Değerli dostlarım, selamlar. Ülkemizde her geçen gün daha bir şiddetle hissettiğimiz korona virüs tehlikesi, ne yazık ki giderek artıyor. Bu tehlikeli bekleyişimiz, uzunca bir süre de devam edecek gibi görünüyor. Devletimiz ise aldığı önlemler ile bu korona virüs belasına karşı bizleri korumaya çabalıyor. Ama vatandaşın bir sorusu var ki, kimse net bir şekilde cevap veremiyor : “ Sokağa çıkma yasağı ilan edilecek mi?”

Dostlarım, öncelikle şunu bir anlayalım istiyorum. Dünya ve dünya ekonomisi bu korona virüs illetiyle karşılaşacağını hesaplamamıştı. Yani kimse bu virüse karşı hazır ve hazırlıklı değildi. Herkesin hazırlıksız yakalandığı bu kriz bittiğinde; gerçekten yeni bir ekonomik düzen göreceğimizi düşünüyorum. Çünkü bu krizi başarı ile atlatanlar, ekonomik olarak iyi yönetenler olacaklar. Hal böyle olunca da, bu krizi iyi yönetenlerin elinde; diğerlerinden daha fazla güç olacak.

Dönelim, ülkemizde çok konuşulan sokağa çıkma yasağı konusuna. Öncelikle sokağa çıkma yasağının gelmesinin önündeki temel engelin mevcut ekonomik durum olduğunu düşünüyorum. Tarihleri biraz geriye sarıp Ocak ayına gidelim istiyorum. Ne olmuştu Ocak ayında? Türkiye eksi faiz veren ülkeler grubuna katılmıştı. Yani, enflasyon oranı; bankaların verdiği faiz oranının üzerindeydi. Eldeki avuçtaki paramız böylece buhar olup uçmaya başlamıştı. O tarihte neler yazdığımı merak edenler, buraya tıklayarak yazıyı okuyabilirler.

Sokağa çıkma yasağının önündeki temel engelin ekonomik olduğunu birkaç örnek ile pekiştirelim istiyorum. Ocak ayına yani Korona virüs tehlikesinin ülkemiz üzerinde bu kadar etkili olmadığı günlere bir daha geri dönelim. O zaman da esnafımızın işleri iyi gitmiyordu. Mesela İş dünyasında 60 günlük vadeyi neredeyse peşin sayıyorduk. Haber kanalları her gün şunun fiyatı bu kadar artmış, bunun fiyatı yüzde şu kadar yükselmiş diye haberler yapıyordu.

Şimdi konuştuğumuz konu ise sokağa çıkma yasağı. Değerli dostlarım, bunu söylediğimde kızıyorsunuz ama emin olun devletimiz elinden gelen her şeyi yapıyor. Sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi, inanın an itibariyle önce bizim hayatımızı sonrasında ise devletimizin hayatını kısmi felç eder. Çünkü ne devletimiz ne de biz ekonomik olarak buna hazırlıklı değiliz. Öte yandan sokağa çıkma yasağı ilan edilmezse de virüsün yayılma hızı artacak; sağlık sistemimiz çökecek. İki ucu ballı değnek yani. Mesela en basit soru şu: Çalışmazlar ise insanlar faturalarını nasıl ödeyecekler? İşte tüm dünya gibi devletimizin de ekonomik olarak hazır olmadığı bu korona krizinde, emin olun devletimizin elinden bu kadarı geliyor. Emin olun ben de o yüzden elinden geleni yapıyor diyorum.

Sokağa çıkma yasağı ilan edilsin diyoruz ama gıda-sağlık ve hijyen ürünlerinde tedarik zincirinin bir gün bile kopması demek daha büyük bir felakete yol açmayacak mı? Tarım durursa mesela, gıda zincirinin en büyük parçası da durmuş olmayacak mı? O zaman ne yiyip ne içeceğiz?

Peki, madem sorulara başladık, bu şekilde devam edelim. Sokağa çıkma yasağı halinde ödenecek faturalar konusunu geçiyor, evine gıda malzemesi alması gerekenler konusuna geliyorum. En temel ihtiyaçtan bahsediyoruz. Onlar ne yapacaklar? Devlet, hazırlıksız yakalandı. Hangi parayı nereden verecek bu vatandaşa?

Devam ediyor ve bir soru daha soruyorum: Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturalarını çalışmayan ve dolayısıyla geliri olmayan birisinden nasıl ve ne şekilde tahsil edeceksiniz? Hadi kamuoyu korkusundan ve sosyal medyada linç edilme korkusundan dolayı bir kapatma işlemi yapılmadı diyelim, bu sefer bahsi geçen şirket devlete vergisini nasıl ödeyecek? Vergi olmadan devlet, ne kadar dayanabilecek?

Vergi gelirleri de giderek azalırsa, zaten harcadığı, kazandığından fazla bir devlet olarak, bunca kamu görevlisinin maaşları nasıl ödenecek, zorlanılmayacak mı gibi sorular geliyor aklıma da yazarsam vatan haini sıfatıyla karşılaşırım diye korkuyorum.

Vatandaşın içinde öyle bir grup var ki, inanın dostlarım en büyük derdi onlar çekiyorlar. Günlük çalışanlar yani yevmiyeciler. Hani şu yaptıkları iş karşılığında ne sigortaları ne de başka bir hakları olan vatandaşlar. Emin olun bu korona illeti en çok onları vurdu, en çok onları kızdırdı ve en çok onların hayatlarını tehlikeye attı.           

Bu ülkenin sanayisi eğer bir ay durursa, emin olun çok ciddi ekonomik yansımaları olacaktır. Bu ekonomik yansımalar adeta bir bıçak gibi vuracak yüzümüze. Toparlanmamız mı? En az 1 seneyi bulacak. Daha da korkunç olanı, eğer bahsettiğim senaryo gerçekleşirse seri iflasları konuşuyor olabiliriz. Seri iflaslar konusunda şöyle bir bilgi paylaşayım. Tahminimce Türkiye’de iş yapan çoğu işletmenin “kötü gün” parası ne yazık ki sadece bir ay personel maaşı ödeyecek kadar.

Peki, anlattığım durumlar, diğer ülkelerde de böyle mi? Hemen hemen böyledir sevgili dostlarım. Özellikle gelişmekte olan ülkeler grubunda bulunan ülkelerde böyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü adı üzerinde, gelişmekte olan ülkeler. Türkiye’yi olur da bir başka ülkeyle konu ne olursa olsun kıyaslarsanız, seçeceğiniz ülke lütfen gelişmekte olan ülkeler kategorisinde olsun. Aksi halde benim gibiler bıyık altından gülerler.

İşte bu düşünceler ile izledim Cumhurbaşkanımızın 30 büyükşehrimizi karantina altına alıyoruz açıklamasını. Bir tarafta sağlığımız, bir tarafta ekonomimiz. İşte o yüzden diyorum iki ucu ballı değnek diye. Her ikisinden de an itibariyle vaz geçemiyoruz ya da geçmiyoruz. Devletimizin de benim kadar düşündüğünü, hatta bu konulara benden daha vakıf olduğunu çok net olarak biliyorum.

Bir de bu ülkenin ünlülerinin o pahalı evlerinden, asgari ücretli vatandaşa seslenip hayat eve sığar mesajı vermelerini anlamıyorum. Ama dinsizin hakkından imansız gelir misali onlara reis-i cumhurumuzun, 2011 yılı bütçe kanun tasarılarının görüşüldüğü sırada sarf ettiği o meşhur bir sözü ile seslenmek istiyorum:

“Bekâra karı boşamak kolay, sen işi yap işi! “

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.