Anadolu coğrafyasının dört bir yanı politika tacirlerinin açtığı yollardan ellerini kollarını sallayarak yürüyen gözü doymaz bezirgânlarca talan ediliyor!

Ne acıdır ki doğal dokunun tahrip edilmesine yol açan yıkımlar pahasına elde edilen kaynaklar, çokuluslu şirketlerle işbirlikçi seçkin bir azınlığın kasalarını doldururken, meydana gelen olumsuzlukların külfetini ise yöre insanları çekiyor!

Dağ taş, deniz orman ve su kaynakları gibi değerleri Halaç pamuğu gibi attırılan bölgelerden gün geçmiyor ki isyanlar yükselmesin; gelin görün ki canhıraş feryatlar sağır duvarlara çarpıyor!

Önceki gün izlediğim bir televizyon programında, yetmişine dayanmış yaşlı Anadolu kadını, “Taş kadar değerimiz yok mu?” diye haykırıyordu.

İnsanları canından bezdiren olay, Sakarya’nın Geyve ilçesi Akıncı köyü Beşiktaş Vadisinde faaliyet gösteren Taş Ocağındaki patlamalardan kaynaklanıyormuş.

Yörenin geçim kaynağı olan ıhlamur ağaçlarının büyük zarar görmesi bir yana, insanlar can güvenliklerinden büyü endişe duyuyorken, seslerine kulak verilmemsinden yakınıyorlar.

Benzeri bir tehdit, Akkuyu’ya kurulmakta olan nükleer santralle biz Mersinlilerin de başında!

Günün şartları doğrultusunda çeşitli yatırımlar elbette yapılacak, ancak çevre dokusu ve bölge insanının güvenliğine de dikkat edilmesi koşuluyla; ama bu ilkeler özellikle son yıllarda görmezden geliniyor!

Hoyratça tahrip edilen doğa hiç kuşkusuz bir şekilde intikamını alıyor; bilindiği gibi mevsimler durduk yere birbirine karışmadı; içinden geçtiğimiz süreçte kış ortasına gelmemize karşın memleket topraklarını ıslatacak yağmur henüz düşmedi!

Anadolu’nun dört bir yanında kuraklık endişesine kapılan toprak insanları yağmur duasına çıkıyor!

Köylünün ekini filizlenmemiş, havyacılık ölmüş, derler kurumuş bezirgânların umurunda mı?

İthalattır, ihracattır, borsadır, dövizdir derken onların tekeri bir şekilde dönüyor!

Olayın en acı yanı ise, bezirgânların tekerini yine çile çeken yoksullar döndürürken, başlarına gelene “Kaderimiz” deyip katlanmaları; daha da ileri gidip, yaptıkları yolsuzluklarla ekmeklerini küçültenlerin yılmaz savunucusu oluyorlar!

Evet sevgili anacığım, haramilerin suyun başını tuttuğu toplumlarda emek ve alın teri görmezden gelindiğinden, insan da değeri olmaz!

Bunun içindir ki bizim ülkemizde de insan kanı ve canında ucuz bir şey yoktur!

Yaşananlar karşısında çaresizce uğunurken yıllar önce yazdığım bir şiirin, “ Dolaşmışsın köyleri / Kırık dökük / Ekinler sararmış yoktur başları / Erguvanın rengi / Yaseminin kokusu /Mutlu eder mi seni / Önünde hanımeli / Dibinde kan / Koklasana…” dizelerini mırıldanmaktan kendimi alamıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.