İşte işçiye verilen değerin en net şekilde ortaya serildiği, işçinin yaşadığı sorunlar ve dahası…

-SONER AYDIN: Sayın Göksoy, söyleşimize taşeronlaşma ile başlamak isterim. Taşeronlaştırma ve özelleştirme nasıl doğdu? Zaman içinde nasıl etkiler yarattı?

-KEMAL GÖKSOY: Özelleştirme öncelikle Turgut Özal döneminde başladı ve bu konuda adımlar atıldı. Özal’ın ardından Tansu Çiller ile özelleştirme devam etti. 2002’den sonra AKP ile ise özeleştirme zirveye çıktı.  Türkiye de özelleştirilmeyen, taşeronlaştırılmayan tek bir kurum kalmadı. Ülke taşeron cennetine dönüştürüldü. Tabi özelleştirme ile birçok sorun da ortaya çıkmaya başladı. Özelleştirme ile kuralsız, güvencesiz işçi çalıştırma, esnek çalışma ortamı, bölgesel asgari ücret, işverene işçi bulan simsarlar (özel istihdam programı) gibi sorunlar ortaya çıktı. Güvencesiz, kuralsız taşeron sistemini önce meşrulaştırıp sonra yasallaştırdılar. Yasallaşan bu sistemin getirisini Soma gördük, tersanelerde gördük, Torunlar’da gördük, inşaatlarda gördük, şimdi de Karaman’da görüyoruz. Her gün iş cinayetleri ortaya çıkıyor. İş kazalarında dünyada ikinci Avrupa’da birinci sıradayız. Bunun nedeni az önce bahsettiğim kuralsız, güvencesiz iş ortamı, deneyimsiz işçi çalıştırılmasıdır.

-SONER AYDIN: Peki, yerel yönetimler bu işin neresinde? Taşeron sistemi neden bu kadar yaygınlaştı?

-KEMAL GÖKSOY: Tabi bu sistem (taşeron) döndü dolaştı yerel yönetimlere, işverenlere geldi. Yerel yönetimler de bu yasalardan kaynaklı, bu kuralsızlığı bu güvencesizliği en hat safhada kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başladı. İşte Mersin Büyükşehir Belediyesinde bunun örneklerini görüyoruz. 30 Mart yerel seçimlerinin ardından yeni gelen belediye Yeniceden-Anamur’a kadar yapılacak birçok iş varken, siyasi bir kararla her gün işçi kıyımı yapmakta.  İşyeri kapatma, işçi sayısı azaltma yok sadece işçi çıkartma var. Özelleştirme, taşeronlaştırma sistemi ile birlikte keyfi bir şekilde işçi kıyımı yaşanıyor.

-SONER AYDIN: Yaşanan bu işçi kıyımlarına, işten çıkartmalara karşı çözüm önerileriniz nedir?

-KEMAL GÖKSOY: Her şeyden önce özelleştirmeye, taşeronlaşmaya, kuralsız güvencesiz işçi çalıştırmaya karşı çıkmalıyız. Daha güvenli, kurallı iş ortamı için Genel-İş mücadele veriyor. Bu kanayan bir yara. Bu kanayan yarayı kapatmak için de herkes bulunduğu yerde ciddi anlamda mücadelesini vermelidir. Bu 6 aylık süre zarfından sayıları iki bini bulan emekçi işten çıkartıldı. Yeni yılla birlikte daha fazla bir emekçi kıyımı bekleniyor. Yetkililer kendilerine 45 bin partilinin iş başvurusunu yaptığını ve öncelikle onları işe alacaklarını ifade ediyorlar. Bu gayri hukuki, gayri insani bir uygulama olmasına rağmen işte hükümet tarafından çıkartılan yasalarla birlikle yaşanan kıyımlar meşrulaştırılmış durumda. Biz bu kıyımlara karşı net bir tavır ortaya koyacağız. İlk günden bu yana eylem halindeyiz. Yaşanan kıyımları gündeme getirmek ve yetkililere ulaşabilmek için vekillere, partilere faks çektik. Sorunları aktardık, sorunlara çare istedik. Bu sadece Mersin’in ya da Genel-İş’in sorunu değildir. Bu sorun kentin demokratik sorunudur. Bu sorun kentin ortak yaşam sorunudur. Bu sorun çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı bir kentin genel sorunudur. Burada bir tek tipleştirme modeli oluşturulmak isteniyor. Bu model ırkçıdır, bölücüdür. Bu model kente huzur katmaz.

-SONER AYDIN: Bu süreçte taşeron firma ile bir görüşmeniz oldu mu?

-KEMAL GÖKSOY: Evet, taşeron firma ile görüştük. Fakat taşeron firmalar bize, belediye yetkilileri tarafından tehdit edildiklerini ve işçileri çıkartmazlarsa belediyenin ihale sözleşmelerini iptal edecekleri doğrultusunda uyardıklarını aktardılar. Taşeron firmalar her ne kadar çalışan, üreten bu işçileri işten çıkarmanın doğru olmayacağını söyleseler de maalesef tehditlere boyun eğmek zorunda kalıyor. 

-SONER AYDIN: İşten çıkarmaların temel amacı nedir? İlerleyen zamanlarda kentte etkileri neler olacaktır?

-KEMAL GÖKSOY: Açıkça söylemek gerekişe şuan Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılanlar tamamen siyasi bir uygulamadır. Bu şehrin bütün dinamiklerini olumsuz etkiler. Buna bir dur demek lazım. Bunun için de mücadele etmek lazım. Tabi sadece bizim verdiğimiz mücadele yetmez, bu şehrin demokrasi güçleri, emek güçleri, siyasi yapıları bu emek mücadelesine destek vermeli. Ciddi bir kamuoyu desteği alıyoruz şuan. Kurban bayramı öncesi ‘kurban’ seçilen bu işçilerin aileleri, arkadaşları, komşuları bu yapılanları, bu haksızlığı unutmaz.  En yakın zamanda bunu görecekler. Evet, yeni yönetim seçimle iş başına gelmiş olabilir ama bu şehrin sosyal yapısını, kültürel yapısını görmemezlikten gelemezler. Bu ayrımcılıktır. Bu kentte büyük tahribatlar yaratır. Biz çocuklarımızın bu kentte huzur içinde yaşamalarını istiyoruz.

-SONER AYDIN: Bir de Mersin açısından önemi büyük olan tarım konusu var. Tarım ve hayvancılık alanlarında hükümet tarafından konulan üretim kotası, tarımı ve hayvancılığı ne şekilde etkiledi? Sonuçları neler oldu?

-KEMAL GÖKSOY: Ülkenin birçok noktasında tarım ve hayvancılığa kota getirdiler. Şekerpancarına, fındığa, hayvancılığa, kısacası tarım üretimine kota getirdiler. Kotalarla birlikte ülkenin tarım arazilerini verimsiz, işlevsiz çorak araziler haline getirdiler. Üretimden düşürdüler. Tabi böyle olunca tarımda, hayvancılıkta çalışan emekçiler konulan kotaların ardından bir işsiz haline geldi. Yeterli iş sahaları açılmayınca işsiz kalan emekçiler köylerini, tarlalarını, hayvanlarını bırakıp metropollere kentlere geldiler. Hayvancılık yapan bir emekçi geldi tersanede çalıştı, şeker pancarı eken bir çiftçi gelip inşaatta, konfeksiyonda çalıştı. Hayatı boyunca tarım işiyle uğraşan bir emekçi hiçbir eğitim almadan madene indi. Biz iş güvenliğinden, işçi sağlığından bahsederken bu insanlar kazaya sebebiyet verecek durumdalar. Çünkü hiçbir deneyimleri, eğitimleri yok. Tabi işveren ucuz işçilik ile daha fazla kar elde etmek adına emekçileri ölüme yolluyor. Sermaye sahipleri emeği hiçe sayan, emeği itibarsızlaştıran, emeği köleleştiren bir sistem oluşturdu. 

-SONER AYDIN: Bizler aracılığıyla eklemek istediğiniz bir şey var mı? Mesajınızı alarak röportajımızı sonlandıralım.

-KEMAL GÖKSOY: Tabi en başta iş kazalarında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dilerim. Öte yandan henüz olumlu bir haber alamadığımız için Karaman’da maden ocağından gelecek güzel bir haber için dualarımızın işçi kardeşlerimizle olduğunu da belirtmek isterim. Mersin’de yaşanan işçi kıyımları ile ilgili de biz bütün baskılara, saldırılara rağmen uzlaşı, diyalog yolunu açmaya çalışıyoruz. Validen bir randevu talep ettik. Fakat herhangi olumlu ya da olumsuz bir cevap vermediler. Uzattığımız diyalog eli hep havada kaldı. Bize eylem yapmaktan başka çare bırakmadılar. Bakalım önümüzdeki günler ne gibi sonuçlar doğuracak? Merakla bekliyoruz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.