Ah, bu güneş ne kötü yakıyor insanı..!

Hele şu nem, ona diyecek bir laf dahi bulamıyorum...

Cadde alabildiğine tüm giysilerini soyunmuş. Çıplak yüzünden tek tük araçlar geçiyor. Toplu taşıma araçlarının aralıklı duran kapılarından, kimi yolcuların memnuniyetsiz bakışları akarak, cehennem sıcağına bulanıyor. Klimalar sönük! Ah, Temmuz'da çekilmez ki toplu taşıma tüccarları...

Yepyeni döşenmiş kaldırımlarından geçerek caddeyi sonladım. KHK ile ihraç edilmiş değerli dostumun kendi imkanlarıyla açtığı sahafa gitmek için bu kez tali yolu tercih ettim...

Vardım arkadaşın sahafına. Tokalaştık. Evvela çay söyledi. Huyu böyle, tokalaştın mı, öyle "işim var. gitmem gerek" demek yok bir kere. Oturacan bir çayını içecen. Hava sıcak, bedenler terli...  İçerisi oturularak idare edilebilecek gibi değil. Rica ettim. Kapı önüne iki plastik sandalye attık.

Çok geçmedi saçları havaya kalkıp, burnu estetikten çıkalı çok olmadığı anlaşılan X. geldi. Bir an olsun espirisini yakalamakta zorlandığımız hayattan bizi yaka paça alıp, toplumsal sorunlara taşıdı. Aklımızda midemiz kadar bulandı. 5 yaşındaki çocuğun tecavüz edilerek öldürülmesini büyük bir toplum düzenleme mimarı olarak çarelerle anlattı. Pek son sınıf cümleler dökülüyordu ağzından. X.: "Pedofili bir hastalık değildir. Ben hastalık tanımını hiçbir şekilde kabul etmiyorum.Bunu hastalık olarak kabul etmek bir kaçıştır. Üstelik bu tanımlama çocuk tecavüzlerini meşrulaştıran bir kapı da aralıyor. Toplumumuz her gün infial yaratacak böylesi çirkin haberlerle irkiliyor. Son dönemde yaşanan çok sayıda taciz ve tecavüz haberlerinden dolayı haber izlemekten alıkoydum kendimi. Bu saatten sonra bu toplumun kolay kolay düzeleceğini sanmıyorum."

Sahaf dostum girdi konuşmaya. Benim bir elim çenemde öğrenci masumiyetiyle dinliyorum konuşulanları.

Sahaf arkadaş:" X.'e katılıyorum. Evet, ülkemizde taciz ve tecavüz olayları arttı. Medyanın gelişimi artık daha çok görünür kılıyor bu iğrençlikleri. Sosyal medyada örneğin bu tür durumlara karşı idam kanaati yükseldi. Elbet çok çirkin olaylar bunlar. Ama idam yalnìz başìna bir çözüm değil. Sorunun kökenine inmek lazım. O sorunu ilk boy vermeye başladığı an idam etmek lazım. Yani eğitim. Büyük bir payla çözüm eğitimle olur. Beyinlerin temiz bilgilerle beslenmesi gerek."

Sustum. Haklılardı. Elim çenemden inmedi konuşma bitene dek. Pür dikkat dinledim. Konuşma bitince X. kalktı ortamdan. Ben de az zaman sonra ayrıldım.

Akşam hoşluğu ve hava nahoşluğunda yemek yemek için uzunca bir yol yürüdüm. Sonunda ayak alışkanlığına tantuni yiyeceğim mekana vardım. Yediğim tantuni ve ardından içtiğim iki çayın bitiminde ayrıldım mekandan.

Kısa bir yürüyüş için ayaklarımın rotasını sahile kırdım. Sahile varılacak son sokağın bitiminde burnu her zamanki gibi estetikten çıkalı çok olmadığı anlaşılan X.'le rastlaştık. Üstünde tam takır mavi renkli bir eşofman vardı.

Tokalaşma mecburiyetinin ardından bir de "ne yaparsın, ne edersin?" sorularını ateşledik. Ben "kısa bir yürüyüş için sahile iniyordum" dedim. O da "biraz spor yapacam. Hem bakarsın manita düşürürüm" dedi ve "Gel birlikte takılalım" diye de ekledi. Ben yalnız bir yürüyüşü tercih ettiğimi söyledim. O da bir gülüş yaktı ve ayrıldık. Bir koca gün böyle bir kişilik dökümünün gösterişi ile bitti. Nice koca günler daha var önümüzde...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.