Soma’da aymazlık ve ihmal sonucu maden ocağında meydana gelen facia, on binlerce yoksul Anadolu garibanının geride kalan ömürlerini cehennem ateşi içinde geçirmelerine yol açtı!

Ülkemiz özellikle madencilik alanında İngiltere’nin 1800’lü yıllarda bıraktığı süreçten geçiyor; filmlere konu olan dönemin ağır çalışma koşullarını maalesef biz günümüzde yaşıyoruz.

Gün geçmiyor ki yurdun bir köşesinden maden emekçilerinin can kırımı haberleri gelmesin!

Maden faciaları hep derinden vurmuştur beni; Kozlu, Armutçuk, Kandilli faciaları aradan yıllar geçmesine karşın yüreğimi kanatırken, onlara Soma’da eklendi.

Otuzlu yaşlarımda yürek yangınımı bakın nasıl dile getirmişim:

“‘Zonguldak Kömür İşletmelerinde, Kandilli Mevkii Armutçuk Ocağında grizu patlaması sonucu 63 kişi öldü, 82 kişi yaralandı. Ocakta 420 kişi vardı’ dedi spiker.

Sabaha mıhlandı düşüncelerim, her biri bir devdi çocukların gözünde; çınladı kulaklarım, geçim denen ağır yükün altında ezilen devlerin kulağıyla.

Gözyaşları özlem, ağıdı umut kokan çocukların,

Baba portakal getir, üzüm getir, şeker getir, ekmek getir; baba et mi alacaksın? Anne babam tatlı getirecek mi? Cici getirecek mi? bebek getirecek mi sözleriyle…”

Yaşım altmış oldu yine benzeri yakıcı duygular içerisindeyim; bana göre ölümün biride, binide aynı, çünkü ateş düştüğü yeri yakar!

Sahi daha önceki grizu facialarını düne kadar kaçımız anımsıyorduk?

Kayıp sayısı fazla olsa da Soma Faciası da belli bir süre sonra, yüreği yananların dışında kalan kesim tarafından unutulup gidecek!

Yer üstüne bunca yatırım yapıp tip tip otomobiller üreten sanayiciler, zenginliklerine zenginlik katan araçların üretiminde ana unsuru oluşturan madencilik sektörünü neden çağın gereklerine göre donatmazlar?

Patronlar az harcayıp daha çok kazanma histerisine kapılmış durumda, bunun içindir ki maden cinayetlerinde dünyada birinci sıradayız!

Çünkü günümüzde tüm üretimler, daha çok kar ve görsel unsurlara yönelik.

Her şey “imaj “denen ruhsuz unsura bezenip sunuluyor.

İnsani değerler mi?

Kör kuyularda can çekişiyor…

Ocakta öldürülenler toprağa verilirken özellikle bugüne kadar gerekli önlemleri almayan politikacıların takınacakları yapmacık tavırları düşündükçe yüreğim daralıyor…

Yıllar öncesinin bir maden faciasının ardından yazdığım bir şiirin “ Kömürden daha kara / karanlıkta kalan canlar /  neden orda kaldınız / güneş dünyadan bunca büyükken “ dizeleri dökülüyor dilimden…

Dediğim gibi öncekiler gibi Soma kurbanları da unutulacak, politikacılar maden ocaklarındaki koşulların iyileştirileceği yolunda nutuklar çekecek, toplum o emekçilerin çıkardığı kömürlerle ısınıp, yine çıkardıkları madenlerden üretilen ürünleri kullanacak... 

Bizlere ölümler kanıksatılsa da, şu bir gerçek ki Soma’da ocaklara düşen ateş, bir kuru ekmek uğruna canlarından olan maden emekçilerinin yakınlarının yüreğinde yaşamları boyunca küllenmeden yanacak.

Usta öykücümüz Osman Şahin’in okuduğum bir kitabının tetiklemesiyle geçen eylül ayında yıllar önce savrulduğumuz doğduğum topraklara gitmiştim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.