BARIŞ, HEMEN ŞİMDİ!/ TURAN DAL'IN RÖPORTAJI

Toros Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Özer ülkede yaşanılan çatışmalı sürece ilişkin düşüncelerini gazetemize değerlendirdi.

- Bu haber 1477 kez okundu.

BARIŞ, HEMEN ŞİMDİ!/ TURAN DAL'IN RÖPORTAJI
 Yaşanan çatışmalı sürecin bir an önce bitmesi gerektiğini belirten Özer, vakit kaybedilmeden barışın sağlanması gerektiğini ve Türkiye’nin bir erken seçime değil, bir koalisyona ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Özer, “Barış, hemen şimdi! Sivil toplum kuruluşları barış çağrıları yapmalı ve dik durmalılar. Kullanılan savaş dili herkes tarafından terk edilmeli. Siyasi partilerin derhal diyalog sürecine geçmesi gerekiyor. Müzakereler derhal başlamalı. Öcalan’ın üzerindeki tecrit kaldırılarak, Öcalan devreye girmeli. Masasız bir barış olmayacağı gibi, Öcalansız bir masada olmayacağını düşünüyorum” dedi.

Dal: Ülkemizde yaşanılan bu çatışmalı durumun analizini göz önünde bulundurarak size şunu sormak istiyorum. Neler oluyor Türkiye’de?

Özer: Kanaatime göre biz üç temel beklenti içindeydik. Bu 3 beklentimizde kesintiye uğradı. Bunlardan birincisi çözüm sürecinin barışla sonuçlanacağı umudu vardı. İkinci olarak da özellikler seçimde hem Cumhurbaşkanının başkanlık talebi vardı, ki toplumun önemli bir kesiminin kabul etmeyeceği söz konusu idi, hem de 12 yıldır iktidarda olan Ak parti iktidarının da artık değişmesi AKP için ve Türkiye için daha iyi olacağı düşüncesi vardı. Üçüncüsü de HDP’nin artık bir bölge bir Kürt partisi olmaktan çıkıp Türkiyelileşmesinin, ülkenin demokratikleşmesi ve birliği, bütünlüğü açısından da iyi olacağı beklentisi vardı.  Şimdi seçimlerden sonra bu beklentilerimiz farklı haller almaya başladı. Birinci beklentimiz çözüm süreci birden bire berhava edildi. Tekrar cenazeler gelmeye, analar ağlamaya başladı. Maalesef 2 hafta gibi kısa bir sürede yüzlerce insanımız öldü. Kandil bombalandı, içeriden bombalamalar meydan geldi. Adeta 90’lı yıllara dönen bir ortam nüfuz etti. Bütün bunlar birden bire meydana geldi. Tabi bu birdenbirelik bu yaşananların daha önce planlandığı endişesini yaratıyor. Dolayısıyla bu çözüm süreciyle Türkiye’nin 100 yıllık bir sorununun bitmesini beklerken tekrar kana, revana, gözyaşına geri dönüldü. İkinci beklentimiz ise hükümetin dönüşeceğine yönelikti. Şimdi ki hükümet geçici olan bir hükümet ve bu geçici hükümet almaması gereken çok önemli kararlar alıyor. Dolayısıyla ne oluyor, adeta birileri ben seçimin sonucunu beğenmiyorum. Yeniden seçime gideceğiz. Yani 50 milyon seçmenin iradesi boşa çıkarılmış oluyor. Hep milli iradeden bahsedenler, milli iradeyi yok sayıyorlar. Bunu da koalisyon kurmama üzerine kurmuş oldukları bir çaba ile yürütmeye çalışıyorlar. Şimdi ister istemez bende şu endişe yaratıyor. Yarın erken seçimde de kaybederse AKP, derlerse ki “biz bu seçiminde sonuçlarını kabul etmiyoruz, iktidar olmaya devam edeceğiz” derlerse ne olacak. Bir kaosa sürükleyecek Türkiye’yi. Böyle bir demokrasi olabilir mi? Üçüncü beklentimiz ise HDP’nin artık Türkiyelileşme meselesi idi. HDP barajı geçti. Türkiye’nin her tarafından oy aldı. Bu ülkede yaşayanların buna sevinmesi gerekirken, barışın sesi daha da yükselmesi gerekirken bunların tam aksine bundan dolayı bir savaş ortamı başladı. HDP kriminalize ediliyor ve itibarsızlaştırılıyor. Şimdi bu 3 noktada neden bunlar yapıldı diye bir sormak gerekirse; aslında erken seçimin alt yapısını oluşturmak için yapılıyor. İlkin HDP’yi barajın altına itmek, ikincisi ise Kürtlerden oy alamayacağını bilse bile batıdaki emanet oyların kaçması ve milliyetçilerden oy almak için bunlar yapılıyor. Birileri kendi siyasi çıkarları için ülkeyi ateşe atıyor. Türkiye dinamiklerinin buna dur demesi lazım. Sivil toplum örgütlerin, siyasi partilerin, üniversitelerin ve benzeri yapıların…

Dal: MHP’nin bu süreçteki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özer: MHP’nin bu süreçteki tavrına gelecek olursak, MHP’nin tavrı son derece yanlış bir tavırdır. Seçimin ilk gecesi, HDP’nin içinde olduğu hiçbir seçeneğin içinde olmayacağını belirterek anti demokratik bir tavır sergiledi. Hemen ardından ise HDP’yi yok saydı. HDP 6 milyon 50 bin oy almış, MHP 7 bin 500 oy almış. MHP’nin aldığı oyla nasıl ki halkın oyuysa, kutsalsa, HDP’nin aldığı oylarda aynı özelliklere sahiptir. Bunu böyle görmeyenlerin demokrasiyi içselleştirmediği, aynı zamanda sadece milliyetçilik değil, ırkçılık yaptığını ortaya koyuyor. Geçmişte biri çıktı dedi ki: “Benimle bir çobanın oyu nasıl bir olacak” Demokrasiyi bilmeyen, içselleştirmeyen biri. Bu söze ateş püskürten AKP’liler, MHP’nin sözlerine hiçbir tepkide bulunmadılar. Daha sonra HDP’ye oy verenler için “Şerefsizler” lafını kullandı. Bu sözün yenilir, yutulur bir tarafı yok. MHP’nin bence bir çekidüzene ihtiyacı var. Türkiye’de tekrar cenazelerin gelmesiyle birlikte birileri avucunu ovuşturuyor olabilir. Ama Türkiye’nin bu süreçte ihtiyacı olan kişisel ikbalini, siyasal çıkarlarını düşünenler değil, tam tersine halkın çıkarlarını kendi siyasi çıkarlarının önünde tutanlar olmalıdır.

Dal: Partiler bir araya gelip bir koalisyon kurmakta anlaşamıyor mu, yoksa bu koalisyon kurulamamasının farklı sebepleri mi var?

Özer: Muhalefet partileri bir koalisyon kurabilir, CHP ve AKP gibi… Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey de bu. Cumhurbaşkanının koalisyon istememesi, yeniden seçime gidip tek başına, anayasayı değiştirecek çoğunluğu bulmak veyahut bu olmasa da tek başına iktidar olmak. Bu da anti demokratik bir tavırdır. Bu yüzden Türkiye’nin bir hükümet kuramama gibi bir sorunu yok, bunu sorun haline getiren insanlar var.

Dal: Suruç’ta yaşanan patlamada devlet güçlerinin bir zaafı söz konusu mu?

Özer: Suruç’ta 300 genç evlerinden çıkıp oraya gelene kadar an be an takip edildi. Peki onu takip eden devlet o kadar genci öldürecek bombayı neden takip edemedi. Derin devletin bundan haberinin olmaması düşünülebilir mi? Birileri Türkiye’yi bir kaos ortamına sürüklemek istedi. “Kurt dumanlı havayı sever” misali halk çocukları patır patır ölüyor, birileri o ölümler üzerinden oy hesabı yapmaya çalışıyor. Bu tür şeyler; ne ahlaki, ne insani, ne de siyasi durumlarla bağdaşmaz.

Dal: Türkiye bir erken seçime doğru gidecek gibi gözüküyor. Türkiye’nin erken seçime ihtiyacı var mı?

Özer: Türkiye’nin bir erken seçime ihtiyacı yok. Yani bu ülkenin 3 şeye ihtiyacı yok. Birincisi; Savaşa ihtiyacı yok, barışa ihtiyacı var. İkincisi; Türkiye’nin bir erken seçime ihtiyacı yok derhal bir koalisyona ihtiyacı var. Bu koalisyon’da bir savaş koalisyonu değil, bir barış koalisyonu olmalıdır. Üçüncüsü; Türkiye’nin bir baskı ortamına ihtiyacı yok, demokrasiye ihtiyacı var. Oysaki bu ihtiyaçların tam tersi cereyan ediyor. Dolayısıyla AKP bir koalisyon kuruyormuş gibi davranıp aslında kurmamaya çalışıyor. Sanki başbakan koalisyondan yana da Cumhurbaşkanı buna izin vermiyor. Halk tüm bu yaşanılanları görüyor ve halk bu yaşananları bir cezaya tabi tutar diye düşünüyorum. Onların düşüncesi ise şu; bakın koalisyon bir türlü olmuyor, koalisyon kurulmuyor. Ekonomik istikrarsızlık baş gösterdi gibi erken bir seçime gitmek. MHP ve AKP oylarını arttırmayı düşünüyorlar, ama arttıramayacaklar gibi gözüküyorlar. AKP, HDP’yi barajın altına itmeyi düşünüyor ama itemez; ki eğer HDP, bir yanlış yapmazsa yüzde 13’lük oyunu, yüzde 15’lere çıkarabilir. En kötü ihtimalle 1 puan kaybeder ve 75 milletvekili ile yine barajı geçecektir. HDP’nin barajı geçtiği her koşulda AKP’nin tek başına iktidar olma gibi bir şansıda olmuyor. Dolayısıyla gidilecek bir erken seçim ihtimalinde yine bir koalisyon durumu ortaya çıkacaktır.

Dal: Bu süreç adına aydın kimliğinizle bir çağrınız var mıdır?

Özer: Barış, hemen şimdi! Sivil toplum kuruluşları barış çağrıları yapmalı ve dik durmalılar. Kullanılan savaş dili herkes tarafından terk edilmeli. Siyasi partilerin derhal diyalog sürecine geçmesi gerekiyor. Müzakereler derhal başlamalı. Öcalan’ın üzerindeki tecrit kaldırılarak, Öcalan devreye girmeli. Masasız bir barış olmayacağı gibi, Öcalansız bir masada olmayacağını düşünüyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.