2019 yerel seçimlerine bir haftadan az bir süre kaldı. Seçim yaklaştıkça siyasetin dili daha da sertleşiyor. Ne yazık ki beraberliği değil, kutuplaşmayı pekiştiren; sevgiyi değil, öfkeyi körükleyen söylemler oldukça revaçta…

Bu öfkeli dilin heyecanına kapılan kitleler de arkadaşlarının, akrabalarının, komşularının kalbini kırabiliyor. Yani siyaset yüzünden herkesin ağzının tadı kaçıyor. Dolayısıyla seçim kazanmak uğruna, insanların bir arada yaşama sevinci, aidiyet duygusu zedeleniyor. Seçimi kazananlar savaş kazanmış, kaybedenler de hayatın sonu gelmiş gibi bir hisse kapılıyor. Oysa farklı düşüncelerimize rağmen, bir araya gelip bu ülkenin geleceği için mücadele edebiliriz. Hepimiz sevgi dilinde buluşabiliriz.

Aslında sevgi, kültürümüzde yabancı olmadığımız bir kavram. Atasözlerimize ve deyimlerimize göz atarak sevginin ne kadar birleştirici bir duygu olduğunu hatırlayabiliriz. Sözgelimi siyasetçilerimiz rakiplerine bağırmak yerine “Kalp yıkmak kolay, yapmak zordur.” diyebilir. Onlara duydukları nefreti anlatacaklarına “Kalp kalbe karşıdır” diyebilir. Birbirlerine “muhabbet besleyebilir” veya ilginç lakaplar takmak yerine “cancağızım” diye seslenebilir. Birbirlerini eleştirirken bile daha samimi olunabilir: “Dost acı söyler” diyerek söze başlanabilir.

Siyasetçiler, her görüşten seçmene “kalbini açabilir”, “gönlü akabilir”, “ciğerimin köşesi” diyebilir. Seçmenin kalbini çalabilir, kalbine girmeye çalışabilir. Kendi partilerine oy vermeyen seçmenlerin de oy verenler kadar değerli olduğu hatırlatılabilir. Siyasetçiler, kendilerine oy vermeyenleri gözü gibi sevebilir örneğin.

“Gönülden gönle yol vardır.” diyor atalarımız. İnsanlarımızın gönlü bu kadar zenginken ve sevgiye açıkken siyasetçiler bu yolu neden tercih etmiyor? Oysa Türkçe, bir gönül dili ve siyasetçilere birçok olanak sunuyor.

Sevgi şairi Yunus Emre, neredeyse her dizesinde gönül yıkmanın ne kadar büyük bir acı olduğunu anlatıyor bizlere. Siyasetçiler meydanlarda Yunus Emre’nin dizelerine kulak verebilir. “Gelin Tanış olalım, işin kolay tutalım / Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz” diyerek herkesi kucaklayabilir. Her türlü ayrıma karşı çıkan, insan oluşta buluşma özlemini taşıyan Mevlana da anımsanabilir: “Gene gel, gene / Ne olursan ol, / İster kâfir ol, ister ateşe tap, ister puta, / İster yüz kere tövbe etmiş ol, / İster yüz kere bozmuş ol tövbeni. / Umutsuzluk kapısı değil bu kapı; / Nasılsan öyle gel.”

Ülkemizde siyaset ne yazık ki kendi hedeflerini anlatmaktan çok rakibini kötülemek, geleceğe ilişkin umutları beslemekten çok korkutmak şeklinde işliyor. Bu yaklaşım da kutuplaşmayı her geçen gün daha da artırıyor. Siyasette sevgi dilini kullanmaya çalışanlar ise hırçın olmamakla, siyaseti bilmemekle suçlanıyor. “Sakin”, “mıymıntı”, “sünepe” diye dışlanıyor. Bu kısır döngü, her seçimde şiddet dilinin giderek artmasına yol açıyor ve duygusal birliğimiz hırpalanıyor.

 Fikirlerimiz farklı olsa da, dünyaya farklı pencerelerden baksak da, tasada ve kıvançta ortak olmalıyız. Bir arada yaşamanın, beraber gülüp beraber ağlamanın dünyanın en güzel şeyi olduğuna inanmalıyız. Türkçemizde bizi buluşturacak, bu sevgiyi pekiştirecek birçok deyim, atasözü, şiir, türkü var.

Öyleyse gelin, bu seçimde sevgi dilinde buluşalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.