Mersin kamuoyu son 3 gündür Büyükşehir Belediye Başkanı Kocamaz’ın, eski başkan Macit Özcan ve CHP ile ilgili iddialarını konuşuyor. Başkan Kocamaz’ın belediyede yüksek maaş alan işçi ve memurların adlarını deşifre etmesi, CHP yönetiminde olup da kendisi ya da çocukları belediyede çalışanların isimlerini açıklamasını geniş yankı buldu. Kocamaz’ın bu çıkışı, 2000 yılında, kendisinin başrol oynadığı ve o dönem çok ses getiren bir olayı yeniden akıllara getirdi. Kocamaz, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmen olarak çalışan eşi, kılık kıyafet yönetmeliğine uymadığı için işini kaybetme tehlikesi yaşayınca, eşini belediyeye aldırmış ve emekli olmasını sağlamıştı. Kocamaz, eşinin 21 günlük çalışma sonunda emekli olmasını “Hazreti Ömer adaleti” sözleriyle savunmuştu. Yazarımız Abidin Yağmur o süreci yazdı:

Hz. Ömer adaleti!

 

Mersin’de, geride bıraktığımız haftanın özeti:

2 aydır ‘yolsuzlukları açıklayacağım’ diye kamuoyunda merak uyandıran MHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Kocamaz, basının karşısına geçti…

Millet bomba, skandal, çarpıcı, şaşırtıcı, vurucu, sarsıcı, şoke edici belgeler, bilgiler bekliyordu ama…

Hazret, birkaç kabarık fatura sundu!

Bizim gazetede manşet:

-Belge yok, fatura verelim!

*   *   *

Sadece fatura değil, birkaç fişleme belgesi de sundu…

Seçimden önce ve seçimden sonra yememiş, içmemiş, belediyenin işçileri, memurları hakkında bilgi toplatmıştı belli ki, o bilgiler ışığında listeler de yapmıştı…

Şu bu kadar maaş alıyor, filanca falancının kızı, beriki ötekinin kardeşi, öbürü şunun seçim ekibinden filan…

Yani belediye fiş üstünde yakalanmıştı!

*   *    *

Fakat bizim Mersin basını, belediye başkanının, personelle ilgili bilgi notu dağıtmasından çok, konser ve ilan faturalarının kabarıklığıyla, henüz savcılık incelemesine alınmamış bazı ihalelere dair söylentilerle, kimin ne kadar maaş aldığıyla ilgilendi…

Fiş üstünde yakalanan belediye başkanına ‘başkan fiş, bu ne iş’ demek yerine…

 ‘Bu iddialar ipe götürür’ ya da ‘şoku 2 günde zor atlattım’ gibi başlıklar attı…

*   *    *

Aslında Burhanettin Bey, sürpriz yapmakta, milleti şoka sokmakta tecrübelidir, seneler önce de Tarsus’ta bir şok yaratmıştı.

30 Mart Seçimleri’nden önce rakiplerince sıkça dile getirilen ‘Karısını belediyeden emekli etti’ söyleminin temelinde de o şok yatıyordu…

Bugün Mersin basını, Mersin kamuoyu belki unutmuştur, belki hatırlamak işine gelmiyordur, hatırlatalım…

*   *   *

1996 yılı…

Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, eşi Hatice Hanım’la birlikte hacca gider, hac görevlerini yerine getirir dönerler.

Allah kabul etsin, bir daha görmeyi nasip etsin…

Hatice Hanım, hac görevinin ardından, İslam’ın emridir diyerek, başını örtmeye başlar. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmen olduğu için derslere başı açık girmesi gerekir.

O zamanlar kamuda türban serbest olmadığından, Hatice Hanım derslere türbanla girince hakkında tutanak tutulur.

O da, okula gitmemek için bolca rapor alır…

Gel zaman, git zaman; raporlar da yeterli olmaz, Hatice Hanım’ın, kanunlara uymadığı için öğretmenlikten atılma tehlikesi doğar.

Hatice Hanım, 1,5 yıl boyunca okula gitmeden maaş almıştır ama işin sonu iyi görülmemektedir!

Devreye hemen Tarsus Belediye Başkanı sıfatıyla Burhanettin Bey girer…

Yazışmalar yapılır, dönemin İçel Valisi Şenol Engin’in de oluruyla Hatice Kocamaz, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, Tarsus Belediyesi’ne yatay geçiş yapar!

21 gün çalışır…

Emekliliğini ister…

Tazminatını alır, emekli olur!

*    *    *

Elin adamı, ‘zengin arabasını dağdan aşırmış, fakir düz ovada yolunu şaşırmış’ dememiş ya boşuna.

*    *   *

Şimdi sen, bunları okuyup da ‘ne var bunda, kadın başını örtmek istemiş, kocası da yolunu bulup onu belediyeden emekli etmiş’ diyorsun ya…

Acele etme; Kocamaz, bu olay ortaya çıktıktan sonra ne demiş, onu oku:

Eşim Milli Eğitim camiasına 20 yıl emek verdi. 1979 yılında evlilik yaptığım eşim, 1985 yılında küçük bir çocuğunu kaybetti. 1996 yılında da hacca gidip geldikten sonra kendisini Allah'a adadı. Buna bağlı olarak dini inançları gereği başını kapatmak zorunda kaldı. Zaman zaman da rahatsızlanan eşim bu nedenle uzun süreli raporlarla görevine gidemedi. Tarsus İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün eşimin aleyhinde hazırladığı rapor üzerine harekete geçtim. Eşimin yatay geçişle belediye bünyesinde bulunan İmar Limited Şirketi'ne alınmasını ben sağladım. Bu devlete 20 yıl hizmet veren eşimin emekli olması ve tazminatını alması en doğal hakkıdır. Bunda bir usulsüzlük yok. Benim yaptığım Hazreti Ömer adaletidir.” (20 Ağustos 2000/Hürriyet/Milliyet)

*   *    *

Gelelim bugüne…

İş kendini Allah’a adamaya gelince gayet dindar, emekli maaşına gelince gayet laik ve realist olan Burhanettin Bey, devlete 20 yıl hizmet etmiş eşini bir şekilde emekli etmeyi Hz. Ömer adaleti olarak görüyor ya…

Acaba belediyede 20 yıldır, 25 yıldır çalışan; toplu iş sözleşmelerinden doğan kıdem hakları gereğince yüksek maaş alan kişilerin maaşını niye Hz. Ömer adaleti olarak görmüyor?

Niye o kişileri ‘yüksek maaş alanlar’ başlıklı bir listede kamuoyuna ilan ediyor?

Yahut babası CHP’de yönetici olan çalışanları niye deşifre ediyor; kendisinin eşini kollama hakkı Hz. Ömer adaleti de, onların çocuklarını kollama hakkı ne?

*   *    *

Hadi, 6 bin lira, 7 bin lira maaş gerçekten yüksek diyelim…

Yahu aylık 900 liraya, Mersin’in yaz sıcağında, kış soğuğunda süpürge sallayan, araç kullanan, asfalt döken, park temizleyen emekçinin bile peşine düşmüş, onların bile adlarını bir liste halinde kamuya ilan ediyor.

Hz. Ömer adaleti asgari ücretli işçiye geçmiyor mu?





Anahtar Kelimeler:
KOCAMAZ
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.