Çocukluk arkadaşımdır. Babası öğretmenim. Kız kardeşi sınıf arkadaşım. Rahmetli babamın da manevi evladıdır Selçuk.

Yazmadım, yazamadım bugüne kadar. Duygusal zekamı bastırdım. Belki de inkar ettim geçmişimi, mesleğime halel getirmesin diye. Doğrusu da buydu. Emin olun O da benim yerimde olsa aynısını yapardı.

Selçuk Dereli ismi ve cismi bende büyüktü, Türkiye’de büyüktü ama Mersin’de büyümesini bekledim sabır ve takiple.

Kendisi de babası gibi öğretmendi. Memuriyet onun ve benim gibi insanların işi değildi. Biz Mersin’e kısılıp kaldık ama O spora adadığı yaşamı ile hedeflerine adım adım ulaştı. Disiplini, duruşu ve ilkeleri onu hem sahalarda, hem de masada büyük bir spor adamı kimliğine kavuşturdu. Uluslararası arenada üst düzey maçlar yöneten bir hakemin kibrini taşımadı hiçbir zaman Selçuk… Yüzü ülkesine, mesleğine ve hakem arkadaşlarının sorunlarına dönüktü. Örgütçüydü. Hani diyorlardı ya “ Mersin’de tutmaz... Siyasi altyapısı yok... Tabandan gelmedi” diye. Aslında O “Siyaseti meslekleştirenlerden değil”,   “meslek-i siyaset” yapanlardan biriydi.

Sonra sisteme kızdı, haksızlığa tahammül edemedi ve düdüğü astı. Şeriatın kestiği parmak acımıştı. Ve bu acıyı başkaları da yaşamasın diye yola çıktı.

Spordan organik olarak kopsa da mental olarak kopmadı. Yüzü ekran, eli kalem tuttu. Medya üzerinden sistemi eleştirmeye devam etti. Orijini, duruşu ve tavrı muhalefetin ilgisine mazhar oldu. Ve gönlünden geçen, göğsünün üzerine iliştirilen bir rozetle tescillendi. Artık O Atatürk’ün partisinin bir neferiydi. Ve aktif siyasi yaşamına CHP ile start verdi.

Ankara’da yaşasa da Mersin’i soluyordu. Çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği sokaklar, FİFA kokartına ulaşan yolun başlangıç noktası olan toprak sahalar, belki de hiç hesapta olmasa da onun için artık siyasi bir arenaydı. Elindeki kırmızı kartla iktidara kafa tutan Selçuk Dereli, 2011 ‘deki ilk siyasi deneyiminde ilk 11’de yer almasını bildi ve partisinin 7. Sıra adayı oldu. Özel dengelerin ve kriterlerin olduğu Mersin siyasetinde ilk siyasi deneyimine çok da kötü bir başlangıç yapmayan Dereli, Ankara’da çok daha fazla itibar gördü. Ankara’nın kalbi olan Çankaya’da önce Belediye Meclis üyeliği ardından da İlçe Başkanlığı görevlerini üstlenen Dereli, hem teşkilatçılık hem de belediyecilik tecrübesi açısından verimli bir döneme imza attı. Ama hiçbir başarı onun Mersin sevdasına ket vurmadı.

Kılıçdaroğlu’nun gözüne giren Selçuk Dereli belki de siyasi yaşamına Ankara’da devam edebilir, milletvekili olma şansını rahatlıkla yakalayabilirdi. Ama O bunu tercih etmedi ve yeniden hayallerinin şehrine döndü. Yaklaşık 1 yıldır aralıksız çalışıyor ve Büyükşehir Belediye Başkanı olmak için gecesini gündüzüne katıyor.

O kadar süredir yazmadığım Selçuk Dereli’yi neden şimdi yazdım. Bu soruyu sormak elbette hakkınız.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Mersin ile ilgili aday profiline ilişkin kulislerde yankılanan söylemi ciddi bir veridir bana göre. CHP liderinin Mersin’e düşündüğü adayın yıpranmamış, genç ve Türkmen (YÖRÜK) biri olacağı ile ilgili tarifi mevcut adaylar içinden Selçuk Dereli’yi ön plana çıkarıyor.

Kılıçdaroğlu’nun bu tarifinin altında, geçmiş seçimlerdeki stratejik hatalar, mevcut adayların birçoğunun birbirini partisel olgunun dışına çıkacak kadar rakip görmesi, kentin demografik yapısının avantaja dönüştürülmesi gibi parametreler yatıyor. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun ya da genel merkezin tespit edeceği adayın sadece bir dönemle sınırlı değil uzun bir süre yerel iktidarı muhafaza edecek dinamizm ve altyapıda bir isim olması öngörülüyor. Bu veriler, hem genç, hem yıpranmamış olması,  aynı zamanda Ankara’da Büyükşehir Belediye Meclis üyeliği devam eden ve Çankaya’da belediye başkan vekilliği görevinde bulunmuş olması nedeniyle belediyecilik tecrübesi olan Selçuk Dereli ismini ilginç boyuta taşıyor.

Siyasette 24 saatin uzun bir süre olduğu, liyakatın ve adaletin aynı 24 saat içerisinde defalarca sorgulandığı bir ülkede siyasi tahminler yapmak bizlerin boyunu aşabilir. Ama size şunu söyleyebilirim ki Selçuk Dereli hem genel merkezden gelen bu sesin, hem de kentin dokusunun işaret ettiği adayların başında geliyor. Tahminim odur ki 2019’da ki yerel seçimlerden sonra Selçuk Dereli ismi sadece elindeki kırmızı kart ve ağzındaki düdük ile değil, pirinçten yapılmış isimliği, sümeni ve deri koltuğu ile anılmaya başlanacak gibi görünüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.