banner156
banner159

Aslında bu yoğurttan iyi cacık çıkmaz. Böyle bir tartışmanın ne manası vardır ne de bir sonuca etkisi. Zaten baştan yanlış iliklenen ceketin düğmesi gibi zemini kayan bir yol gibi çökmeye mahkumdur.

Olay Cumhurbaşkanı’nın seçiminin meşru olup olmadığına dair CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından yapılan açıklamalar üzerine patlak verdi.

Şimdi bu tartışmanın ne gereği var. Bir seçim olmuş ve yeni sistem ile Cumhur Başkanı yüzde 52.6 ile seçilmiştir.

 Eğer demokrasiye inanıyorsak, seçimin gücünü her şeyin üstünde görüyorsak bu konudaki tartışmaların mecrasından nasıl saptığını daha iyi görürüz.

Tıpkı bu tartışma gibi CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun seçimi de ayrıca tartışmaya açılıyor.

Olay eski Genel Başkan’ın bir kaset kumpası ile görevinden istifa etmesiyle delegelerin tercihini Kemal Kılıçdaroğlu lehine kullanmasıyla deruhte oldu.

O tarihlerde Kılıçdaroğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde büyük başarı göstermesiyle ve televizyon ekranlarındaki popülarite üzerine çoğunluk tarafından Genel Başkan olarak seçilmesi ve bu başarısını devam ettirmesi üzerine konuşulmaya başlandı.

Tıpkı Cumhurbaşkanı’nın seçimi ne kadar meşru ise, Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan seçilmesi de o kadar meşrudur.

Bu sığ ve gereksiz tartışmalar ülkeye vakit kaybettirdiği gibi, sonuçta kazananı olmayan bir tartışma olarak tarihteki yerini almaya mahkumdur.

Yıllarca bu ülke başörtüsü ile ilgili tartışmalar yaşadı. Başı örtülü diye gencecik kızlarımız okullara alınmadılar.

Üniversite yıllarımızda bu arkadaşların mücadelesiyle vakit geçirdik.

Bir insanın başörtüsü ile okulda okuması, devlet dairesinde çalışması kime neden dokunuyordu; anlamak mümkün değildi.

Şimdi her şey normale bindi, devlete ne zararı oldu. Kim veya hangi eller yıllarca bu konuyu kaşıyarak oya tevil etmeye çalıştı.

Yine bir zamanlar 367 meselesi vardı. Kendilerine göre anayasa yorumu yapan bazı hukukçular şimdi itiraz ettikleri hükümetin temellerini atmaya o tarihte çivi çaktılar.

Bu ülkede demokratik seçimle gelen her hükümet veya siyasetçi meşrudur.

Türkiye uzun süre her on yılda darbe ve muhtıralarla bir süreç yaşadı.

Meşru olarak seçilmiş hükümetler darbe girişimiyle inhitaya uğratıldı.

Her darbe ülkeyi en az 50 yıl geriye götürdü.

En son 15 Temmuz darbe girişimi meşru olarak seçilen hükümeti devirmek ve Humeyni vari bir şekilde hain lideri ülkeye getirmek için devreye sokulmak istendi.

Mazallah bu darbe girişimi başarılı olsaydı ülke iç savaşa sürüklenecek ve kardeş kavgasıyla binlerce insanımız ölecekti.

Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere devletin ordusu ve yüce milletimiz sayesinde bu darbe girişimi önlenmiştir.

Şimdi bu durumda seçilmiş bir Cumhurbaşkanı veya Başbakanı meşru olarak görmemek bu ülkeye hiç bir şey kazandırmaz.

Bu tartışmaları bitirmek ve birlik ve beraberlik içinde demokrasiyi en iyi seviyeye çıkarmak için elimizden ne gerekiyorsa yapmak başta siyasilerin olmak üzere tüm vatandaşlarımızın görevidir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner135

banner150

banner151