O, aslında kendine düşman,
                En başta annesine düşman,
                Eşine de düşman,
                Kız kardeşine düşman,
                Kızına düşman.
******
                Kadın ya da erkek herkesi bir KADIN getirir dünyaya.
                Kız kardeşi olabilir, KADIN olarak.
                Evlilik çağı geldiğinde bir KADIN sever, ömrünü birlikte geçirmek için.
                Çocukları olur, mutluklarının meyvesi olarak. KADINdır belki de cinsiyet olarak.
***********
                Bir yazımızda “Her şeyin başı eğitimdir” demiştik.
                Yine bir yazı dizimizde (Antiemperyalist Kadınlar) Suriyeli bir kadından alıntı yapmıştık; “Dünyanın yarısını kadınlar oluşturur. Diğer yarısını da kadınlar yetiştirir.” Demişti.
                Çağdaş dünyanın çağa uygun olanaklarından yararlanıyoruz, yararlanmaya çalışıyoruz. Ancak görünen o ki; BENCİLLİK ve SORUMSUZLUK açık ara önde gidiyor.
                Evde; çocuklar, cinsiyet farklılığına göre değil, eşit, özgür, haklılık, görevlendirme ve sorumluluk ölçütlerine göre yetiştirilmelidirler. Beslenmeden, giyinmeye, eğlenmeden, öğrenmeye, okula gitmeden, yeteneklerini geliştirmeye, isteklerinden toplumsal gerekliliklere kısaca yaşamın her alanında bir ve beraberce YE-TİŞ-Tİ-RİL-ME-DİR-LER!
                Erkek çocuğunun eline sopayı verip, “Vur bacına, vur aslanım. Göster gücünü…” (Gözlemlediğim bir alıntıdır.) diyenleri bilmeyeniniz yoktur
                “Hadi kızzz, su getir bakiyim ağabeyine” hatta ondan yaşça küçük olan “Kardeşine”
                “Kadının yeri evidir” diyen yönetenler hâlâ var değil mi?
                Bir erkeğe 4 KADIN haktır da deniyor değil mi? (Bunu söyleyen babasına, oğlu; “Peki baba neden bir kadına dört erkek olmuyor?” deyince babası, “Oğlum senin nefsin nasıl kabul eder?” diyor. Ardından, KADINın nefsi yok mu? Diyor oğul bu kez…) Bu da tanık olduğum bir örnektir.
                Okulların karma değil de kız ve erkek olarak ayrılmasını isteyen yönetenler neyi ya da neleri düşünmektedirler ya da hayal etmektedirler acaba? Toplumları yönlendirmede bütün bunlar yanlış adımlar, yönlendirmeler değil midir?
                Çağdaş dünyanın hukuk sistemini bile ıskalayarak miras konusunda KADINı dışlayan, erkeğin yarısı olarak gören anlayış, şiddeti körüklemiyor mu?
                Sözüm ona İslami kurallar diyerek mahkemelerde bile iki KADINın şahitliğinin ancak bir erkeğe eşit olduğunu savunabilmek şiddete giden yolların yapı taşlarından değil midir?
                Ya da, KADINa şiddeti, hukuk kurallarını işleterek cezalandırmak gerekliliği yok mudur?
                Evde,
Okulda,
Toplum içinde, insanlık var oldukça, İNSAN denilen KADIN ve ERKEK toplumun olmazsa olmaz birer yanlarıdır.
KADINa yönelik şiddetin aslında hepimize, topluma, insanlığa yapıldığını bilmek ve gereğini yapmak temel görevdir.
Herkes kendine düşen payı alsın!
Annemize, kız kardeşimize, sevgilimize, eşimize, kızımıza sevgimiz varsa demeyeceğim, OLMALI!
OLMAK ZORUNDA!
Birileri istemese de!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.