KONUK YAZAR)
Yazarın Makaleleri
Fındık diye diye...
Fındık üreticisi yine dertli... Ne zaman dertli olmadı ki? Bir ürün düşününüz ki, dünya düzeyinde ülke olarak lidersiniz. O ürün sizden soruluyor dünyada... Ama sorulduğu yok maalesef... Bu ürün fındıktır... Ülke ise Türkiye... Ülkemiz...
Atmacayı kovmadığımın cezası...
Doğanın bahar hazırlığına girdiği şu günlerde kuşlarda bir heyecan, bir heyecan... Ötüşenler... Sevişmek için cilveleşenler... Çeşit çeşit kuşlar sabahı evimin etrafındaki ağaçlarda ötüşerek karşılıyor. İçlerinde adını bilmediğim...
Gazeteci Cemiyetleri/Dernekleri üzerine Düşünceler...
Türkiye'de gazeteler öteden beri hep yaşam kavgası verirler. Öyle ki, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Harf Devrimi'nin yerleşmesi/tutması anlamında gazetelere mali destek verilmişti. DP döneminde iktidarı doğrudan ve de dolaylı...
İstiklal Marşı ve Türk olmak...
Bugün İstiklal Marşı'mızın kabulünün 95. Yıldönümü... Yirminci Yüzyılın ilk yarısında Osmanlı ülkesini paylaşım sevdasına düşenler çıkardıkları ve tüm Dünya'ya yaydıkları Birinci Büyük Savaş'ta amaçlarına...
Sergey Lavrov ne demek istiyor?
Yeter ki eliniz güçlü olsun... Siyasette, ticarette, ekonomide, eğitimde, sosyal yaşamda... O zaman her alanda işiniz kıyak gider. Gönlünüzce olur, keyfinizce gelişir her şey... Kişi olarak böyledir... Şirket/dernek olarak, bir başka deyimle...
Enişte niçin öper?
Yine erken seçim havaları var sanki... - Bahardır!.. diyorsanız; payı vardır derim. Soğuk geçen kıştan sonra insanın biraz açılası gelir içinden bu bahar gününde elbet... Öyle de olsa insanın yaratılışından gelen bir özlemi var, mutlu...
"Mazeret Ağacı"na nasıl çıkılır?
Kimileri sarıldıkları yalanın tükendiğini görünce bu kez lafı ovuşturmaya başvururlar. Böylece de köprüyü geçerken dürüst olanlar kadar zorlanmazlar hiç bir zaman... Çünkü kaşarlanmış kimlikleriyle en pişkin tavırlarını hemen...
"Made in Trabzon" marka futbol/cu...
Siyaset tamamıyla zıvanadan çıktı... Tutar bir tarafı kalmadı. Bu hal/durum sıkıcı, sıkıcı olduğu kadar katlanılır olmaktan öteye vardı.Kısacası, bugün siyasetin o tutarsız, lodos havasından söz açmak istemiyorum.Nicedir spor ve Trabzonspor...
DP'li Cumhurbaşkanı'ndan "Başkan..."
Demokrasimiz, kapıldığı kısır döngüden bir yolunu bulup kurtulamıyor, gerçek rotasına giremiyor. Hangi ülkede var, her gün, her saat demokrasi tartışması? 1950'de DP büyük bir çoğunlukla iktidara geldiğinde ülkemizde "Demokrasi...
Kent yaşamında kültür/sanat ve holiganizm...
Kent yönetimlerini paylaşanlar ya da böyle bir göreve gelenler; omuzladıkları görev gereği yeri geldiğinde konuşmayı çok severler. Hayal hanesinden atıp-tutmada kimse kendileriyle yarışsın istemezler.Hele de başarısızlıklarının söz...
Siyasi gelenek, yumurta, Kılıçdaroğlu ve "sessuzluk!.."
Siyasi gelenek, yumurta, Kılıçdaroğlu ve "sessuzluk!.." Olayları tv'den izliyor, gazetelerden okuyorum da şaşıp kalıyorum, "- Hangi zamanı yaşıyorum?" diye... Geçmişi; siyasal tarihi hep tekrar-tekrar niçin yaşamak durumunda kalıyoruz...
Perde kurdum şem'a yaktım: 4
Alışmış-kudurmuş meselesi..? İngiltere'nin bilmem nesi, Türkiye'nin AB'ye alınmasına uzuuun bir yol tarifi yapmış.. Dilini altındaki bakla, "Türkiye'yi AB'ye alamayız" demek istemiş... Eeeeh!.. İngiltere bu... Elbette...
Bölükbaşı'nın memleketi Kırşehir...
Yaşıtlarım Kırşehir denildiğinde, hemen Türk siyasetinin önemli isimlerinden Rahmetli Osman Bölükbaşı'yı anımsarlar. Nasıl anımsamasınlar, Bölükbaşı 1950-60 döneminde DP iktidarına karşı yaptığı haklı ve de anlamlı muhalefetiyle...
Yaşamak ve "Bir varmış, bir yokmuş" olmak...
Arkadaşlarımla buluşmalarımızda şaşıyorum, niçin böyle hayret ediyorlar diye... Gören herkes; " - Ya abi, hiç değişmedin. Bunun sırrı ne?" diye soruyorlar iyi niyetle.Sarılıp öpüşüyoruz, sırt sıvazlamalar, hoş-beş sohbet başlangıç...
"Bursa'da Zaman" ve Trabzon Günleri...
Nicedir insanımız beslenmenin kurallarını unuttu. Sonucunda "obez" insan yoğunluğundan özellikle sokaklarda dolaşmak, tur atmak eskisi gibi rahat değil. Hele de kimi insanlarımızın ikili-üçlü grup oluşturup dar sokak ortasında ayaküstü...
Yuuuuuuuh!..
İlk kez yazı dilimi/söylemimi bozuyorum. Necip Türk milletinin "kadim dost" bildiği şu Almanya Federal Parlamentosu'nun aldığı karara bakar mısınız? Neymiş?.. 1915 Olayları'ında "soykırım" yaşanmış... Bu nedenle de Almanya Federal...
Bu siyaset anlayışıyla mı demokrasi?
Kişisel sorunlardan çok siyasal sorunlardan yoruldum. Gün günden ayarsız geliyor üst üste... Her gün bir gündem... Üstelik ulusal sorunlar da yanında... İçeride birbirinin boğazını sıkan siyaset dünyası... Bir kavga bir boğuşma ki, sonunun...
Cennet'in kapısını aralamak...
Mübarek Ramazan ayı geldi. Geldi ama nasıl geldi, onu çalışan memura, işçiye, esnafa sormak gerek... Eskiden memura kimi tam, kimi zaman yarım maaş ikramiye verilir, oruca daha moralli başlanılırdı. İşçiler de unutulmaz, onlara da ramazan...
Batı, dosttan çok düşmanımızdır, bilelim...
Yaşım gereği kimi zaman mazinin derinliklerine yolculuk yapıyorum. İçine düştüğümüz terör ortamı usuma/aklıma takıldığında mazinin ne denli huzurlu günlerini yaşadığıma şükrediyorum. Sanıyorum 1960lı yıllardı. Batman dolaylarında...
Hizmetler... Öncelikler... Milletvekilleri...
Siyasette "sahiplenmek" birincil görevidir siyasetçinin... Tabii ki, seçildiği bölgenin, tüm ülkenin sorunlarını sahiplenmesi önceliğidir onun... Sıralarsak "bu öncelik; ülke, seçim bölgesi ve yurttaş/kişisel sorunlar" olarak düşünülebilir....