Sağlık Bakanlığının 2014 yılında yayınladığı verilerden yola çıkarak Türkiye de Sağlık hizmeti sunumunda ne durumda olduğumuzdan ve diğer ülkelerle kıyaslandığında ne durumda olduğumuza bakalım:
Aile Hekimlerine Başvuran Hasta sayısı:214.120.750
Diğer Birinci Basmak Sağlık Kurumları(Verem savaş dispanseri, Ana çocuk sağlığı ve Aile planlaması merkezi, TSM’ler tarafından yapılan muayeneler, Özel Poliklinikler) ile Birinci basamakta toplam bakılan hasta sayısı:219.205.605
2. ve 3.Basamakta Bakılan Toplam Hasta Sayısı:424.786.425
Genel Toplam:643.992.030 (75 milyon olan Türkiye nüfusunda tam Altı yüz kırk üç milyon kişi sağlık hizmeti almış yani bir kişi ortalama 8.2 defa sağlık kurumuna başvurmuş.  Finlandiya’da bu sayı 2.7dir. İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka, İngiltere’de bu sayı 4 ile 5 arasındadır. OECD ortalaması, 6,7 dir. Ve Türkiye’de 8,2. Yani kışkırtılmış bir sağlık hizmeti sunumu söz konusu. Ortalama bir doktorun muayene sayısı poliklinikte 100-150 arasında değişmektedir. Avrupa Ülkelerinde ortalama 15-30 arasında hastaya bakılmaktadır. Acil servisler daha korkunç bir durumda 24 saat süren nöbette bir  hekimin baktığı hasta sayısı 500’e kadar çıkmaktadır.Ortalama bir hastaya ayrılan süre 18-20 dk arasında olmalıdır.Ancak poliklinik koşullarında bu kadar çok hasta bakmak zorunda bırakılmış hekim arkadaşlarımız bir hastaya en fazla 5 dk zaman ayırabilmekte ve Muayenenin aslı olan Hastayı dinleme ve Fizik muayeneden geçirme sınırlı tutulmakta ağırlık tetkik istenmeye verilmektedir.Böyle olunca da İstenilen tetkik sayısı artmakta,gereksiz Radyolojik görüntüleme yöntemleri uygulanmakta dır. Ayrıca Performans kaygısı ve Kamu hastanelerinin dahi kazanç kaygıları ile Cerrahi müdahaleler artmakta ancak hastanede yatış süreleri kısalmakta yani yatak devir hızı artmaktadır.A sınıfı Özel hastanelerde katkı payları %90 ‘dan %200’lere çıkarılmıştır.Üstelik Özel merkezlerde ki sağlık hizmet ücretler standart değildir.Hastaların cebinden katılım payı adı ile çok daha fazla ücret çıkmaktadır.Ayakta tedavilerde ikinci ve üçüncü basamakta 8TL,özel sağlık hizmeti sunucularından 15TL alınmaktadır.Her bir reçete bedeli için ücret alınmaktadır.On gün içerisinde başvuranlardan ek ücret alınmakta.Katılım payları dışında sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek amacıyla bir de her ay GSS primi ödemek gerekiyor.Bu miktar 50-300TL arasında gelir durumuna göre değişmektedir.Otelcilik hizmetleri adı altında hastanede yattığınız odanın büyüklüğü,yatak sayısı ve donanımına göre ilave ücret veriyorsunuz.Vücut dışı ortez ve protezlerden katılım payı alınıyor.Yine yardımcı üreme yöntemi tedavilerinde ciddi oranda katılım payları alınıyor.Üniversite hastanelerinde yapılan Özel Ameliyat fark ücreti 2400TL ye kadar ulaşabiliyor.
Alo 182 Merkezi Hastane Randevu Sistemi ile telefonda bekleme süresi ile birlikte ortalama 4TL ile 7TL arasında ücret alınmaktadır. Yani Sağlık Hizmeti sunumu görüldüğü gibi tamamen piyasa ekonomisine teslim edilmiş bir durumdadır. Tamamen kazanç üzerine kurulmuştur. Evet, artık özel hastaneler dâhil bütün sağlık kuruluşlarından hizmet alabiliyoruz ancak bir şartla artık Devletin hastanesinde dahi tedavi parayla. Yani cebinden ne kadar çok para çıkıyorsa o kadar iyi sağlık hizmeti alıyorsun. Oysa Sosyal Devlet anlayışın da Sağlık Hizmetleri ücretsiz sunulmalıdır. Sağlık hakkı temel insan hakkıdır.
 Piyasa mantığı çerçevesinde yeniden yapılanan sağlık alanı farklılaşmayı da beraberinde getirecek ve hizmete erişimde eşitsizliği derinleştirecektir. Sağlık hizmetinin ertelenemez acil bir ihtiyaç olduğu düşünüldüğünde, hizmet farklılaşmasındaki eşitsizliği yaşayan, sağlık ihtiyacından ziyade işletmeye aktaracağı paraya göre davranan ve/veya prim borcu gibi nedenlerle kendisine hizmet sunulmayan hasta ve hasta yakını ile hizmet sunması engellenen sağlık çalışanı arasında yaşanacak çatışma Türkiye sağlık ortamının temel sorunu olduğu/olacağı açıktır.  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.