145 metre derinlikte meydana geldiğini dile getiren Demir, risk faktörlerinin irdelenmediğini iddia ederken, kazanın “Geliyorum” dediğini ifade etti. İşte TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Erkan Demir ile yaptığımız röportaj;

—SONER AYDIN: Sayın Demir Ermenek’te yaşanan faciayı yerinde incelediniz. Facia ile ilgili gözlemlerinizi aktarabilir misiniz?

—ERKAN DEMİR: Evet Ermenek’te yaşanan faciayı yerinde gözlemledik. Facia ile raporlar tuttuk. Bilindiği üzere Ermenek’teki Has Şekerler Madencilik’e ait kömür ocağında 28 Ekim’de “galeride su baskını” meydana gelmiş ve içeride bulunan 26 işçinin 18’i yeraltında mahsur kalmıştı.

—SONER AYDIN: Ermenek’te ki çalışmalarınız ve görüşmelerinizin neticesinde ulaştığınız ön sonuçları bizimle paylaşır mısınız? Teknik açıdan olayı anlatır mısınız?

—ERKAN DEMİR: Elbette. Odamızın faciaya ilişkin 28 ve 29 Ekim tarihlerinde olay yerinde yaptığı incelemeler, saha çalışmaları ve görüşmeler sonucunda ulaştığı “ön sonuçları” şu şekilde oluştu;

1- Olayın meydana geldiği ruhsat sahasında; Has Şekerler Madencilik Rödövansçı olarak faaliyet göstermektedir. Aldığımız bilgilere göre kömür ocağında, ocağın en derin noktasının  + 700–720 m., ocak ana galeri uzunluğunun 375m. ve ocak eğiminin 30 derece dolayında olduğu tespit ettik. 200 m. civarında yerin altına girdikten sonra döndürülerek baş yukarı doğru 770m. kotlarında sonlandırıldığı anlaşılmaktadır.

Üretim ise yeraltında + 777 m. kotunda açılan galeride sürdürülmekte olup ocağa yeryüzündeki giriş kotu olan  + 922 m. kotun seviyesi göz önüne alındığında su baskını olayı yaklaşık 145 metre derinlikte meydana gelmiştir. Olay anında yeraltında olan 26 işçinin 18’i yeraltında mahsur kalmış, 8 tanesi kendi imkânlarıyla yeryüzüne çıkabilmiştir.

 2- Yine yaptığımız incelemeler neticesinde Has Şekerler Madencilik’e ait su baskını yaşanan galeri, daha önce üretim faaliyeti gerçekleştirilmiş “Terk edilmiş eski imalatların bulunduğu alana çok yakın ve alt kotlarında” oluşturulmuş;  adı geçen şirketin güncel üretim planlamalarında eski imalat alanlarının durumu ve sahip olduğu risk faktörleri irdelenmemiş ve eski üretim yerlerinin güncel haritalara aktarılmamış olduğunu gözlemledik.

3–18 işçinin mahsur kalmasına yol açan su baskını olayında değişik kaynaklarca “10 bin ton  suyun alt kotlara doğru ani akışa geçtiği (bir su patlaması şeklinde)” ifade edilmiş ocak içindeki suyun kotu +822 metre olarak açıklanmıştı. Yaptığımız incelemelerin neticesinde madende yaşanan su baskınının; Ocak işletme üst kotlarında yer alan eski maden ocağı galeri veya boşlukları, olası karstik boşalıma uygun bir jeolojik yapının varlığı ve barajın olası etkileri gibi üç ana nedeni olabileceğini öngördük.

—SONER AYDIN: Yaşanan faciayı üç ana başlıkta temellendirdiniz fakat oda olarak hangi etkenin böylesi bir facianın yaşanmasında etkin olduğunu söyleyebilirsiniz?

—ERKAN DEMİR: Odamızın çalışmaları neticesinde genel düşüncemiz; hareket eden su, eski imalatların bulunduğu alanlara sızdığı ve terk edilen alanlarda biriken suyun faciaya neden olduğu yönündedir. Öte yandan suyun olay tarihinden önce değişik oranlarda galeri içine sızıntı şeklinde boşaldığını tespit ettik, ancak yarattığı riskin işverence dikkate alınmadığını gördük.

—SONER AYDIN: Medyada maden şirketinin sondaj çalışmalarını yapmadığı ve su baskını riskini değerlendirmediği yönünde haberler çıktı. Sondaj çalışmaları hakkında gözlemleriniz neler oldu?

—ERKAN DEMİR: Evet üretim planlamalarının en temel girdisi olan “sondajlı ilerleme” göz ardı edilmiş “sondajlı ilerleme sonuçlarına göre belirlenecek jeolojik modellemeye uygun şekilde” planlama yapılması konusunda yapılan uyarılar da işverence dikkate alınmamış. Ancak daha da kötüsü var. Yapılan tüm jeolojik ve hidrojeolojik modellemeler, bölgede yapılacak kömür madenciliği kazılarının “havzadaki yeraltı suyu seviyesinin altında olacağını” ve “kazılan galerilere yeraltı suyu girebileceğini” açıkça göstermiştir. Yani özetlemek gerekirse o bölgede ki birçok maden su bakını riskini taşıyor.

—SONER AYDIN: Bölgede yeterli sondaj çalışması yapılmadı. Madenin birden fazla ortağının olduğu ortaya çıktı. Buna paralel yetkililerin yaşanan faciada bir ihmali söz konusu olabilir mi?

—ERKAN DEMİR: Su baskını olayının meydana geldiği bölgenin 'tek bir ruhsat sahası' olmasına karşın ocaklar 5 ayrı şirkete kiraya verilmiş. Bölge ruhsatının Has Şekerler Şirketi sahibi Saffet Uyar'ın adına kayıtlı 'Ermenek Cenne Linyit Kömür İşletmeleri LTD. ŞTİ’ye ait olmasına karşın  "Cenne Limited” adı geçen 5 ocağı Has Şekerler, Özkar, Özmerkez, Turab, Uyarlar adlı şirketlere ve kendisine, kardeşine ve diğer bazı akrabalarına kurdurulan şirketlere kiraya vermiş. Enerji Bakanlığı'nın hem Ermenek Cenne Limited Şirketi'nin kiraya verdiği 4 ocağı hem de bölgedeki kaçak ocaklarda üretimi derhal durdurması gerekmektedir. 4 ocakta çalışan işçi sayısının 1200 civarında olduğu tahmin edilirken, kaçak çalıştırılan ocaklardaki işçi sayısı bilinmiyor. Eğer bu üretim hemen durdurulmaz ise Has Şekerler'de yaşanan durumun aynısının yaşanması “an meselesidir”.

—SONER AYDIN: Alanla ilgili çalışmalar yapan mühendisliklerin maden çalışmalarında etkisi ne boyutta?

—ERKAN DEMİR: Bu tür mühendislik ve madencilik projelerinde beş temel bilimden biri olan jeolojinin olmazsa olmaz rolünün göz ardı edilmesi, jeoloji mühendisliği hizmetlerinin alınmaması, jeolojik koşulların birinci derecede belirleyici olduğu sektörlerden biri olan madencilik sektöründe hala inatla gerekli ve yeterli istihdamın sağlanmaması yaşanan facianın diğer bir önemli nedenidir.

—SONER AYDIN: Sayın Demir söyleşi için teşekkür ederiz. Son olarak Soma’da ve Ermenek’te yaşanan facialarla ve ülkemizde son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili dile getirmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

—ERKAN DEMİR: İnsanlarımız ölüyor. Bu ülkenin emekçileri Soma’da, Bartın’da ve Ermenek’te ekmek parası için madenlere iniyor. Madenlerde ölüyor. Demokratik hakları için meydanlara çıkıyor, meydanlarda ölüyor. Tarlaya çalışmaya gidiyor, dayı başının tuttuğu araçta yollarda ölüyor. Rezidansta asansör düşüyor inşaatta ölüyor. Bu ülkenin çocukları ekmek almak için evden çıkıyor, sokakta ölüyor. Kadınları erkek şiddetinden ölüyor.

Bu ölümler karşısında yetkililerden duyduğumuz tek açıklama ise “Ölüm bu işin fıtratında var”. Duyarsızlık, umarsızlık ve çözümsüzlük adına her şey onlarda. Meydanlara çıkılmasa, asansöre binilmese, “Yemek ocakta yenilmese” bunlar yaşanmazdı. Sorumlu sadece emekçilerin kendisi.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.