Kişiyi insanlaştıran değerlerin hızla aşındırıldığı günümüzde, tüm kavramlar altüst oldu. Herkes yaşamın kendine dönük yüzüyle ilgileniyor. Toplumsallıkmış, insanlık değerleriymiş, boş ver, çek bir kalem!..  Yaşam yine de tüm olumsuzluklara karşın sürüyor. Sizin canınızdan bezdiğiniz zaman diliminde, başka kişi farklı mekânda mutluluğun doruklarına çıkabiliyor. Yaşamak güzel mi, yoksa çirkin mi kişinin dünyaya, olayları algılayışına bağlı. Örneğin, oltanızı denize atmışsınız, balık vurmuyor. Kendi şansızlığına mı yanarsınız, yoksa yeme kanmayan denizdeki herhangi balığın ömrünün uzadığına mı sevinirsiniz? Seçim sizin. Sahi, düştüğünüz yanılgıları, ürettiğiniz sizi haklı çıkaracak çeşitli gerekçelere bağlamadan kendi kendinizi dürüstçe yargıladığınız oldu mu hiç? Bu satırları yazarken avucumda sıkıştırarak kırdığım cevize bakıyorum, bir yanı çürük diğer yanı sağlam. Düşünüyorum, çürük olan hangi yanı, sağı mı yoksa solu mu? Sol, üç harfli bir sözcük. Sizi bilmem, ama sol sözcüğünü her duyuşumda, dilimden dökülüşünde içim eziliyor. Bir zamanlar aktif olan sol yanımın vurgun yediğini duyumsuyorum. Sol adına kalkıştığımız hiçbir eylemi başarıya ulaştıramadık; sonuçta solculuğumuz da sözde kaldı!.. Oysa sol’a, solun rehberliğinde kuracağımız dünyadaki güzelliklere yönelik ne çok beklentilerimiz vardı!..

Şuan elinden şekeri ve oyuncağı alınmış çocuk gibiyim. Ve “Uçurtmalarım hep takıldı tellere/ görmedim süzüldüğünü…” dizeleri geçiyor içimden.

Zamanın ufkuna bakıyorum, zifiri karanlık; belleğimde gül koncası, taze yapraklarında tırnak izleri…

Nasılda kararttık günlük güneşlik günlerimizi?

Bir anlamda kendi yarattığımız fırtınayla her birimiz bir yana savrulup çil yavrusu gibi dağıldık. Bir zamanlar meydanları doldurup, Enternasyonal marşını söyleyerek “Bütün Dünyanın Ezilen Hakları Birleşin” diye slogan atarken, şimdi her birimiz ayrı yerlerde bilerek ya da bilmeyerek karşı olduğumuz emperyalizmin değirmenine su taşıyoruz.

Taşıyoruz ki, bugün seçmen bazında gerçekte yüzde 7-8 oranında oya sahip olan ve inanç sömürüsünden başka hiçbir malzemesi bulunmayan iktidara karşı solcular olarak bir alternatif üretemiyoruz.

İşin garip tarafı, göz göre göre yediğimiz bunca vurguna karşın hala yanlışlarımızda diretiyoruz… Kendi kendimizi tükettiğimiz bu tavrımızı tanımlamaya uygun sözcük bulmakta inanın zorlanıyorum.

Özetle solcular olarak sınıfta kaldık!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.