Hayat bir sınav mıdır?
Sınav nedir?
Neden yapılır?
Neden sürekli değişir sınav sistemimiz?
Ne yapmak gerek peki?
Bu düzen değişir mi? 

Sınav:
Bilgi durumunun ölçülmesi. 
Öğrencilerin, bir işe girmek isteyenlerin vb. bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama.
Denemek, sınamak, yoklamak...


Ortalama 3 yılda bir sınav sistemimizde değişiklik yapılıyor sanırım. Üniversiteye giriş sınavlarında özellikle; soru sayıları değişiyor, sınav tarihleri arasındaki zaman değişiyor, oturum sayısı değişiyor vs. Ama yıllardır değişmeyen iki şey var.  Birincisi herkes bu değişimlerden etkileniyor ve herkes bu saçma sapan düzen/sizlikte güncel duruma ayak uydurmaya çalışıyor sürekli. Yani durumdan herkes muzdarip ve üniversiteler sıralamalara göre öğrenci aldığından yani bağıl değerlendirmeye tabi olunduğundan, seçim anlamında genel manada değişen bir şey yok. Yani herkes aynı durumda. Yeni değişikliklerin kime avantajlı, kime dezavantajlı olduğu kısa vadede belki değişir. Ama uzun vadede çalışan öğrenci her türlü avantajlıdır. Her ne kadar sınavların güvenirliliği ve geçerliliği düşük olsa da şu manada çalışan öğrenci her zaman avantajlıdır; öğrenilmiş bir bilgi hiçbir zaman boşa gitmez. İkincisi; üniversiteye girişlerde sınavlar ne kadar değişse de temel çerçevede mantık aynı kalmıştır. Her zaman giriş sınavları temel yeterlilik ve alan testlerinin olduğu bölümlerden oluşur. Bu yıllarca böyledir ve böyle kalacaktır. Yani her şey değişse de öğrencinin Temel Matematik ve Temel Türkçeden sorumlu olması hiçbir zaman değişmeyecektir.  Adı üstünde temel; yani şuanki sistemde Temel Yeterlilik Testi (TYT). Bunun son yıl ders çalışma ile değişimi pek fazla olmamaktadır. Yapabilen öğrenci zaten yapmaktadır, yapamayan zaten yapamaz. Ders çalışma alan sınavlarında fark yaratır. Konuya değinmişken, onca saçma sapan değişimlere rağmen sistemin sınavlarda daha çok yoruma yönelmesini destekliyorum. Neyse, peki temel ne zaman oluşur? Bu soruyu sorduğumda genelde birinci sınıfta cevabı alıyorum. Yanlış. Temel dediğimiz şey aslında yorumlama, çözümleme yeteneğidir. Bu da üç, dört ve beşinci sınıflarda oturur.  Çünkü çocuklar ilköğretimde iken somut dönemdedirler. O yüzden işlem yaptırılırken somut kavramlar üzerinden yaptırılır. Soyut, karmaşık, uzun problemler çözdürülmez. Bu Türkçe ve Hayat Bilgisi derslerinde de böyledir. Çocukların gelişimlerinden dolayı somut şeyler üzerinde durulur. Öğrenci somut dönemden soyut döneme geçişi başarılı atlatırsa yorumlaması, çözümlemesi, fikir yürütmesi ve yeni bilgileri eski bilgilere uyumsama kapasitesi iyi olacaktır. Aslında temel dediğimiz şey budur. Ailelerin de başarılı çocuklar istiyorlarsa;  son sınıflara geldiğinde onları yarış atı gibi, gece gündüz ÇALIŞ ÇALIŞ diye bezdirmelerine gerek yoktur. Temeli çok iyi olan çocuk her türlü yapacaktır. Olmayan çocuk da ne kadar zorlanırsa zorlansın bir yere kadar yapabilecektir. Çocuklar henüz küçükse bu dediklerime dikkat edenler; yani üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıf düzeylerinde çocukların eğitimleri üzerine daha fazla daha özverili yaklaşanlar ilerde rahat edecektir.

 

Eğitim ve sınava hazırlık belli bir sistem gerektirir. Bu bir ürün alırken kullandığımız fiyat-performans  kavramı gibidir. Vakit harcanan şeyin, karşılığındaki getirisine bakılmalıdır. Öğrencilerde ders çalışmaya dair sorun halledildiği halde sonuç alınamıyorsa, sorun nasıl çalıştığı ile alakalıdır. Bu da öğrenciden öğrenciye değişir. Motivasyon, çalışma şekli ve neye, ne kadar çalışacağı tamamen öğrenciye özeldir. Dershaneciliğin, özel okulların ve genel olarak eğitim kurumlarının en büyük yanılsaması budur. Çok kaliteli öğretmenlerle, zengin velilerle çalışıp; işin uzmanından öğrenciler için bireysel programlar ve bireysel danışma desteği almazlar. Veliler para harcar ve görevlerinin yapmış olmanın verdiği vicdan rahatlığı ile yavrucaklara daha fazla baskı yaparlar. Öğrenciler de kaptansız gemi gibi ailelerin ve sistemin dalgası ile boğuşup dururlar.

Bu düzen değişir mi? Tabi ki hayır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.