Çaresizlikten şiddete dönüyorlar!/ALİ TOYDEMİR'in Röportajı

Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Ancak bu konuda kurumlar arasında bir işbirliği sağlanamaması nedeniyle yüzlerce kadın şiddet gördüğü yerlere geri dönmek zorunda kalıyor…

- Bu haber 1413 kez okundu.

 Çaresizlikten şiddete dönüyorlar!/ALİ TOYDEMİR'in Röportajı

 

Rakamlar ortada

 

EDİNDİĞİMİZ bilgiye göre; Türkiye’de, yılın ilk 10 ayında tam 235 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. Tam 88 kadın ve kız çocuğuna tecavüz edildi. Bunun yanında 499 kadına şiddet uygulandığı gibi 75 kadın ve kız çocuğuna da cinsel tacizde bulunuldu.

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) Mersin İl Temsilcisi ve Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Seher Yalçınkaya Çetin, kadına yönelik şiddetin temelinde yatan nedenleri İmece’ye anlattı.

Dünya genelinde şiddet nedeniyle hayatını kaybeden 15-44 yaş grubu kadın sayısının, kanser, sıtma, trafik kazası ve savaşlar nedeniyle ölen kadınlardan daha fazla olduğuna dikkat çeken Yalçınkaya Çetin, her üç kadından birinin psikolojik ve cinsel şiddete uğradığını kaydetti. İşte Mersin’de kadına yönelik şiddetle mücadelede karşılaşılan hazin tablo ile ilgili röportaj;

 

-ALİ TOYDEMİR: Sayın Yalçınkaya Çetin, 8 Mart 2013’te büyük bir eksiği doldurmak için Mersin Kadın Hakları Merkezi’ni açtınız. Bugüne kadar adli olarak hakkını aramak isteyen kaç kadın merkezinize başvurdu?

-SEHER YALÇINKAYA ÇETİN: Bize başvuran kadın sayısı 238’e ulaştı. Bu rakamın tamamı şiddet değil elbette. Ancak şiddet gördüğü için boşanmak isteyen kadın sayısı da oldukça fazla. Yasal anlamda eşitlik ve kadını korumaya yönelik birçok husus var. Ancak yasal düzenlemeler kadını korumada yetersiz kalıyor. Yasalar korumaya çalışıyor ama maalesef yetmiyor. Tüm kurumların, müftülüğünden eğitim kurumlarına, jandarmadan emniyet teşkilatına kadar topyekün bir birliktelik hareketi gerekiyor. Maalesef işbirliği yapmak istediğimiz zaman bürokratik engellerle karşılaşıyoruz. Bu engeller yüzünden hep birlikte hareket ederek gereken desteği sağlayamadığımız zaman, şiddet gören kadın daha büyük bir çaresizliğe kapılıyor ve çaresizlikten dolayı şiddet gördüğü ortama ve şiddet uygulayan kişiye geri dönüyor. Haliyle buna engel olamamak, şiddetle mücadele için çırpınan bizleri de ne yazık ki büyük bir ümitsizliğe itiyor

-ALİ TOYDEMİR: Her 25 Kasım’da kadına yönelik şiddet kınanır, ancak ertesi gün ortaya koyulan rakamlar acı gerçekleri yansıtsa da hiçbir şey olmamış gibi hayat devam eder. Başta devlet büyüklerimizin kadına yönelik şiddette yeterli derecede görev aldığını, bu görevlerinde başarılı olduklarını düşünüyor musunuz?

-SEHER YALÇINKAYA ÇETİN: Biz bize başvuran kadınlarımıza haklarını anlatıp bilgilendiriyoruz. Ancak dediğiniz gibi devlet büyükleri ve bazı siyasiler mücadele bir yana, kadının kıyafeti, çocuk yapma özgürlüğü ve evlenme yaşı ile ilgili özgürlüklere müdahale edici söylemlerle halkın karşısına çıkıyor. Bakın kürtaj yasası uzunca süre konuşuldu. Yasa henüz çıkmadı ama tecavüz mağduru bir kadının kürtajı için bebeğin babasından izin isteyen savcılarla karşılaşıyoruz. Ne yazık ki yasa çıkmamasına rağmen çoğu hastane kürtaj yapmıyor, çoğu doktor da yasa çıkmış gibi davranıyor.

-ALİ TOYDEMİR: Gün geçmiyor ki basında bir kadın cinayeti haberi yer almasın. Türkiye medyasının bu cinayetlere yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-SEHER YALÇINKAYA ÇETİN: Maalesef kadın ve çocuklara yönelik şiddeti teşvik edici ve kadınları aşağılayıcı yayınlar yapan bazı medya kuruluşları var. Kadın cinayetleri gazete ve televizyonlarda öyle işleniyor ki; şiddet uygulayan bir koca bu haberleri örnek gösteriyor. Ankara’da bir kadının kocası, Ayşe Paşalı cinayetini örnek gösterip “Bak seni öyle güzel öldüreceğim ki Ayşe Paşalı’dan bile daha çok haber olacaksın” demişti. Yine bu haberler nedeniyle artık bu durum kanıksandı ve kadın cinayetleri artık sıradan bir haber haline geldi.

-ALİ TOYDEMİR: Resmi ve özel kurumların kadına yönelik şiddetle mücadelede bazı etkinlikler düzenlediğini biliyoruz. Peki size göre nerede bir eksiklik yaşanıyor ki şiddetin önüne geçilemiyor?

-SEHER YALÇINKAYA ÇETİN: Bakın geçtiğimiz günlerde jandarmanın da öncülüğünde bir çalıştay yapıldı. Burada kadına yönelik şiddet ortaya serilerek önüne geçilebilmesi için yapılması gerekenler de konuşuldu. Öte yandan bazı kurumlar da konuyla ilgili bir takım çalışmalar yürütüyor. Ama neden yeterli olmadığı sorusuna gelince; Çünkü kurumlar arasında bir birliktelik yok. Her kurum kendince şiddete karşı bir tavır alıyor, bir farkındalık yaratmaya çalışıyor ama bundan diğer kurumların haberi yok. Veya işbirliği sağlanamadığı için atılan ok hedefine ulaşamıyor. Aslında toplumsal cinsiyet eşitliğini hep birlikte insanımıza anlatmamız gerekiyor. Bakın her kurumun belli bir bütçesi var, belediyeler her konuya bütçeler ayırıyor. Peki bu kurumlarda kadın için ayrılan bir bütçe var mı? Kadınlarla ilgili hiçbir bütçe yok. Manevi anlamda desteği tam manada sağlayamadığımız gibi şiddet gören kadınlara yardımcı olmak için maddi desteği de sağlayamıyoruz. Bu eksiklikler de çalışmaların yetersiz olduğunu gösteriyor. Haliyle çalışmalar yetersiz kalınca kaçınılmaz son da defalarca karşımıza çıkıyor. Bunun yanında alınan tedbirler olmasına rağmen de şiddetin devam etmesi, önleme çalışmalarının diğer açıdan yetersizliğini de sergiliyor.

-ALİ TOYDEMİR: Seher Hanım son olarak bizler aracılığı ile Mersin kamuoyuna iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

-SEHER YALÇINKAYA ÇETİN: Biz kadınlar olarak şiddetle dolu bir yuvayı kurtarmak için başta aile büyüklerinin kız çocuklarını, babaları, dedeleri yaşında erkeklerle evlendirmemelerini istiyoruz. Hükümet yetkililerinin cinsiyet ayrımcı politikalardan vazgeçip, bu konuda yasal düzenlemeler ve uygulamaları hayata geçirmelerini, kadınların ekonomik özgürlüğünü hiçe sayan, 3 çocuk ve erken yaşta evliliğe teşvik eden söylemlerden arınmalarını istiyoruz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın şiddete uğrayan kadınlar için sığınma evlerinin sayısını ve ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek çalışmalarını artırmasını istiyoruz. Emniyet görevlilerinin kendilerine sığınan kadınları, şiddet gördüğü eşine teslim etmemelerini, gözaltında ve cezaevinde kadınlara şiddet uygulamamalarını istiyoruz. Medyanın da artık daha çok dikkat çekebilmek uğruna kadın ve çocuklara yönelik şiddeti teşvik edici ve kadınları “aşağılayıcı” yayınlar yapmamalarını istiyoruz. Tüm bunlar aslında çok basit şeyler. İşe buradan başlarsak, hep birlikte topyekün bir mücadelenin de kahramanları olabiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.