İHLALLER SONA ERSİN!

Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi; kız çocuklarına yönelik hak ihlallerini sona erdirme talebiyle, toplumu kız çocuklarını fark etmeye çağırdı.

- Bu haber 471 kez okundu.

İHLALLER SONA ERSİN!
  

Malala ile başladı

 

Mersin Baro Başkanlığı Kadın Hakları Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre; Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Komisyonu’nun (TÜBAKKOM) Türkiye genelinde eş zamanlı olarak, “11 Ekim Kız Çocukları Günü” ile ilgili basın açıklaması, Mersin’de de Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi tarafından yapıldı.

Mersin Adalet Sarayı içerisindeki Mersin Barosu Avukat Odası’nda açıklamayı okuyan Kadın Hakları Merkezi Başkanı Seher Yalçınkaya Çetin, Pakistanlı 14 yaşındaki Malala Yusufzay’un kız çocuklarının da eğitim alması yönündeki aktivistliği ile tanındığını anımsatarak, “Batı basınında sıkça yer bulan röportajlarından birinde Malala ‘Benim haklarım var ve eğitim de benim haklarımdan biri’ demiş, Malala; Taliban militanları olduğu iddia edilen kişilerce, Pakistan'ın kuzey batısındaki Mingora şehrindeki okulundan evine dönerken başından vurulmuştur. Bu olay dünyanın dikkatini kız çocuklarına çevirmesine neden olmuştur. 193 üyeli BM Genel Kurulunda, 2012 yılından itibaren 11 Ekim’in ‘Dünya Kız Çocukları Günü’ olarak kabul edilmesine ilişkin Türkiye, Kanada ve Peru tarafından hazırlanan karar tasarısı bütün ülkelerin onayıyla kabul edilmiştir” dedi.

 

“Haklarına erişemiyorlar”

 

Karar ile BM'ye üye tüm ülkelerin, BM'nin ilgili kurumları, diğer uluslararası örgütler ve sivil toplum kuruluşlarının, 11 Ekim'i; “Dünya Kız Çocukları Günü” olarak kutlamaya ve kız çocuklarının durumlarıyla ilgili tüm dünyada bilinç oluşturmaya çağrıldığını ifade eden Seher Yalçınkaya Çetin, “Amaç; tüm dünyada kız çocukların ayrımcılık, şiddet ve istismara uğradığına dikkat çekmek ve toplumsal konumlarının güçlendirilmesine ve insan haklarının önemine vurgu yapmaktır. Günümüzde kız çocuklarının durumunun hiç de iç açıcı olmadığını söylemek gerekmektedir. Kız çocukları dünyanın dört bir yanında ayrımcılığa, şiddete ve istismara maruz kalmakta, tecavüze uğramakta, meta haline getirilmektedir. Kız çocukları ücretsiz tarım işçiliğinden, mevsimlik işçiliğe, ev içi çalıştırılmaya kadar pek çok alanda emek sömürüsüne maruz kalmaktadır. Türkiye’de her üç kadından biri 18 yaşın altında evlendirilmektedir. İçişleri Bakanlığı rakamlarına göre; son üç yılda 18 yaş altında evlenenlerin toplam sayısı 134 bin 629. 18 yaşını doldurmadan evlenen erkek sayısı ise 5 bin 763. Reşit olmadan evlendirilen kız çocuklarının sayısı erkek çocukların sayısından 20 kat daha fazla. UNICEF’in 2012 verilerine göre 15 yaşın altındaki kız çocuklarının doğum esnasında ölme riski 20 yaşındaki kadınlara kıyasla 5 kat daha fazla. Kız çocukların çocuk gelin olması ağır bir insan hakları ihlalidir. Tüm dünyada ve ülkemiz de kız çocuklarına sağlanmayan imkanlar ve haklar bu günün anlamını açıkça ortaya koymaktadır. Kağıt üzerinde var olan haklara ve imkanlara erişim ise yine ülkemizde kız çocuklarımızın pek çoğu için oldukça zordur” diye konuştu.

 

4+4+4’e tepki

 

2012-2013 eğitim-öğretim yılı itibariyle yürürlüğe giren 4+4+4 olarak bilinen eğitim sisteminde kesintisiz eğitimin ortadan kalkmasının kız çocuklarının eğitimini olumsuz etkileyeceğini öngörmenin bir ‘kehanet’ değil kaçınılmaz bir sonuç olduğuna değinen Çetin, “Bu sistemle 13 yaşından sonraki son 4 yıllık eğitime uzaktan devam edilebilmektedir. Bu durumun, aileler tarafından kız çocuklarının henüz temel eğitimini kurumsal ortamda tamamlamadan eve çekmesi, erken yaşta evlendirilmesi, iş gücü olarak kullanması, ekonomik nedenlerle okuldan alınması gibi durumları arttırmıştır. Bundan dolayı da kız çocuklarının eğitim hakları ellerinden alınmıştır. Kaliteli eğitime, her türlü sosyal ve gelişim bazlı aktiviteye ulaşamamak çoğunlukla yoksul ailelerin çocuklarının özellikle kız çocuklarının kaderi olmaktadır. Türkiye’de erişkin kadınla ilgili yaşanan pek çok olumsuzluğun başlangıcı çocukluk dönemine dayanmaktadır. Kız çocukları iyi bir eğitim alıp, insan haklarının kullanımında eşit konumda birer birey olduğunda, erken evliliğe zorlanmadıklarında hem kendileri hem aileleri hem de toplum için daha iyi bir hayatın mimarı olabilirler. Kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi kararlarını verebilen, sadece birer gölgeden ibaret olmayan sağlıklı bireyler olabilmeleri için kız çocukları ve kadına yönelik her türlü ayrımcılığı durduralım. Türkiye’de bu ayırımcılığa zemin hazırlayanlara ‘dur’ demek her birimizin temel görevidir. Kız çocukları için pozitif ayrımcılığın temelini teşkil edecek şekilde, biz Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak; mevzuatlar arası çocuk tanımı farklılıklarının giderilmesinin, ulusal kanunlar, uluslararası anlaşmalar ve kanunlar gereğince kazanılmış hakların etkin kullanımının sağlanmasının, 12 yıllık kesintisiz eğitimin toplumun her kesimindeki kız çocukları tarafından ulaşılabilir olmasının, toplumun 4+4+4 olarak bildiği, eğitimi ‘kesintili’ hale getiren ve kız çocuklarını daha da güçsüzleştirecek olan temel eğitim yasasının mutlaka değiştirilmesinin, çocuk Koruma Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Türk Medeni Kanunu arası çocuk tanımlama farklılıklarının giderilmesinin ve evlilik yaşının koşulsuz her iki cinsiyet için de 18 yaş olmasının, dini nikâh yoluyla çocuk yaşta yapılan evliliklerin önüne geçilmesinin, kız çocuklarının eğitiminin önemine yönelik toplumsal, yönetimsel farkındalık ve duyarlılığın arttırılması konusunda medya ve sivil toplum örgütleri de kullanılarak geniş çaplı çalışmalar yapılmasının, toplumsal kız çocuğu/ kadın rolü algısının değiştirilmesine yönelik çalışmaların yapılmasının, eğitimde toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini ortadan kaldıracak planlamalar yapılmasının, İstanbul Sözleşmesinde yer alan hükümlerin uygulanmasının, Kadına ve kız çocuklarına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesinin takipçisi olacağız” dedi.

 

“Kız çocuklarımızı fark edelim”

 

Kız çocuklara yatırım yapılması ve cinsiyet ayırımcılığının ortadan kaldırılmasının ahlaki bir sorumluluk, temel adalet ve eşitlik kuralı olduğunu anımsatan Çetin, “Bu kuralın uygulanması, Çocuk Hakları Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesini hedefleyen ve İstanbul sözleşmesi adı ile de anılan Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden de kaynaklanan bir zorunluluktur. Kız çocuklarının savaş nedeniyle öldürülmediği, tecavüz edilmediği, köle olarak satılmadığı, cinsiyet ayırımcılığına uğramadığı, çocuk işçi olarak çalıştırılmadığı, eğitim hakkı tanındığı bir dünyada yaşamak dileği ile kız çocuklarının eğitim hakkı için, çocuk yaşta evlilikler olmasın diye, daha doğmadan başlayan cinsiyet ayrımcılığına karşı kız çocuklarına yönelik hak ihlallerini sona erdirme talebiyle bugün tüm toplumu kız çocuklarımızı fark etmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.