HUKUK DIŞI MÜDAHALE ARTAR

3’üncü Yargı Paketi’nin yasalaşmasıyla, devletin birey temel hak ve özgürlüklerine hukuk dışı müdahalelerinin artacağını savunan Mersin Baro Başkanı Alpay Antmen, özellikle ceza yargılamasında ülkemizin insan hakları karnesinin de zayıflayacağını söyledi.

- Bu haber 595 kez okundu.

HUKUK DIŞI MÜDAHALE ARTAR
 “Geriye dönüş endişe verici”

 

Mersin Barosu’ndan yapılan açıklamaya göre; Kamuoyunda 3. Yargı Paketi olarak da bilinen düzenlemelerle ilgili Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen’den sert açıklama geldi. Antmen; “Hukukun üstünlüğü, insan hakları ve adalet ilkelerinin bu ülkede devam etmesini istiyor musunuz? İstemiyor musunuz?” sorusunu gündeme taşıdı.

14 Ekim 2014 tarihli ve 472 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin yani, yine bir torba yasa teklifinin bazı maddelerinin, Anayasa,  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınmış temel hak ve özgürlüklere son derece aykırı düzenlemeler içerdiğini söyleyen Antmen, “Teklifin 21. Maddesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ‘Arama ve Elkoyma’ başlıklı dördüncü bölümünde yer alan “Şüpheli veya Sanıkla İlgili Arama” başlıklı 116. Maddesi'ndeki ‘somut delillere dayalı kuvvetli’ ibaresi ‘makul’ şeklinde değiştirilerek, somut delillere dayalı kuvvetli şüphe olmaksızın, sadece makul şüpheye dayanılarak şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir kılınmaktadır. Halbuki 21 Şubat 2014 tarihli 6526 Sayılı ‘Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ 6 Mart 2014 günlü ve 28933 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak “5271 sayılı Kanunun 116’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan ‘makul’ ibaresi ‘somut delillere dayalı kuvvetli’ şeklinde değiştirilmiştir.’  şeklindeki düzenlemeyi getirmiştir. Maddenin şu anki hali özel yetkili ağır ceza mahkemelerini de kaldıran daha demokratik düzenlemelere sahipken, 7 ay sonra tekrar geriye dönülmek istenmesi hem hukuki ve hem de toplumsal bakımdan endişe vericidir” dedi.

 

“Savunma engelleniyor”

 

Teklifin 26. Maddesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi” başlıklı 153. maddesine de kısıtlamalar getirildiğini işaret eden Alpay Antmen, “Teklife göre müdafiin dosyayı incelemesi veya belgelerden örnek alması soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim kararı ile bu yetki kısıtlanabilecektir. Böyle bir karar sonrası müdafii yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hariç dosya içeriğini, muhafaza altına alınmış delilleri, diğer tutanak ve belgeleri inceleyemeyecektir. Halbuki 21 Şubat 2014 tarihli 6526 Sayılı ‘Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ 6 Mart 2014 günlü ve 28933 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 19. maddesi ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 153 üncü maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarını kaldırmıştır. Böylece müdafii dosyadaki delil, belge ve tutanakları incelemek suretiyle savunma hazırlayabilmekte, şüphelinin yargıya erişimini, adil yargılanma hakkını, lehine olan delillerin de toplanması hakkını kullanabilmektedir. Bu düzenleme özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda yapılmış olan yasal bir düzenlemeyken, şimdiki teklifle tutuklama gibi önlemleri de içeren soruşturma evresinde, özellikle şüphelinin aleyhine tanıklık edenlerin ifadelerinin, şüphelinin aleyhine toplanan belge ve bilgilerin müdafii ve şüpheliden gizlenmesi, tartışılamaması, buna uygun savunma yapılamaması vahim sonuçlar doğurabilecektir” dedi.

 

“Hukuki reformlar yok sayılıyor”

 

Antmen, “Sistematiğinden de anlaşılacağı üzere teklif, hukuki reform ve kazanımları bir çırpıda yok sayar bir biçimde, arama ve el koyma - müdafiin dosyayı inceleme yetkisi - taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma – iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması -  gizli soruşturmacı görevlendirilmesi - teknik araçlarla izleme gibi özellikle ceza yargılamasının en sorunlu alanlarını ilgilendiren meseleleri içermekte, katalog suçları genişletmektedir. Henüz 2014 Mart ayında yapılmış ve özel yetkili ağır ceza mahkemelerini kaldıran düzenlemeler bir çırpıda geriye döndürülmeye çalışılmaktadır. Bu teklifin yasalaşmasıyla beraber ülkemiz yeni toplu davalarla yüz yüze kalacak, devletin birey temel hak ve özgürlüklerine hukuk dışı müdahaleleri artacak, özellikle ceza yargılamasında ülkemizin insan hakları karnesi zayıflayacaktır. Defalarca kamuoyu ile paylaşıyoruz, defalarca kamuoyunu bilinçlendirmeye çalışıyoruz, defalarca hukuk ve hukuk devletine vurgu yapıyoruz… Umarım ki bir gün güzel ülkemizde tam ve gerçek demokrasi hâkim olduğunda bize söyleyecek söz kalmayacak diyoruz, ama artık umutlarımız da tükeniyor…

Anayasa, evrensel hukuk normları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM kararlarına aykırı ve ceza avukatlığını işlevsiz hale getirecek bu kanun teklifinin yasalaşmaması, yapılmak istenen yanlıştan dönülmesi demokrasimiz ve insan hakları anlamında büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.