Aklım erdiğinden beri siyaseti takip eden biri olarak siyasetin bu kadar kendi fasit dairesinde döndüğüne şahit olmadım.

       İnsanların kafasındaki siyasi kılik bir türlü hafızalardan silinmemiştir.

        Maalesef siyaseti gözden düşüren hususları yine bizzat siyasetçiler sağlamaktadır.

        Yıllardır kendini değiştirmeyen bir çok siyasi parti ve siyasetçi gelişen dünya konjüktürüne bir türlü ayak uyduramamakta ve buda siyasetçiyi toplum nezdinde güvenilmez konuma getirmektedir.

          Bunun en büyük nedeni siyasi partiler kanunu ve seçim kanunudur.

           Milletvekili seçimlerinde aday belirlemeyi liderin iki dudağı arasında gören bir zihniyetin başarılı olması mümkün değildir.

           Milletin vekili yerine liderin vekili olan siyasetçiler sonunda kendi dar çerçevenin içinden çıkamamaktadır.

            Yeni projeler üretmek,toplumun yararına hamleler yapmak yerine katı parti taassubu ile hareket etmektedir.

              Mesela kanal İstanbul projesine şayet siyasi bir saikle bakacak olursak burada büyük yanılgıya düşeriz.

               Projenin ÇED raporunu iyice tetkik etmeden,fayda veya zararlarını dikkate almadan sadece siyasi olarak karşı çıkarsak büyük fotoğrafı görmemiş oluruz.

               Ne iktidarın ben yaptım oldu düşüncesi,ne de muhalefetin istemezük zihniyeti bu tip projelere olan kuşkuyu daha artıracaktır.

              Yapılacak her türlü yatırıma toptancı bir zihniyetle karşı çıkmak siyaset değildir.

               İktidar yapılacak projeleri muhalefetle görüşmeli,muhalefette her projeye karşı olma zihniyetinden vazgeçmelidir.

               Bu kısır döngüyü kırmak için tüm partiler ve siyaset kurumu seferberlik ilan etmelidir.

               Evet her projenin altında bir rant olması doğaldır.

                Ancak projesinin geçeceği güzergahı birilerine bildirerek orada bulunan yerleri birine peşkeş çekmekte iyi bir davranış değildir.

                 Bir projede devlet ve milletin tüm ferdinin eşit bir şekilde faydası olmalıdır.

                 Belli rant gruplarının,belli bazı siyasetçilerin yakınlarının bu vesileyle zengin edilmesi kötü bir hastalıktır.

                 Bu dönemde iktidarıyla muhalefetiyle oluşabilecek talanlara dur demek için yasal ne varsa bir an önce yürürlüğe sokulmalıdır.

                İşte o zaman siyasi partiler içinde ki sözüm ona üçkağıtçılar elemine olur.

                Siyaseti dürüst ve vefakar insanlar yapar.

                 Toplumun beklentisi bu yönde değil mi?

                   Etrafta milyonlarca dürüst insan  siyasetten uzak kaldı.

                   Çünkü üçkağıtçılar partilere çöreklenmiş,dürüst insanlara geçit vermiyorlar.

                   Tabi biz bunları yazarken her siyasetçiyi aynı kefeye koymuyoruz.

                    Biz sadece menfaati için siyaset yapanları kastediyoruz.

                    Yoksa dürüst insan çok siyaset içerisinde.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.